<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadıköy Gazetesi &#187; Ahmet Berhan Yılmaz</title>
	<atom:link href="http://www.kadikoygazetesi.com/author/abyilmaz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kadikoygazetesi.com</link>
	<description>Yaşayan Kadıköy&#039;ün Nabzı</description>
	<lastBuildDate>Fri, 30 Jul 2010 11:52:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>12 EYLÜL İLE HESAPLAŞMAK</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/7340-12-eylul-ile-hesaplasmak/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/7340-12-eylul-ile-hesaplasmak/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Jul 2010 07:03:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=7340</guid>
		<description><![CDATA[12 Eylül ile hesaplaşırken haksız yere bedenleri öldürülenlerin yanında en az onlar kadar önemli ve acı&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>12 Eylül ile hesaplaşırken haksız yere bedenleri öldürülenlerin yanında en az onlar kadar önemli ve acı olan değerleri, inançları ve dolayısıyla beyinleri öldürülen gençlerin unutulmaması gerekir.</p>
<p>Bugün yaşadığımız birçok sıkıntının sebebi o dönemde kimliksiz ve kişiliksiz yetiştirilmiş gençlerin bugün birçok yerde söz sahibi olmaları değil midir?</p>
<p>1980 sonrası yetişen veya yetiştirilen gençlerin üzerine oynanan zalimce oyunlar ve onların beyinlerinin nasıl yıkandığı yeterince önemsenmedikçe bu ülke gençliği daha çok sıkıntı yaşayacaktır.</p>
<p>O dönemde yapılan ve başarılanlara baktığımızda bugün daha ileri yaşlara gelmiş bile olsalar;</p>
<p>İnançlarından uzaklaştırılmış, milli ve manevi duygularından arındırılmış, okumayan, öğrenmeyen, bilmeyen ve tek hedefi para kazanmak, çalışmadan köşe dönmek olan bir gençlik görüyoruz.</p>
<p>Beynini kullanamayan ve kullanması için başkalarına teslim eden bir kuşakla karşı karşıya kalıyoruz.</p>
<p>Sağcı, solcu, dindar, milliyetçi, sosyalist herhangi bir değeri olmayan, olsa da anında kıvırtabilen, sadece ye, iç, gez ve tüket gençliğiyle dünyamızı paylaşıyoruz.</p>
<p>Milli ve dini duyguların geri plana itildiği, her şeyin para ve güç zannettirildiği, paraya, makama, güce teslim olmak üzere yetiştirilen ve bugün semeresi alınan doyumsuz ve sorumsuz bir gençliği seyrediyoruz.</p>
<p>Bu gençlik; hangi inanca sahip olursa olsun fikirlerini beyan edemeyen, savunamayan, inançlarını yaşayamayan korkakların fikirsizliği ideolojileştirdiği bir dönemden geliyor ve bugün de aynı şeyler yaşanıyor.</p>
<p>Bugün futbol sevdalılarının vatan sevdalılarından daha heyecanlı, daha çok sayıda olmasını neye bağlayabiliriz?</p>
<p>Bugün para, makam veya güç için inançlarını, kutsallarını veya bütün değerlerini bir kenara itebilenler hangi dönem gençleridir acaba?</p>
<p>Bugün partisi, lideri, futbol takımı gibi geçici hevesler için her şeyini feda edebilenler, insanların ve hatta ana babalarının bile kalplerini kırabilenler, hatta ana baba katili olabilenler hangi sefil dönemin eseridir acaba?</p>
<p>Bugün 40 yıl savunduğu değerlerini, inançlarını bir makam koltuğu için rahatlıkla terk edebilenlerin böylesi rahat kimlik ve kişilik değiştirebilmeleri neyin sonucudur acaba?</p>
<p>Bu beyinleri esir alınmış insanların hali, haksız yere idam edilmiş insanların düştüğü durum kadar acı, incitici ve ağlanması gereken bir durum değil midir?</p>
<p> Bütün bu gençler ki artık genç değiller, birilerinin kendi ikballeri için bilerek ve isteyerek bütün değerlerinden uzaklaştırdığı bir nesil olarak tarihe geçmeyecek midir?</p>
<p>O günün gençleri, bugünün makam, mevki para sahipleri olarak, güç karşısında hala korkak, hala kimliksiz davrananlar; birilerinin dünyevi hırsları adına her kılığa, kimliğe girebilen bireyler değil midir?</p>
<p>İşte bu nedenledir ki bizler 12 Eylül ile hesaplaşırken ölenlere tabi ki ağlamalıyız ama öncelikle ve büyük bir hızla makamı, gücü ve parayı her türlü değerin üstünde gören kimliksizliğe, zavallılığa ve dönekliğe çare bulmalıyız.</p>
<p><strong>AHMET BERHAN YILMAZ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/7340-12-eylul-ile-hesaplasmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>EVET Mİ HAYIR MI SÖYLE BANA NEDİR SENİN CEVABIN?</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/7206-evet-mi-hayir-mi-soyle-bana-nedir-senin-cevabin/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/7206-evet-mi-hayir-mi-soyle-bana-nedir-senin-cevabin/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Jul 2010 09:36:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=7206</guid>
		<description><![CDATA[Geçen haftaki yazımda; Bugünkü iktidarı muhalefete, muhalefeti de iktidara koyunuz, referandum konusunda söylemleri hemen değişecek, hayır&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen haftaki yazımda; Bugünkü iktidarı muhalefete, muhalefeti de iktidara koyunuz, referandum konusunda söylemleri hemen değişecek, hayır diyenler evet’çi, evet diyenler ise hayır’cı olacak demiştim. Bunu da özellikle siyasiler ve parti liderleri adına söylemiştim.</p>
<p>Bu hafta boyunca aldığım mailler, telefonlar veya konuştuğum insanlar ki bunların içersinde siyasiler de var, benim bu konuda ne kadar haklı olduğumu gösterdi.</p>
