<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadıköy Gazetesi &#187; İmren Büyükkaya</title>
	<atom:link href="http://www.kadikoygazetesi.com/author/imren-buyukkaya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kadikoygazetesi.com</link>
	<description>Yaşayan Kadıköy&#039;ün Nabzı</description>
	<lastBuildDate>Fri, 30 Jul 2010 11:52:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Gemiler</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/6510-gemiler/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/6510-gemiler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jun 2010 14:09:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İmren Büyükkaya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=6510</guid>
		<description><![CDATA[İçim sıkılınca soluğu deniz kenarında alırım,
Deniz kokusunu olabildiğince içime çekerim.
O alabildiğine mavilikte birçok düşünce&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İçim sıkılınca soluğu deniz kenarında alırım,</p>
<p>Deniz kokusunu olabildiğince içime çekerim.</p>
<p>O alabildiğine mavilikte birçok düşünce silip gider aklımdan.</p>
<p>Saatler geçmiştir,</p>
<p>Aynı geçip giden gemiler gibi,</p>
<p>Oturup kalmışımdır.</p>
<p>Gemileri seyrederken denizi koklarken,</p>
<p>Limandan ayrılan her gemi,</p>
<p>Biraz içimi burkar aslında,</p>
<p>Daha ayrılmadan limandan;</p>
<p>Geri dönüşün özlemi içindedir,</p>
<p>Dört gözle beklenir geri dönüşler.</p>
<p>Gemiler gelip geçerken,</p>
<p>Bir saat, bir gün, bir ay ve bir ömür geçtiğini düşünürüm:</p>
<p>Öyle demiyor mu bir şarkıda,</p>
<p>Gemiler gibi dünya,</p>
<p>Gemiler gibi hayat,</p>
<p>Gelip geçiyor geçip gidiyor.</p>
<p>Ve</p>
<p>Bir gemi kalktı İstanbul’dan,</p>
<p>Ne bir gün, ne bir ay, ne bir ömür,</p>
<p>Zaman durdu,</p>
<p>Bir bilinmezlikle uğurlandı,</p>
<p>Geri dönüşü bekleyenlerde,</p>
<p>İçlerinde burukluktan ziyade,</p>
<p>Geri gelmeyecekmiş gibi bir hisse kapıldı.</p>
<p>Beklenilenden daha da hazin,</p>
<p>İnsanlıktan uzak sahnelere görüntü oldu.</p>
<p>İçimiz yandı,</p>
<p>Nefesler tutuldu.</p>
<p>Şimdi ne zaman bir gemi görsem,</p>
<p>İçim daha çok sıkılıyor,</p>
<p>İnsanoğlunun kana doyumsuzluğu midemi bulandırıyor…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/6510-gemiler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yüz Karası Değil, Kömür Karası.</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/5647-yuz-karasi-degil-komur-karasi/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/5647-yuz-karasi-degil-komur-karasi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 May 2010 14:27:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İmren Büyükkaya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=5647</guid>
		<description><![CDATA[Çocukluğum kayıp gidiyor,
 Kömür karası avuçlarımdan.