<p>Çünkü doğru bilgilenmek için yeni anayasayı okumuş, bu referandumla ilgilenen, referanduma ne sebeple evet veya ne sebeple hayır diyeceğini bilen insanların sayısı siyasiler de dâhil çok az. Bu konuda halkı bilgilendirmesi gerekenler bile siyasi konuşuyorlar. Bir ülkenin anayasası hazırlanırken siyasi söylemlerin ne işi var dediğinizde de bunun aslında anayasanın yenilenmesinden ziyade siyasi hırsların ve kurumların savaşı olduğunu işitiyorsunuz.</p>
<p>Peki, insanlar anayasayı değerlendirmiyorsa, ne olduğunu bilmiyorsa neye göre evet veya hayır diyecekler? Bunun cevabı bu hafta içi bu konuyu konuşurken okuryazarlığı ve bu işlerle de yakın ilgisi olan bir dostumun verdiği cevapta gizli. Kendisine evet mi vereceksin, hayır mı diye sorduğumda aldığım cevap;</p>
<p>- “Evet” verecekmişiz, öyle diyorlar. Oluyor.</p>
<p>Referanduma parti veya farklı taassuplarla evet veya hayır denileceğini hepimiz biliyoruz ki zaten AK Parti liderinden aldığı güç ve bu milletin Recep Tayyip Erdoğan’a olan sevgisine, ilgisine güvenerek referandumdan çıkacak sonucun kendi istediği gibi olacağına inanıyor ve haksız da sayılmaz. Bu söylemi bir adım daha öne götüreyim Tayyip Erdoğan olmasa bu anayasa “evet” alamaz.</p>
<p>Zaten dün akşam Bülent Arınç bir televizyon kanalında bunu çok net ortaya koydu ve bir lider referanduma evet veya hayır denecek dediği zaman eğer onun seçmenleri bu karara uymuyorsa o kişinin liderliği sorgulanır dedi.</p>
<p>Demek ki mesele liderde bitiyor. Bu halk, anayasayı onaylarken veya reddederken neyi kabul veya reddettiğini bilip de ne yapacak önemli olan liderin kararı. Bu da Türk usulü demokrasi oluyor sanırım.</p>
<p>Bu referandumda en büyük sıkıntıyı ben ve benim gibi 12 Eylül anayasasının değişmesi gerektiğini düşünenler ve bu iktidarın söylemlerinden yeni anayasa konusunda yüksek beklentileri olanlar yaşıyor.</p>
<p>Bir tarafta mutlaka değişmesi gereken bir anayasa diğer tarafta çok şeyler beklediğiniz ama beklentilerinizi bulamadığınız yeni bir anayasa. Böylesi güçlü bir iktidarın hazırladığı anayasa bu olmamalıydı ve değişmesi gereken bu anayasa karşımıza ne çıkarsa çıksın onu tercih edelim noktasına da getirilmemeliydi. </p>
<p>Demokrasi bütün kurumlarıyla bu ülkeye yerleştirilmek isteniyorsa YÖK, dokunulmazlıklar, Partiler Kanunu, Seçim Yasası, kılık kıyafet zulmü, dini eğitim yaşına getirilen sınırlama konusunda verilen sözler de unutulmamalı ve yerine getirilmeliydi.</p>
<p>Kurumlarında, partilerinde, meclisinde demokrasi olmayan, birilerinin çok özel kanunlarla korunduğu, özel dokunulmazlıklara sahip olduğu, birilerinin devletin her türlü maddi ve manevi imkânını, gücünü sınırsız kullandığı ülkemizde bu gibi antidemokratik ve insani değerlerin yok sayıldığı uygulamalara yeni anayasa da dur demiyorsa demokrasi ve yenilik bunun neresinde kalıyor.</p>
<p><strong>AHMET BERHAN YILMAZ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/7206-evet-mi-hayir-mi-soyle-bana-nedir-senin-cevabin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İKTİDAR İLE MUHALEFET YER DEĞİŞTİRSE REFERANDUMA NE DERLER.</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/7024-iktidar-ile-muhalefet-yer-degistirse-referanduma-ne-derler/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/7024-iktidar-ile-muhalefet-yer-degistirse-referanduma-ne-derler/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Jul 2010 09:20:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=7024</guid>
		<description><![CDATA[12 Eylül şimdi de yeni anayasanın halkoyuna sunulacağı gün olarak gündemde. Bu referandumu her siyasi parti&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>12 Eylül şimdi de yeni anayasanın halkoyuna sunulacağı gün olarak gündemde. Bu referandumu her siyasi parti kendine göre ele aldığı için halkoylaması bir kör dövüşüne dönmüş durumda.</p>
<p>Anlayacağınız burada toplumdan ziyade kendini düşünen ve partisinin gücünü ortaya koymak isteyen zihniyetler çarpışıyor.</p>
<p>Bizler gayet net olarak biliyoruz ki bugünkü iktidarı muhalefete, muhalefeti de iktidara koyunuz oyların rengi hemen değişecek ve hayır diyen evet’çi, evet diyen ise hayır’cı olacak. Çünkü bu ülkede siyaset amaçsız ve gereksiz bir şekilde, bir diğerine karşı olmaktan öteye gidemiyor.</p>
<p>12 Eylül Anayasasının değişmesini canı gönülden arzu eden biri olarak burada yeni anayasaya evet veya hayır denilmesi konusunda henüz bir fikir beyan etmeyeceğim fakat 12 Eylül’ü ve 28 Şubat’ı gerçekleştirenler yargılanmadan 12 Eylül’den intikam alınması veya 12 Eylül ile hesap görülmesi gibi söylemler havada kalıyor.</p>
<p>Yine aynı şekilde 28 Şubat ve sonrası süreçle ilgili ne bir adım ne de bir gelişme yokken, binlerce insan okulundan, mesleğinden ve geleceğinden olmuşken, haksızlığa uğramışken bu insanları ve bu insanların hakkını ve hukukunu yok sayar gibi bu konuda hiçbir kanuni tedbire ve düzenlemeye gidilmemesi neyin nesidir anlamıyorum.</p>
<p>28 Şubat ve 12 Eylül’ü gerçekleştirenler ile ilgili hiçbir yargılamaya gidilmeden, kanuni tedbir almadan 12 Eylül Anayasasına savaş açanlar “eşeğe gücü yetmeyenler, öcünü eşeğin semerinden alır” darbı meselini hatırlatıyorlar.</p>
<p>Son olarak televizyonlarda tartışanlar, bu konuda konuşan uzmanlar ve özellikle yeni anayasayı okumuş olduğunu tahmin ettiğim çok az sayıda siyasetçiye seslenmek istiyorum; bu kadar teknik konuşmak yerine benim anlayacağım şekilde bir şeyler anlatırlarsa ben de bir karar verebilirim. Ama bu kanuna AK Partililer evet, diğerleri hayır vermelidir gibi bir yaklaşım varsa bu halka saygısızlıktır ve halkı adam yerine koymamaktır.</p>
<p>Öyle ki biz burada anayasamızı oylayacağız bir parti programını değil. Çünkü partiler, insanlar geçicidir ama anayasa kalıcıdır. Böyle olunca da bugün işimize gelen iktidar yarın değişince ortada kalma ihtimalimiz doğar.</p>
<p>Eğer anayasa iktidara farklı bir güç veriyorsa, yeni gelen iktidar da anayasayı kendine göre, kendi gücünü sergilemek için kullanacaktır ve olan yine bizlere, bu topluma olacaktır.</p>
<p><strong>AHMET BERHAN YILMAZ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/7024-iktidar-ile-muhalefet-yer-degistirse-referanduma-ne-derler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BIRAK SARHOŞU KENDİ UYANSIN</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/6895-birak-sarhosu-kendi-uyansin/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/6895-birak-sarhosu-kendi-uyansin/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jul 2010 10:41:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=6895</guid>
		<description><![CDATA[Kendi dünyevi arzularına her türlü yolu kullanarak ulaşan insanlar istediklerini elde ettikten sonra hoşgörüyü, adaleti ve&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kendi dünyevi arzularına her türlü yolu kullanarak ulaşan insanlar istediklerini elde ettikten sonra hoşgörüyü, adaleti ve demokrasiyi unutuveriyorlar. Öte yandan elde ettikleri gücü korumak amacıyla yaşantılarının hiçbir anında inanmadıkları demokrasi, özgürlük, eşitlik, insan hakları söylemleriyle de insanları aldatıyorlar.  </p>
<p>Bu insanlar milliyetçi, solcu, dinci (dindar değil) veya her neci olurlarsa olsunlar menfaatleri gerektirdiği an, ne olmaları gerekiyorsa onu oluyorlar. Öyle ki çok farklı örgüt, tarikat, cemaat, mezhep, dinden gelmiş olsalar bile dünya menfaatleri onları aynı noktada birleştirdiği zaman birden bire kol kola yürümeye başlıyorlar. Bu dönekliklerinden ve inançlarına ihanetten hiç de hayâ etmeyen bu insanlar yaptıklarına da kendilerince hemen bir fetva, kılıf bulmayı da beceriyorlar.</p>
<p>Yukarıda bahsettiğimiz insanların, makam, şöhret, para gibi zaaflarını kullanarak, toplumların yaşam şeklini kendilerince tasarlayan güçler ise bu insanlar aracılığıyla gelecek korkusunu ve maddi kaygıları insanların yüreğine yerleştirmeyi başarıyorlar.</p>
<p>Bu şekilde inançlı insanları bile paranın, gücün ve makamın dünyada saygı duyulması ve hatta itaat edilmesi gereken en önemli üç otorite olduğuna inandırıyorlar.  </p>
<p>Bunun sonucu Allah’a itaatin yerine zalim bile olsa otoriteye, güce, makama, paraya itaat edilmesi gerekliliği düşüncesi her bireye dayatılıyor ve inandırılıyor. </p>
<p>Dünyamızda gücü elinde bulunduranlar inançlarından uzaklaşmış insanlardan oluşan bir toplum isterler. Çünkü inançları zayıf olan ve hedefi olmayan insanlar çabucak köleleştirilebilirler, korkak olurlar ve çok çabuk aldatılabilirler. Şaşırmamanız gereken bir durum, bu gibi aldanmış, aldatılmış insanlara önemli makamlarda da rastlayabileceğiniz gerçeğidir.</p>
<p>Dikkat edilirse günümüzde sistem ve onu yönlendirenler; dinin yerini partilerle, hakkın hukukun yerini de para ve güçle ikame etmektedir.</p>
<p>Bu durumda bir tarafta inançları ve insanları sömürenler, diğer tarafta sömürülenlerden ibaret bir toplum yapısı karşımıza çıkar.</p>
<p>İşin garibi sömürülen insanlar kendilerinden birilerini ve hatta bizzat kendilerini iktidarda zannettikleri için hallerinden şikâyetçi de değildirler çünkü maddi, manevi ne kaybettiklerinin farkında değildirler.</p>
<p>Sonuçta kargaşadan, huzursuzluktan, açlıktan, kutsalları kullanmaktan güç alan iktidarlar, iktidar beklentisi içinde olanlar ve bu iktidarları kutsayan korkak, beceriksiz ve bütün değerlerini düşünmeden birilerine, bir yerlere teslim edebilen bir toplum modeliyle karşı karşıya kalınır.</p>
<p>Televizyonlarda, gazetelerde, internet haberleşme ağlarında ve hatta rüyasında bile dezenformasyona uğrayan beyinler, karnını doyurmaktan başka bir derdi olmayan insanlar, beynini bir yerlere kiraya vererek sorumluluklarından kaçanlar ve bir daha uyanmamak üzere uyutulan bir millet karşımıza çıkar.</p>
<p>Bütün bunların sonucu; üzerine ölü toprağı serpilmiş, vatan, millet ve inançları için hiçbir mücadele, fedakârlık yapmayan, oy verip sonra televizyonların karşısına geçerek oy verdiği kişilerin vatanını, milletini, dinini, imanını kurtarmasını bekleyen aldanmış insanlar.</p>
<p>Ve yaptığımız en büyük hata; Allah’tan beklememiz gerekeni insanlardan beklemek, Allah’tan istememiz gerekeni başkasından istemek, bilerek veya bilmeyerek Allah yerine partiye, lidere, güçlü gördüğü insanlara sığınmak.</p>
<p>Ve belki de en doğru sözü söyleyen “bırak sarhoşu kendi uyansın” diyen can dostumun uyarısı. </p>
<p><strong>AHMET BERHAN YILMAZ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/6895-birak-sarhosu-kendi-uyansin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>NEYDİ?</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/6784-neydi/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/6784-neydi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Jun 2010 14:25:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=6784</guid>
		<description><![CDATA[Yaptıklarının tümü O’na alışılmadık derecede önemli ve büyük görünüyordu.
Yaptığı her şeyi kahramanca buluyordu.