Kafamı kaldırabilirsem eğer,
Güneş gözlerimi alacak, görebilmek için gökyüzünü kısarak bakacağım gözlerimi;
Görebildiğim,&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">Çocukluğum kayıp gidiyor,</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Calibri;"> Kömür karası avuçlarımdan.</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">Kafamı kaldırabilirsem eğer,</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">Güneş gözlerimi alacak, görebilmek için gökyüzünü kısarak bakacağım gözlerimi;</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">Görebildiğim, alabildiğine mavi gökyüzünü renklendiren,</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">Ellerimin karasına inat rengârenk uçurtmalar olacak.</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">Umutlandıran bir ışık sızsa minik bir delikten,</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">Daha başka hayaller de yer alacak,</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">Çocukluğumu kaybederken tam, kapımı çalacak,</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">Çıkacağım yeryüzüne süreceğim uçurtmamı göğe,</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">O zaman, rüzgâr bizden yana olur mu?</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">Yükselir mi göklere?</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">Özgür gibi dursa da ipleri başkasının elinde,</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">Ne bir ışık ne bir ses var burada,</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Calibri;"> Kafamda çocukluğumdan ziyade,</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">Çocuklarımın ekmek derdi aslında,</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">Yeryüzünden yüzlerce metre aşağıda,</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">Her mesleğin zorluğu diyorlar buna,</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">Kader de ne varsa o…</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">Bu mesleğin kaderinde bu da var,</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">Duyduğum bu, yer altında.</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">Zaten, kısmet diye başlamadık mı?</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">Toprak rengi gökyüzümüz de,</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">Yoktu üç kuruşa beş köfte,</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">Alın teriyle,</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">Yüz karası değil, kömür karası,</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">Diyerek son nefesimizde…</span> </p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Arial Unicode MS;">Üzüntümüz büyük.</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Arial Unicode MS;">Allah’tan ölenlere rahmet, ailelerine sabır diliyorum.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/5647-yuz-karasi-degil-komur-karasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Tek Annem Olsun Bana Bir Şey Olmaz</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/5134-bir-tek-annem-olsun-bana-bir-sey-olmaz/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/5134-bir-tek-annem-olsun-bana-bir-sey-olmaz/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 May 2010 12:29:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İmren Büyükkaya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=5134</guid>
		<description><![CDATA[Anneler günü, Anna Jarvis’in annesini kaybetmesi üzerine bu acıyı biraz olsun hafifletmek ve diğer insanlara annelerin önemini&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Anneler günü, Anna Jarvis’in annesini kaybetmesi üzerine bu acıyı biraz olsun hafifletmek ve diğer insanlara annelerin önemini belirtmek üzere 1908 yılında başlattığı bir anma günüdür.</p>