Yaptığı her&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaptıklarının tümü O’na alışılmadık derecede önemli ve büyük görünüyordu.</p>
<p>Yaptığı her şeyi kahramanca buluyordu.</p>
<p>Yaptığı her şeyi ilk, en büyük ve başkalarınca yapılamaz sanıyordu.</p>
<p>Peki, neydi onu aldatan?</p>
<p>Neydi, yaptıklarını bu kadar büyük gösteren?</p>
<p>Neydi diğer insanları O’na bu kadar önemsiz gösteren.</p>
<p>Kendisini bu kadar kibirli yapan ve önemli gösteren neydi?</p>
<p>Yaratanın izni olmadan kendi tükürüğünü yutmaya bile gücü olmayan insanı “ben, ben” dedirten neydi?</p>
<p>Yaptığı her şeyin doğru olduğunu ona düşündüren neydi?</p>
<p>Neydi onu gerçeklere karşı kör eden?</p>
<p>Neydi onu sağır eden,</p>
<p>Neydi onu hissizleştiren.</p>
<p>Ağlarken bile gözyaşı yerine gözlerinden kibir akmasına sebep olan neydi?</p>
<p>İnsanlara gülümserken dudaklarında tebessüm yerine kibir görünmesi nedendi?</p>
<p>Neydi, her sabah onu yarı ölümden uyandıran, ayağa kaldıran ve O’nu yaşatan gücü unutturan ve “ben, ben” diye kibirlendiren?</p>
<p>Neydi onu yeryüzünde bu kadar kibirli ve böbürlenerek yürüten?</p>
<p>Ve son olarak;</p>
<p> “İnsanları küçümseyerek ve yersiz bir gurura kapılarak, surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde küstahça, böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah hiçbir kibirleneni, övüneni, kendisini methedeni, büyüklük taslayanı, böbürleneni şüphesiz ki sevmez.” Ayetine rağmen küçücük bir koltuğa oturan, azıcık güç elde eden hemen herkesin bu ayete muhalefet etmesine sebep olan neydi?</p>
<p><strong>AHMET BERHAN YILMAZ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/6784-neydi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İSRAİL ÇEŞİTLEMELERİ</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/6133-israil-cesitlemeleri/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/6133-israil-cesitlemeleri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Jun 2010 08:51:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=6133</guid>
		<description><![CDATA[Sayın Başbakanımız “İsrail en iyi dostunu kaybediyor” dediği zaman, İsrail ile “dost” hatta “en iyi dost”&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın Başbakanımız “İsrail en iyi dostunu kaybediyor” dediği zaman, İsrail ile “dost” hatta “en iyi dost” kelimelerini aynı cümlede kullandığı için kahroluyoruz.</p>
<p>Ülkemizin Ordusunun İsrail ile tatbikat yapacak olduğunu duyunca ve bunu düşündükçe tüylerimiz diken diken oluyor.</p>
<p>Milletvekillerimizin TBMM’de utanmadan, sıkılmadan birbiriyle yumruklaşırken uyum içersinde &#8220;İsrail Dostluk Grubu” kurduklarını ve Mecliste 247’si Ak Partili, 52’si MHP’li olmak üzere 307 milletvekilinin İsrail dostu olduğunu öğrendiğimizde de binlerce kere kahrolmuştuk.</p>
<p>11 Mayıs 2010 tarihinde Filistinlilerin bütün yalvarmalarına rağmen İsrail’in Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü&#8217;ne (OECD) üyeliğini veto hakkımız varken bunu yapmadığımızda da çok yaralanmıştık ve İsrail ekonomisinin uluslar arası meşruiyetini, güvenilirliğini yükselten bu gelişme İsrail tarafından tarihi başarı olarak ilan edilmişti.</p>
<p>Şimdi soruyorum hem de gayet samimi ve yürekten soruyorum. Mavi Marmara’da gelişen o gaddarca saldırı olmasaydı, dokuz şehit ve onlarca yaralı vermeseydik İsrail hala birlikte askeri tatbikat yapabileceğimiz kadar dost bir ülke miydi?</p>
<p>Mavi Marmara olayı oluncaya kadar neredeydi aklımız?</p>
<p>Bu İsrail daha bir yıl önce 1500’e yakın Filistinliyi fosfor bombalarıyla, topuyla, tüfeğiyle katletmemiş miydi?</p>
<p>Bu İsrail değil mi on yıllardır bölgesinde yaşayanlara zulmeden ve insanları canından, evinden, ocağından eden ve yıllardır uyguladığı ablukayla insanları açlığa, perişanlığa mahkûm eden.</p>
<p>İsrail’in yıllardır süren bu zalimliğine karşın milletvekillerimizin 2008 yılında dostluk grubu kurması hangi akla, vicdana, Müslümanlığa, insanlığa ve de hangi Türklüğe sığar. Bunun izahı var mıdır?</p>
<p>Bu İsrail’le askeri tatbikat yapmak, milyar dolarlık anlaşmalar imzalamak, savunma sanayimizin en can alıcı işlerini onlara ihale etmek onları cesaretlendirmek ve zalimliğine zalimlik katmak değil midir?</p>
<p>Nedir bu yani ortalıklarda bağıracağız, alttan alttan ilişkilerimizi mi sürdüreceğiz? Bu nasıl bir anlayış, nasıl bir insanlık ve nasıl bir yönetim şeklidir.</p>
<p>Bizler hala tanklarımızla ilgi anlaşmaların sürdürülmesinden, insansız uçakların İsrail’den alınacak olmasından ve hala İsrail’le yapılan bir sürü ihalenin, anlaşmanın devam etmesinden rahatsız oluyoruz.</p>
<p>Biz ne dersek diyelim; İsrail Başbakanı Netanyahu hiç umursamaksızın biz yaptığımızla gurur duyuyoruz ve gerekirse yine yaparız diyor.</p>
<p>Her şey aşikâr ortadadır ve duam odur ki yüce Allah göz göre göre zalimlerle dostluk rüzgârları estirenleri, dışarıda başka içeride başka davrananları birer birer farş edecektir ve nitekim ediyor da.</p>
<p>Bir hadis-i şerif ile yazımızın ikinci kısmına geçelim; “Ahir zamanda dünya menfaati için dini alet eden riyakârlar çıkar. Sözleri baldan tatlıdır. Bunlar kuzu postuna bürünmüş birer kurttur.” (Tirmizî)</p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em>BU NEYİN ZAFERİ</em></strong></p>
<p>Vuran İsrail ölenler biz, onca şehit, onlarca yaralı var.</p>
<p>Gemilere saldıran, el koyan İsrail, insanlarımızı esir alan, kaçıran, hapishanelerde bekleten ve işkence eden İsrail.</p>