<p>      Anlaşıldığı  gibi, acı bir kaybın arkasından meydana gelen özel bir gündür.</p>
<p>Hayat kısa, yaşam kavgamız içersinde, bazı değerleri erteliyoruz ya da ertelemek zorunda kalıyoruz; ertelediğimiz günlerin bir daha geri gelmeyeceğini biliyoruz oysa…</p>
<p>Anneler günü, hep gönlümüzde taçlandırdığımız annelerimizi hatırlamak ya da güzel bir gün geçirmek için iyi bir bahane; ona hala dokunabiliyorsak ve sesini duyabiliyorsak çok şanslıyız aslında.</p>
<p>Düşününce iki hece “an-ne” ama bir yaşam sığıyor bu iki heceye.</p>
<p>Söylenişi “an_ne” bundan ibaret olup, kendisi bu iki heceden hep daha fazlası olmuştur:</p>
<p>En iyi arkadaşımız, tecrübeleriyle yaşantımızı aydınlatan fener, en sıcak kucak, en şefkatli el ve daha fazlası…</p>
<p>Anneliği tadan her canlının anneler günü kutlu olsun… </p>
<p><em>Bir tek annem olsun bana bir şey olmaz..</em> </p>
<p>İmren Büyükkaya</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/5134-bir-tek-annem-olsun-bana-bir-sey-olmaz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bahardan Değil…</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/4662-bahardan-degil%e2%80%a6/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/4662-bahardan-degil%e2%80%a6/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Apr 2010 16:07:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İmren Büyükkaya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=4662</guid>
		<description><![CDATA[Havalar ısınmaya başladı, güneş bulutların arasından gülümsüyor; rüzgâr onun gülümseyişine pek aldırış etmediği için sert, sert&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Havalar ısınmaya başladı, güneş bulutların arasından gülümsüyor; rüzgâr onun gülümseyişine pek aldırış etmediği için sert, sert esiyor.</p>
<p>Kuşlar cıvıldamaya çoktan başladı. Artık arkamızdan hişt, hişt diye seslenir böcekler.</p>
<p>Bütün bu güzel olan her şeye rağmen yorgunluk, halsizlik ve içimde bir sıkıntı var.</p>
<p>Kış yorgunluğudur herkeste olur, bahardandır diyorlar.</p>
<p>Nasihatte bulunmak isteyen arkadaşlarım uzmanlara göre diye başlıyorlar söze; havaların yavaş, yavaş ısınmasıyla birçok kişide halsizlik, yorgunluk, eklem ağrıları, uyku isteği gibi ortak şikâyetler görülüyormuş. Bu yakınmaların çoğu bahar yorgunluğuna bağlanıyor.</p>
<p>Baharın yorgunluğunu bir nebze azaltmak için, ben de televizyonu açtım, meyve çayımı aldım. Uzattım ayaklarımı, ; bu bahar yorgunluğu, taze meyve çayı kokusu karşında yenik düştü diye düşündüm bir an.</p>
<p> Yanılmış olduğumu anladım özetle haberler geçince; ben sadece bu bahar yorgunluğuna inanmak istediğimin farkına vardım.</p>
<p>Baharın bir suçu yoktu bu stres ve sıkıntı meselesinde. Havanın bir açıp bir kapanmasından başka:</p>
<p>Havanın açık kapalı olması  da sıkıntı değil aslında, bir iş kapısının açılma umudunun ardından umut edilen kapıların kapanmasından alışkınız açılıp kapanmalara; ama bir anneyi ağlarken görmek sıkıntıydı. Dershane parası yüzünden canı yanmış ve evladını kaybetmiş bir anneyi görmek sıkıntıdan ziyade üzücüydü. Soner’in bahar çağında, bu bahar aylarında toprak ayaklarının altında olması gerekirdi oysa. Soner’in hikâyesine ortak olduk ekrandan yansıdığı kadarıyla…</p>
<p>Ya yansımayanlar?</p>
<p>Bunların sıkıntısı bahardan değil.</p>
<p>Geçim derdi, ekmek parası.</p>
<p>Anlayacağınız, bu sene bahara suç  bulmayın onun bir suçu yok ne içimizdeki sıkıntıdan ne de yaşam kavgamızın yorgunluğundan… </p>
<p>İçinizdeki baharın ve her şeye rağmen yaşama sevincinin hiç son bulmaması dileğiyle… </p>