<p>Gemide şehit edilen 9 Türk’ten altısını öldüren askere cesaret madalyası takılacağını açıklayan İsrail.</p>
<p>Kısaca saldıran, vuran, kıran, öldüren ve istediğini elde eden İsrail, ama gelin görün ki zafer nidalarını atan bizleriz.</p>
<p>Bizim gönül tellerimize dokunarak konuşan başbakanımızın karşısında bize sanki de savaş açmış bir ülkenin başbakanı olarak yaptığımızın arkasındayım diyerek yapılan insanlık dışı saldırıyla gurur duyan İsrail Başbakanı.</p>
<p>İsrail değil özür dilemek, yaptık yine yaparız söylemleriyle bize kafa tutuyor ve İsrail Dışişleri Bakanı Lieberman ülkemize daha bugün hakaret ediyor yani baskı hiçbir işe yaramamış hatta İsrail iyice azmış.</p>
<p>Bizim ülkemiz sadece askeri tatbikatı ve futbol maçını iptal etmiş ki Yunanistan dâhil birçok ülke aynı şeyi yapmış. Hele hele Nikaragua bizden çok daha sert bir tavır takınmış ve İsrail’le bütün diplomatik ilişkilerini resmen kesmiş.</p>
<p>Biz ne yapıyoruz; insansız uçaklar, tankların modernizasyonu, askeri anlaşmalar için İsrail ile hala aynı masadayız, aynı saflardayız.</p>
<p>Böyle düşmanlığa can feda ve böyle düşmanlık dostlar başına.  </p>
<p>İsrail’de herhalde şu şarkı dillerdedir.</p>
<p>Sen beni sevsen ne olur, sevmesen ne olur.</p>
<p>Dünya benim emrimde, gerisi boştur.</p>
<p>Buyurun bakın; hala Avrupa, ABD küsmesin ve bize karşı hoşgörülü olsun diye çabalayan herkese Allah ne diyor; “Sen onların dinine, inançlarına tabi olmadıkça, uymadıkça ne Yahudiler ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar ve kabullenmezler.” (Bakara – 120)</p>
<p>Ahmet Berhan YILMAZ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/6133-israil-cesitlemeleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ATATÜRK ÜNİVERSİTESİNDEN GURUR ADIMI</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/5933-ataturk-universitesinden-gurur-adimi/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/5933-ataturk-universitesinden-gurur-adimi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 31 May 2010 09:24:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=5933</guid>
		<description><![CDATA[Atatürk Üniversitesi tarafından düzenlenen 1.Avrasya İpek Yolu Üniversiteleri Toplantısı yaklaşık 70 Üniversiteyi bir araya getirmesiyle hem&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk Üniversitesi tarafından düzenlenen 1.Avrasya İpek Yolu Üniversiteleri Toplantısı yaklaşık 70 Üniversiteyi bir araya getirmesiyle hem Üniversitemize hem de Erzurum’a önemli, gururlu günler yaşatıyor.</p>
<p>28 Mayısta başlayan ve Yükseköğretimde Yeni Yaklaşımlar ve İşbirliği Arayışları başlığı altında üniversiteleri bir araya getiren toplantıda üniversiteler arası işbirliği imkânları ve üniversitelerin sorunları tartışılıyor.</p>
<p>Atatürk Üniversitesi bölgemiz ülkeleri ve çevre illerimizin üniversiteleri için lokomotif olabilecek kalitede ve güçte bir üniversitedir ve 70 üniversiteyi bir araya getiren bu toplantıyla bu konumunu güçlendirmiştir.</p>
<p>Bu toplantıda atılacak adımlar, imzalanacak olan protokoller, alınacak kararlar üniversitemizi ve dolayısıyla şehrimizi mutlaka bir adım daha ileriye taşıyacaktır. Atatürk Üniversitesinden başka tutunacak dalı olmayan Erzurum için bu durum çok büyük bir ehemmiyet arz etmektedir.</p>
<p>Şehrimizde misafir olarak bulunan rektörlerin içinde Atatürk Üniversitesi’nde yetişmiş olanların bulunması da bizler için hem gurur hem de avantaj teşkil etmektedir.</p>
<p>Üniversitemizi bu gayretinden dolayı destekliyor ve can-ı gönülden tebrik ediyorum.</p>
<p><strong>TÜRKÇE OLİMPİYATLARI</strong></p>
<p>Özellikle İngilizce konuştuğunda kendini daha bir adam zannedenlerin ülkesi olan Türkiye’mizin ana dilinin beyazı, sarısı, siyahıyla her ırktan ve her ülkeden gençler, çocuklar tarafından konuşulduğunu her gördüğümde gözyaşlarıma engel olamıyorum.</p>
<p>Türkçemizin başka ülkelerde öğretiliyor olduğunu görmek, bilmek bana her zaman garip bir iç huzuru veriyor.</p>
<p>Türkçe Olimpiyatları; ülkemizde hepimizin İngilizce konuşmaya çabaladığı ve ne yazık ki bununla gurur duyduğu şu dönemde kalbimize bir ferahlık vermektedir. Ben sanıyorum ki başka bir ülkenin dilini konuşabiliyor olmaktan gurur duyan ve bunu her fırsatta göstermeye çalışan nadir birkaç milletten biriyizdir.</p>
<p>Kısaca hepimiz altına üstüne bakmadan, sağa sola çekmeden başka ülkelerde Türk Okulları açan, o okullarda okuyan çocuklara, en azından bir kısmına Türkçe öğreten ve Türkiye’de bu ülkeleri bir araya getirerek Türkçe Olimpiyatlarını yapan, gerçekleştiren ve bizleri mutluluktan gözyaşlarına boğan her bir kişiye teşekkür etmeli ve onlarla gurur duymalıyız.</p>
<p><strong>HAS HALI GERİ DÖNMEZ AMA </strong></p>
<p>Has Halı ile ilgili yazım beklediğimin çok çok üzerinde ilgi gördü. Bu olaya gereksiz yere siyasi yaklaşanlar da oldu, ciddi manada bunu dert edinenler de oldu, ilgili firmaya haksız yere sitem edenler de oldu.</p>
<p>Öncelikle bilinmelidir ki bizim derdimiz ne siyasilerdir ne de siyasettir. Bizim derdimiz Erzurum’dur, Türkiye’dir. Bu sebeple bu sorunu iktidara vurmak amaçlı kullananları da, iktidarı korumak için firmaya haksız sitem edenleri de, olayı işlerine geldiği gibi ele aldıkları için kınıyorum.</p>
<p>Burada mesele açıktır ve nettir; mesele Erzurum’da Has Halı aracılığıyla evine kazanç sağlayan en az bin kişinin artık bu kazançtan yoksun kalmalarıdır. Bu nedenle şehrimizin veya ülkemizin sıkıntılarını dile getirirken bizi kimin, hangi partinin iktidarda olduğu ilgilendirmez. Bizi sorunlarımızın üzerine gidilmesi ve çözülmesi ilgilendirir.</p>
<p>Bu noktada öncelikle; yaklaşık 15 yıldır Erzurum’da çalışan, 2007 yılında Erzurum’a sağladığı istihdam sebebiyle Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası tarafından ödüllendirilen bir firmayı bu şehirde hala tanımayanlar, bilmeyenler varsa bu şehre olan ilgisizliklerinden ve duyarsızlıklarından dolayı utanmalıdırlar.</p>
<p>İkinci olarak; Has Halı kazanç elde etmek üzere kurulmuş bir şirkettir. Daha fazla parayı ve ilgiyi nerede bulursa haklı olarak işlerini oraya kaydıracaktır. Bu sebeple bizler şirketi sorgulayacağımıza böyle bir şirketi elden kaçırdığımız için kendimizi sorgulamalıyız.</p>
<p>Sözü çok uzatmadan bu sorunu dile getirmemizin amacına gelelim; bizim hatalarımızdan, ilgisizliğimizden, duyarsızlığımızdan, bilgisizliğimizden dolayı önemli bir firma Erzurum’u terk etmiştir. Bu durumda bizler bundan çıkarabilirsek bir ders çıkarmalıyız, hatalarımızı ve eksiklerimizi görmeliyiz.</p>
<p>Çok daha önemlisi; Demek ki Erzurum’da ve birçok ilçemizde yetişmiş, dokuduğu halılarla dünya birincisi olmuş mahir eller, ustalar vardır. Bu elleri boş bırakmamak boynumuzun borcudur.</p>
<p>Bu konuyla bir şekilde ilgilenen herkese sesleniyorum gelin bu olayı siyasallaştırmayın, kişiselleştirmeyin, sağa sola çekmeyin, gelin hep beraber bu mahir ve usta ellerin yeniden çalışmasını sağlayacak adımları atalım. Belki de birkaç yıl sonra kalitede ve estetikte dünya birincisi olan halı yine Erzurum’dan çıkar, ne dersiniz?</p>
<p><strong>AHMET BERHAN YILMAZ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/5933-ataturk-universitesinden-gurur-adimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AVRUPA’DAN ANLADIGIMIZ</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/5471-avrupa%e2%80%99dan-anladigimiz/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/5471-avrupa%e2%80%99dan-anladigimiz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 May 2010 12:16:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=5471</guid>
		<description><![CDATA[Zenginlik, özgürlük ve hesap vermeden yaşamak bizim Avrupa’dan anladığımız.
Dini, dili tamamen farklı ve kabul edilemez&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Zenginlik, özgürlük ve hesap vermeden yaşamak bizim Avrupa’dan anladığımız.</p>
<p>Dini, dili tamamen farklı ve kabul edilemez bir kimliğe sahip insanlarız biz onların gözünde.</p>
<p>Aslında manevi değeri olmayan, yalancı, zalim, ruhsuz bir toplumdur Avrupa.</p>
<p>       Sömüre sömüre bugünlerine gelen, başkalarının sırtından beslenen, kan, zulüm ve günah üzerine kurulmuş bir toplum ve ülkeler birlikteliği.</p>
<p>       Avrupa’nın doymak bilmez midesi doyacak diye kaç milyar insan aç kaldı bugüne kadar, kaç ülke, kaç insan sömürüldü ve bedel ödedi.</p>
<p>Dünyada kaç milyar insan köle gibi bu ülkelere ve bu ülke insanlarına çalışıyor, çalıştırılıyor?</p>
<p>Kaç insan aç kalıyor Avrupa doysun diye veya kaç insan tükeniyor Avrupalı bol bol tüketsin diye?</p>
<p>İnsanlara kendi ürettiğini bile kullandırmayan,  kahvesini, çayını, petrolünü kendi insanlarının hizmetine sunan Avrupa’da bu yoğurdun bolluğu nereden geliyor?</p>
<p>Firavunlaştıkça firavunlaşan, enaniyetin temsilcileri olan, Asya ve Afrika’nın %85’ini sömürerek bugünlerine gelenlere karşı nedir bu meftunluk?</p>
<p>Kendi eğlencesine harcadığı, herhangi bir fakir ülke insanının asli ihtiyaçlarına harcayabildiğinin binlerce katına ulaşabilen zalimlere karşı nedir bu ilgi?</p>
<p>Sınıfsal, toplumsal, kültürel ve ülkesel emperyalizmi bu kadar güçlü ve şiddetli hale getiren ve üçüncü dünya ülkeleriyle acımasızca oynayan Avrupa&#8217;yı önder tayin etmek neyin nesidir?</p>
<p>Kendi vatandaşlarına her türlü özgürlüğü, zenginliği, mutluluğu ve refahı sunan ve bizim aksimize kendi insanını birinci sınıf gören ama diğer insanlara kendi vatandaşlarının hizmetkârları, köleleri gibi davranan hatta kullanan zihniyete karşı nedir bizi zavallı kılan bu yaklaşım?</p>
<p>Yediklerinde kan, yüreklerinde kin olan ve bizim her türlü değerimize düşman olanlara karşı nedir bu kutsamalar?</p>
<p>Atalarımızın ve dedelerimizin kanı hala ellerinde, nefreti hala yüreklerinde ve gözleri hala topraklarımızda olanlarla nedir bu barış çabaları, nedir bu tavizler ve nedir bu sarılmalar, öpüşmeler?</p>
<p>Dinin bütün insani ve toplumsal değerlerini kaldıran, parayı, makamı ilahlaştıranlara karşı nedir bizi bu kadar ezik kılan?</p>
<p>Onların secde ettiklerine secde etmediğimiz sürece bizi kabullenemeyecek olanlara karşı nedir bu onlardan olabilme çabaları?</p>
<p>Avrupa olmaz ise bizler birinci sınıf, özgür, huzurlu, güçlü ve onurlu olamayacak mıyız?</p>
<p>Bizler kendi insanımıza kendi inisiyatifimizle birinci sınıf muamelesi yapamaz mıyız?</p>
<p>Bizler kendi gücümüzü kendi inancımızdan ve kendi değerlerimizden alamaz mıyız?</p>
<p>Bizler kendi insanımızı düşman görmemek ve kendi insanımıza hak ettiği özgürlükleri verebilmek için için çifte standartlarla dolu Avrupa’ya muhtaç mıyız?</p>
<p>Unutmamalıyız ki Avrupa verdiğinden kat be kat fazlasını almadan bizlere günahını bile vermez.</p>
<p>Bundan yıllar sonra onların Türkiye için planladığı her şeyin gerçekleştiğini ve bizim insanlarımızın hem burada hem de oralarda hala zulme ve haksızlığa uğradığını göreceğimizden şüpheniz olmasın.</p>