<p> İmren BÜYÜKKAYA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/4662-bahardan-degil%e2%80%a6/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sessiz Kalma Suça Ortak Olma…</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/4013-sessiz-kalma-suca-ortak-olma%e2%80%a6/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/4013-sessiz-kalma-suca-ortak-olma%e2%80%a6/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Mar 2010 14:33:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İmren Büyükkaya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=4013</guid>
		<description><![CDATA[Yaşam şartları  çok zorlaştı, ekmek aslanın ne midesinde ne kuyruğunda gibime geliyor artık; önceden zor olan&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşam şartları  çok zorlaştı, ekmek aslanın ne midesinde ne kuyruğunda gibime geliyor artık; önceden zor olan şeyler için gün geçtikçe zor kelimesi bile yetersiz kalıyor.</p>
<p>Böyle de oldukça herkes kendi derdine düşüyor haliyle, birçok kişinin dileklerinde pek fazla istekler olacağını sanmıyorum, yaşamı gerektiren koşullar haricinde; zaten öyle bir durumdayız ki bize hak olarak verilmesi gereken bazı durumlar artık bir artı gibi görülüyor çünkü şu anda ikinci bir B planı olanların sayısı çok az.</p>
<p>Durum böyle olunca bir başkasının hakkını ne kadar koruyabilir ya da düşünür insan.</p>
<p>Menfaatlerimiz uğruna bazen göz kırpmadan birçok şeyden vazgeçebiliriz. Kişisel olarak da bu böyle, pastanın büyük bir kısmında payı olanları zaten saymıyorum çünkü pastayı daha da büyütmek için ellerinde beyaz güvercin arkalarında gözyaşı ve insanoğlunun hazin tablosu.</p>
<p>İnsanoğlu bir tek kendine zarar vermiyor tabi kendi menfaatleri doğrultusunda, yeryüzündeki birçok canlı bundan nasibini alıyor.</p>
<p>Bu yazı yazılmakta gecikti ama ben geç kalınsa bile yazmam gerektiğini hissetim.</p>
<p>Ölüdeniz’de Yunus Parkı inşaatı yapılamaya başlandı.</p>
<p>Ölüdeniz de kurulacak bu tesisin Alanya’da bir benzeri olan Sealanya Dolphin Park ta geçtiğimiz ay 4 yunus ardı ardına öldü. Açıklamalarda, açıklanamayan bir sebeple deniliyor. Sebepleri ne kadar açıklayamasalar da<em> </em>belli değil mi?</p>
<p>Doğal yaşamlarından alınıp özgürlüklerinden hatta yavrularından ayrılıyorlar, bunlar sizce ölümlerine etken değil mi? Ayrıca gösteri yunusların yaşadığı vahşeti ‘The Cove’ isimli belgeselde anlatılıyor.</p>
<p>Sevginin, masumiyetin ve özgürlüğün sembolü olan yunusların sesi olma zamanı… </p>
<p>Sizde onların sesi olmayı istiyorsanız <strong>‘Yaşam Hakkına Saygı Derneğine’</strong> üye olup tüm gelişmeleri takip edebilirsiniz. Facebook paylaşım sitesinde ayrıca sayfaları var oradan da takip edebilirsiniz.</p>
<p>Sessiz kalmayın Suça ortak olayın. </p>
<p>Not: Bütün kış boyunca ekmek ağacı yaptılar ve kuşların diğer hayvanların soğuk havalarda yiyecek bir şeyler bulmasını sağladılar; şimdi havaların ısınmaya yüz tuttuğu bu günlerde ve gelecek yaz aylarında bir kap su ve mama koyalım.</p>
<p>Onların sesi olmaya devam edelimmm… </p>
<p>İmren BÜYÜKKAYA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/4013-sessiz-kalma-suca-ortak-olma%e2%80%a6/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kendimizle ne kadar barışığız?</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/3342-kendimizle-ne-kadar-barisigiz/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/3342-kendimizle-ne-kadar-barisigiz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Feb 2010 15:01:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İmren Büyükkaya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=3342</guid>
		<description><![CDATA[Korkmadan en son ne zaman yüzleştik içimizdeki sesle, aynaya detaylı en son ne zaman baktık?Ne kadar memnunuz&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Korkmadan en son ne zaman yüzleştik içimizdeki sesle, aynaya detaylı en son ne zaman baktık?Ne kadar memnunuz bize sorulmadan verilen kararlardan; ismimizden, cinsiyetimizden, fiziksel özelliğimizden&#8230;?</p>
<p>Keşke böyle olmasaydı dediğimiz, fakat kendimize bile söyleyemediğimiz konuları, küçük harfle olsa bile ne zaman paylaşacağız kendimizle, her seferinde rafa kaldırdığımız bu konular bizden bir şeyler alıp götürüyor.</p>
<p>     Sıkışıp kalıyoruz içimizdeki ses, biz, toplum döngüsünde.</p>
<p>Bu bana şu benzerliği hatırlatıyor:</p>
<p>Bu havalarda montumuza sarılmamak imkânsız ama güneş pencerenin arkasından ısıtıyor; içimizdeki sesi susturmaya çalıştıkça, dışarıdan bakıldığında halinden memnun ama içimizde bir fırtına. Hal böyle olunca da çevremizdeki insanlara, hatta topluma tepkili olmak kaçınılmaz galiba.</p>
<p>Bazı şeyleri çevremizdekilere kabul ettiremeyiz, kabul etmiyorlar diye kendi yapımızdan uzaklaşmak niye?</p>
<p>Biz çevremizdeki farklılıkları  hemen kabulleniyor muyuz?</p>
<p> İçimizdeki fırtınalarla başa çıkmayı öğrenmeliyiz bir şekilde, yüzleşmeden göstermelik bir mutluluk oyunu daha çok zarar verecek ve bunun yaratmış olduğu savunma mekanizması bizi yanlışa sürükleyecektir. Çevremizdekilerin bizim hakkımızda söylediği en ufak bir şeyden bile rahatsızlık duyacağız.</p>
<p>Gerçekten o gücü içimizde bulduğumuzda, bize farklıymış gibi bakan gözler, söylenen sözler çok etkilemeyecek ve biz gerçekten öyle olduğumuz için olacağız.</p>
<p>Küçük harfler büyüyecek içimizde, gülerek çıkacak dudaklarımızdan.</p>
<p>      Başa  çıkmaya cesaretin varsa, senden ötesi yok kendini sev. </p>
<p>Ben den tavsiyeler;</p>
<p>*Havanın güzelleştiği bu aralar montundan çok kendine sarıl ve bir çay ısmarla.</p>
<p>*Kendini farklı ve iyi hissedeceğini düşündüğüm: Kadıköy “Sanatkârlar Sokağını” dolaş. Kadıköy’ün ara sokaklarına saklanmış ve bulmamızı bekleyen sahafları gez.</p>
<p>*Yeni çıkan albümlere bak ve hatta bir tane al, tarzından farklı olsun bu sefer ben de öyle yaptım ve müzik piyasasında daha çok yeni olan Seçil Yavuz’un ‘En nihayet’ albümünü aldım.</p>
<p>Kendimize arada böyle sürprizler yapmak güzel oluyor ruhu besliyor diye düşünüyorum.</p>
<p>Kendinizi nasıl iyi hissediyorsanız; o halinizle şimdiden iyi hafta sonları diliyorum.</p>
<p>İmren BÜYÜKKAYA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/3342-kendimizle-ne-kadar-barisigiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evvel Zaman İçinde  Çocuklardık…</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/2884-evvel-zaman-icinde-cocuklardik%e2%80%a6/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/2884-evvel-zaman-icinde-cocuklardik%e2%80%a6/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Feb 2010 11:29:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İmren Büyükkaya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=2884</guid>
		<description><![CDATA[Evvel Zaman İçinde  Çocuklardık…Yaramaz, uslanmaz, gözyaşları dinmez; bir o kadar da masum ve gülmek denen şeyi&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Evvel Zaman İçinde  Çocuklardık…Yaramaz, uslanmaz, gözyaşları dinmez; bir o kadar da masum ve gülmek denen şeyi en iyi şekilde hakkını verdiğimiz zamanlardı.</p>
<p> Toplananınca bütün mahallenin çocukları, oyuna devamsızlık edilmezdi. Anne yemek için çağırdığında; ekmek arasına bir şey konması için pazarlık başlardı, bir bardak su için en yakın komşunun zili çalınırdı. Oyun yarıda bırakılmazdı ilk eve giden olmak kimsenin işine gelmezdi ama akşam ödevler beklerdi, sırayla yazılmış ödev defterine.</p>
<p>     Ertesi güne andımızla başlanırdı; bir giyilmiş eşit durulmuş sıralarda. Eşit olması gerekirdi, ilk heceyi öğreneceği okulunda. Dil, din, zengin, fakir ayrımı yoktu; kardeşliğin, dürüstlüğün ve en önemlisi Mustafa Kemal’in yeşil tahtanın üstünden gülümsediği bir yerde nasıl olabilirdi?</p>