<p>Taviz verdiğimiz için methedilirken, onların istediklerine evet dediğimiz için cesaretimizden bahsedilirken ve sırf bu sebeple tebrik edilirken ne kadar mutlu olduğumuza bakılırsa çok da haksız sayılmamamız gerekir.</p>
<p><strong>AHMET BERHAN YILMAZ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/5471-avrupa%e2%80%99dan-anladigimiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TÖRELİ OL TÖRELİ</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/5190-toreli-ol-toreli/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/5190-toreli-ol-toreli/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 May 2010 10:29:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=5190</guid>
		<description><![CDATA[Bizim buralarda büyüklerin hata yapanları veya hata yapmasını istemediklerini en önemli uyarması “töreli” davran demekle olur.&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bizim buralarda büyüklerin hata yapanları veya hata yapmasını istemediklerini en önemli uyarması “töreli” davran demekle olur. Bunun aksine davrananlar töresiz, devamsız ve benzeri sözcüklerle suçlanır, azarlanır. Bu sebeple töreli davranmak, dürüst olmak, cesur olmak, adam gibi adam, kadın gibi kadın olmak önemlidir. En azından normal Anadolu insanı olan bizler için hala böyledir.</p>
<p>Okuluna töreli git, arkadaşlarınla töreli oyna, dersine töreli çalış, töreli konuş, töreli davran, töreli yat, töreli kalk. Buradaki anlamıyla “töre” hem olması gerektiği gibi, hem toplumsal ahlaka, sisteme uygun hem de dini, milli geleneğe uygun davranmak anlamına gelir.</p>
<p>Bu sebeple bizim töreli olarak yaşamaya çalıştığımız hayatımızda, hiçbir zaman ve kim olursa olsun bir başkasının yanlışına, yalanına, hatasına ortak olmak olmamıştır, olamaz da. Buna ne dinimiz ne de milli kimliğimiz müsaade eder.</p>
<p>Bu girişten sonra gelelim asıl meselemize;</p>
<p>Anayasa değişikliği TBMM’de oylanırken 8. Maddede ortaya çıkan ve iktidar partisinde sıkıntıya sebep olan hayır oyları sonucu ismi hayırcı olarak geçen bir milletvekilinin bu iddiayı yalanlarken “Başbakan uçurumdan atlıyorsa, bize yakışan onun arkasından atlamaktır. Karar doğrudur yanlıştır önemli değil, Türk töresi böyle gerektirir” beyanatı okuyan, yazan, düşünen her insan gibi beni de hayretler içersinde bıraktı.</p>
<p>Öncelikle şunu belirteyim burada ne Anayasa değişikliğini ne de iktidar partisindeki demokratik tavrı tartışmak niyetinde değilim. Burada bir milletvekilinin büyük bir yanlışı Türk Töresi diye adlandırmasını ve diğerlerinin, özellikle de ilgili liderin bu söze karşı çıkmamasını ve kabullenmesini eleştiriyorum.</p>
<p>Şükür gözlerimiz görüyor, kulaklarımız duyuyor ama bizler gördüklerimize ve duyduklarımıza inanamaz hale geliyoruz, şaşırıyoruz, üzülüyoruz ve korkuyoruz.</p>
<p>Düşünüyoruz; bir tarafta sizler hiç akıl etmez misiniz, sizler hiç düşünmez misiniz diyen bir Allah’a ve inanca sahip olacağız, diğer tarafta akıl etmeden ve düşünmeden hatalarımızı olmayan bir töre bühtanıyla örteceğiz.</p>
<p>Hepimiz de, bunu söyleyen kişi de çok iyi bilmektedir ki bizim geleneğimizde, töremizde böylesi bir garabet durum söz konusu olamaz, olmamıştır. Bu sebeple lütfen hiç kimse kendi düştüğü veya düşürüldüğü hatalı durumu Türk Töresidir diyerek bütün Türklere bühtanda bulunmasın.</p>
<p>Bizler Peygamberine bile “Bunu sen mi söylüyorsun, yoksa Allah mı emretti? Diye sorarak itiraz edebilen, Halife Ömer’i eğer yanlış yaparsan seni şu kılıçla düzeltiriz diye kılıcını kınından çıkararak uyaran, bu uyarıyı alınca ellerini açarak Allah’a şükreden ve kendisine kılıç çeken o kişiye teşekkür eden bir töreden geliyoruz. Yine Fatih Sultan Mehmet’in mahkemede kendi aleyhine karar veren kadıya teşekkür etmesi de bizim töremizin ne olduğunu ortaya koymaktadır.</p>
<p>Görülüyor ki bizim töremize göre; bir liderin biz senin yanlışında da yanındayız, senin yanlışlarını da biz ört bas ederiz söyleminde bulunanları, bu tavır içine girenleri uyarması ve bu gibi kişilere güvenmemesi gerekir.</p>
<p>Lafı uzatmadan bütün milletvekillerine sesleniyorum;</p>
<p>- Bu millet sizleri oralara doğru işler yapasınız, yanlışları düzeltesiniz ve hata yapan kim olursa olsun karşısında durasınız diye göndermiştir. Bir kişi uçurumdan atlayınca ardından sorgulamadan atlayasınız diye değil.</p>
<p>Bir insana, lidere bağlanmak, güvenmek iyi şeydir ama öncelikle o kişinin, o liderin bunu hak etmesi gerekir. Diyelim ki iyi bir liderin arkasından gidiyorsunuz bu sefer de onun yanlışlarında bile onu onaylamak, sorgusuz, sualsiz kabullenmek, susmak hem o kişiye hem de gittiğiniz yola ihanet olur.</p>
<p>Ötesinde bu şekilde davranmak sizin kişiliğinizden, inancınızdan, dürüstlüğünüzden taviz vermeniz ve sizi vekil tayin eden insanların vebalini üstlenmeniz anlamına gelir ki bunun hesabını veremezsiniz.</p>
<p>Geçici olan, ölümlü olan makam, mevki, parti ve kim olursa olsun Allah’ın yanında aciz konumda olan bir insan için hiç kimsenin kendisini Allah’tan etmesine değmez.</p>
<p><strong>AHMET BERHAN YILMAZ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/5190-toreli-ol-toreli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HES’SİYATIMIZ VEYA KURBAĞALARI ÜRKÜTMEK</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/5008-hes%e2%80%99siyatimiz-veya-kurbagalari-urkutmek/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/5008-hes%e2%80%99siyatimiz-veya-kurbagalari-urkutmek/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 May 2010 10:57:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=5008</guid>