<p>Çocuk bakışların arasına gizlenmiş büyük dertler vardı bazılarımızda; sınıf arkadaşlarına yansıdığında bu durum alay konusu olmaz, en büyük destek sınıf arkadaşlarından gelirdi.</p>
<p>Şimdi…</p>
<p>Çocukluk diye bir kavramı yaşamadan büyüyorlar. Nasıl bir dönem yaşıyoruz ki hepsi hayatın yükünü taşıyor; oysa oyuna devamsızlık etmemeli çocuklar.</p>
<p>Nasıl bir dönemdeyiz ki bir paylaşım sitesinde izlediğimiz ilkokul çocuğu fakirliği yüzünden alay konusu olduğunu ve bunun sıkıntısını ‘içimde ateş var’ diye ifade ediyor daha o yaşta.</p>
<p> Ölüm yıl dönümünden beş gün geçen Barış Manço iyi ki bu tabloyu görmedin.</p>
<p>Gerçi sen olsaydın daha başka olurdu bu dönemde çocukluk.</p>
<p>Ahhhh Barış abi aşk olsunnn…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/2884-evvel-zaman-icinde-cocuklardik%e2%80%a6/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Kişiye Yapılan Haksızlık</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/2651-bir-kisiye-yapilan-haksizlik/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/2651-bir-kisiye-yapilan-haksizlik/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Jan 2010 14:14:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İmren Büyükkaya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=2651</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Bir kişiye yapılan haksızlık,  bütün topluma karşı  işlenmiş bir suçtur.  Bu bilinci paylaşmak ve bu sorumluluğu&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Bir kişiye yapılan haksızlık,  bütün topluma karşı  işlenmiş bir suçtur.  Bu bilinci paylaşmak ve bu sorumluluğu yerleştirmek  zorundayız.  Uygarca paylaşılan sorumluluk bilinci,  özgürlüğün de,  demokrasinin de  tek güvencesidir.  </p>
<p>Bu güvence sağlanmadıkça,  <br />
demokrasinin temeline  <br />
tek bir taş bile konmuş olamaz.  <br />
Unutmayalım ki &#8220;cesur bir kez,  <br />
korkak bin kez ölür&#8221;.  <br />
Önemli olan,  <br />
insanın böyle bir toplumda  <br />
&#8220;mezar taşı&#8221; gibi  <br />
suskunluk simgesi  <br />
olmamasıdır.&#8221;</p>
<p><strong>Uğur Mumcu</strong></p>
<p>  Ecelsiz öldürüldük, dövüldük, vurulduk, asıldık.  Ey halkım unutma bizi!<strong></strong></p>
<p>Diye yazmıştı ‘Sesleniş’ yazısında; ecelsiz öldü 24 Ocak karlı sokakta.</p>
<p>Bundan korkmadı, ‘mezar taşı’ gibi suskun olmaktan belki daha çok korktu; cesur bir kez ölür, korkak bin kez dedi yazdığı satırlarda:</p>
<p>Ülkenin kanserli kısmındaydı aklı hep iyileştirebilirdi belki; yazdığı yazılarında bugün ne olacağını yansıtıyordu.</p>
<p>Yapılan haksızlıkların karşısındaydı, o kadar ince düşünmüştü ki, bir kişiye yapılan haksızlığı topluma yapılmış saydı ve bu bilinç de bir toplum istedi.</p>
<p>     ‘Bağımsızlık Mustafa Kemal’den bir armağandı ve sahip çıkılmalıdır’ diye ekledi her yazısına.</p>
<p>O ülkesini ve halkını;</p>
<p>Özgür</p>
<p>Eşit</p>
<p>Bağımsız</p>
<p>Görmek istedi…</p>
<p> O da ecelsiz ölen bir gazeteciydi Uğur Mumcu….Saygı ve Rahmetle anıyoruz…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/2651-bir-kisiye-yapilan-haksizlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayırlısı olsun bakalım…</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/2252-2252/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/2252-2252/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Jan 2010 13:46:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İmren Büyükkaya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=2252</guid>