		<description><![CDATA[Aylardır gündemden düşmeyen, bu ülkenin en sakin insanlarına sahip olan bölgemizi bile isyana sürükleyen ve kimin,&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aylardır gündemden düşmeyen, bu ülkenin en sakin insanlarına sahip olan bölgemizi bile isyana sürükleyen ve kimin, ne amaçla bu bölgeye dayattığını çözemediğimiz Hidroelektrik santrallerinin inatla ve millete rağmen yapımına devam edilme kararlılığı aklımıza şu sözü getiriyor “Bari attığınız taş ürküttüğünüz kurbağalara değse.”</p>
<p>Şimdi Siyaset – Bürokrasi – Müteahhit üçgenine sormak gerek; sizler, millete karşı bu savaşı ne adına veriyorsunuz. Neden dünyada güzelliğine az rastlanır bu doğa harikasını betona boğmaya, bu güzelliği yok etmeye karar verdiniz ve neden yöre halkını hiçe sayıyorsunuz. Hani sizler milletin iradesinin hâkim kılınmasına, insanlara zulüm yapılmamasına vesile olacaktınız, hani baskıcı ve dayatmacı yöneticiler eskilerde kalmıştı?</p>
<p>Bir soru da ilimizin siyasilerine; sizler ne zaman Erzurum adına bir şeyler yapacaksınız, sizler bu görevi sadece partinize hizmet etmek için mi üstlendiniz? Sizler; bu suskunluğunuz, sessizliğiniz ve bu kadar ürkütücü ve üzücü teslimiyetiniz sonucu çok büyük bir vebal üstlendiğinizin ne zaman farkına varacaksınız? Unutmayınız ki partiler, makamlar geçici şehirler, ülkeler kalıcıdır. Hele hele binlerce insanın kul hakkı, vebali öbür dünyada da sizinle birlikte olacaktır.</p>
<p>Resmi rakamlar ortada; ülkemizdeki kayıp-kaçak elektrik kullanımı %20’ye yakın ve bunun ekonomik değeri yılda yaklaşık 2,2 milyar dolara tekabül ediyor. Öyle ki bu kaçak kullanım bazı illerde %70’in üzerinde seyrediyor. Sizler Erzurum’a, Rize’ye, Trabzon’a karşı bu savaşı vereceğinize kaçak elektrik kullanım problemini çözün sonra enerji açığını bahane ederek doğayı katletme pahasına, gerekli gereksiz yapılacak HES’lerden bahsedin.</p>
<p>Yoksa Nasreddin Hoca gibi karanlıkta kaybettiklerinizi aydınlıkta aramak daha mı kolay geliyor? Bunu sormak beni de çok üzüyor ama gücünüz bize mi yetiyor?</p>
<p>İnsanların sizlere oy vermesi sizlerin her dediğinize evet diyeceği ve her yaptığınızın doğru olacağı anlamına gelmediği gibi kafanıza esen her şeyi yapabilirsiniz anlamına hiç gelmez. Sizlerin haksız olma ve yanılma ihtimaliniz olamaz mı? Mesela Rize ve Trabzon&#8217;da yargı oralardaki HES&#8217;lerin hem doğaya zarar vereceği hem de canlıların hayatını olumsuz yönde etkileyeceği kararına vardı, HES’lerin yapımını ve doğa katliamını en azından şimdilik durdurdu.</p>
<p>Şimdi gücünü bu milletten aldığını iddia eden iktidara sesleniyorum; vatanına, milletine âşık, vatanına yıllardır yük olmamış, sevgiden başka bir duygu beslememiş bu yöre halkına istediği huzuru veriniz ve bu bölgenin yakasından düşünüz. Bir faydanız olmuyor ise bari zararınız da olmasın.</p>
<p><strong><em>YAKUTİYE BELEDİYESİNE TEŞEKKÜR</em></strong></p>
<p>Yakutiye Belediyesi’nin Yakutiye Medresesi ve Lala Paşa Camii’ni de içine alan çevre düzenlemesi ve peyzaj çalışması bir belediyenin asli hizmet alanında yapması gereken çalışmalara iyi bir örnek olacağa benziyor.</p>
<p>Erzurum’da uzun yıllardır göremediğimiz böylesi güzel ve kalıcı bir belediye hizmeti için Yakutiye Belediyesine şimdiden teşekkür etmek gerekir.</p>
<p>Belediye başkanları göreve geldikleri andan itibaren siyasi mülahazalardan uzak bir şekilde, görev aldıkları şehrin ve insanlarının daha rahat ve huzur içinde yaşayabilmeleri için gereken ne varsa onu yapmak durumundadır. Bunun yanı sıra kişiliksiz yönetim sergileyen, cesaretsizlikleri sebebiyle parti taassubundan, teslimiyetinden kurtulamayan belediye başkanlarının da hem kendilerine, hem şehirlerine önemli zararlar verdikleri de aşikârdır.</p>
<p>Belediyeler; yol, su, imar, ulaşım gibi birincil hizmetlerinin yanı sıra park, bahçe ve benzeri yapılanmalarla şehrin kaotik ortamından insanları belli bir süre de olsa uzaklaştıracak gerekli alanları oluşturmakla da görevlidirler.</p>
<p>Fakat ne yazıktır ki Erzurum’da belediyeler genellikle bu gerçeğin aksine davranarak insanlara huzurlu ve rahat bir hayat şansı sağlayacak alanları oluşturmak yerine bütün alanları otomobillere ve binalara teslim edecek yapılanmaları ortaya koymak gayretinde görünmektedirler.</p>
<p>Erzurum’un şehirleşmedeki en önemli eksiklerinden biri açık alanlar veya meydanlardır. Meydanlar şehirlerin kalbidir ve şehir hayatının olması gereken önemli bir parçasıdır. Meydanlar buluşma noktalarıdır, önemli olayların, hatıraların yaşandığı yerlerdir.</p>
<p>Yıllardır birçok vesileyle değindiğim insanların randevu verebileceği, buluşabileceği, çocukların koşturabileceği, birini beklerken canınızın sıkılmayacağı bir meydan, bir alan Erzurum’un ihtiyacıdır.</p>
<p>Dünyanın ve ülkemizin önemli şehirleri meydanları ile bütünleşmiş, meydanları ile nam salmışlardır ve Yakutiye Belediyesi de bu konuda önemli bir adım atmıştır. Bu tarihi meydanın son yıllarda Erzurum’a yapılmış önemli, hayırlı ve kalıcı hizmet olarak tarihteki yerini alacağına inanıyorum.</p>
<p><strong>AHMET BERHAN YILMAZ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/5008-hes%e2%80%99siyatimiz-veya-kurbagalari-urkutmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