		<description><![CDATA[Teknoloji hızla gelişiyor hızına yetişmek giderek zorlaşıyor, yaşamımız gün geçtikçe kolaylaşıyor. 2010 dayız bunların olması normal&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Teknoloji hızla gelişiyor hızına yetişmek giderek zorlaşıyor, yaşamımız gün geçtikçe kolaylaşıyor. 2010 dayız bunların olması normal dimi! Çocukken izlediğimiz kurgu filmlerden etkilenerek vayy 2010 da her şey daha farklı olacak diye tasarlardık. Beklediğiniz 2010 nasıldı bilmiyorum; ama beni, kurgu filmlerde olduğu kadar etkilemedi. Ahh çocukluğum kurgulardaki gibi bir yaşama takılı kaldı. Mesela birçok çizgi filimde pencereden uçan daireye biniliyordu; hafızamı zorlayınca çizgi filmler de şekilleniyor. Hala yer çekiminde trafiğe maruz kaldığım için değil bu hayal kırıklığı. Teknolojiden yana pek fazla sıkıntım yok ayrıca, her an şaşırtabiliyor insanı. Yaşam kolaylaştıkça daha mı zorlaşıyor acaba? Duyarsızlığımız bu yüzden mi artıyor? Duyarsızlaştıkça bu dünyayı paylaştığımız canlıları daha da mı görmezden geliyoruz? Geçenlerde karşılaştığım manzara ne yazık ki böyle düşünmeme sebep oldu. Kabataş vapurdan indim gideceğim istikamete yöneldiğimde bir çocuk gördüm, elinde çubuğa benzer bir şey kıvrılmış yatan sokak hayvanıyla uğraşıyor çok sinirlendim ve ikaz da bulundum uğraşmayı bıraktı bir şeyler geveledi gitti. Köpeğin tepkisi onu ısırmak olsaydı eğer, bundan bütün sokak hayvanları sorumlu tutulurdu: dertlerini anlatabilselerdi, ben güzelce yatıyordum, ben bir şey yapmadım onlar bulaştı diyebilselerdi. O zaman daha mı az zarar görürlerdi acaba? 2009 u geride bırakmaya saatler kala herkes birbirine mutlu seneler diledi ve iyi dileklerde bulundu, ama böyle sahnelerle karşılamamızı engelleyecek bir yıl olmadı; özelliklede Melisa’nın nefesini çalanlar ilk haftaya damgalarını vurdular. Hoş geldin 2010…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/2252-2252/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/2102-istanbul-2010-avrupa-kultur-baskenti/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/2102-istanbul-2010-avrupa-kultur-baskenti/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 Dec 2009 09:44:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İmren Büyükkaya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=2102</guid>
		<description><![CDATA[2009 geride bırakmaya sadece saatler kaldı.Yeni yılı karşılamak için hepimiz heyecanlıyız.2010’un yeni bir yıl olması&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><br />
</strong></p>
<p>2009 geride bırakmaya sadece saatler kaldı.Yeni yılı karşılamak için hepimiz heyecanlıyız.2010’un yeni bir yıl olması haricinde İstanbul için çok ayrı bir önemi var İstanbul bu yıl Avrupa Kültür Başkenti Unvanı alıyor. Hazırlıklara çoktan başlandı.2010’un şimdiden hareketli geçeceği belli oldu. Tanıtımlarını zaten televizyonlardan izlemişsinizdir.Ben şöyle bir etkinliklere göz attım.2010 sanatseverlerin yılı olacağını düşünüyorum ve bazılarını sizinle paylaşmak istiyorum:</p>
<p>Yıldız Teknik üniversitesi Davutpaşa kampüsü sınırları içersindeki klasik dönem Osmanlı mimarlık anıtı olan Ortağ-ı Hümayun binası restore edilerek kültürel ve sosyal etkinliklerde aktif olarak kullanılacakmış ve üniversite gençliğinin kültür-sanat etkinliklerinden faydalanabileceği bir buluşma noktası halini alacakmış.</p>
<p>Kadın gözüyle İstanbul adlı proje ise; kadınların görmek istedikleri İstanbul’u grafikler filmler fotoğraflarla anlatacağı bir proje aynı zamanda atölyeler tüm kadınlara açık olacakmış</p>
<p>İstanbul’da aşk başkadır adlı bir belgeselde 2010’un etkinlikleri arasında. İstanbul’da aşk projesi; doğu-batı arasında köprü olan İstanbul ile iki insan arasındaki köprülerden biri olan aşk kavramının buluşmasından oluşan bir fikir olmuş, bu belgesel de 28 Eylül 2010 tarihinde gösterime girecekmiş.</p>
<p>Bu projeler; İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı tarafından gerçekleştiriliyor.</p>
<p>Bu sene Enerjimiz İstanbul’dan.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/2102-istanbul-2010-avrupa-kultur-baskenti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
