<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadıköy Gazetesi &#187; M. Nazım TELLİ</title>
	<atom:link href="http://www.kadikoygazetesi.com/author/mnazimtelli/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kadikoygazetesi.com</link>
	<description>Yaşayan Kadıköy&#039;ün Nabzı</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 09:38:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Öğretmenler yetersiz!</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/17761-ogretmenler-yetersiz/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/17761-ogretmenler-yetersiz/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Nov 2011 16:01:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Nazım TELLİ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=17761</guid>
		<description><![CDATA[Geçen hafta bir programa katıldım.  Program, “Liseler Arası Güzel Konuşma Yarışması” Yarışmanın tertiplenmesi, okul ve öğrencilerin&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Geçen hafta bir programa katıldım. </strong><strong> </strong><strong>Program, “Liseler Arası Güzel Konuşma Yarışması” Yarışmanın tertiplenmesi, okul ve öğrencilerin bu yarışmalara katılmasını yürekten kutluyorum.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Milli Eğitim, dilimize sahip çıkıyor.</p>
<p>Okul ve öğrencilerimiz, yarışmaya katılıp, Türkçemizin en güzel örneklerini sunuyorlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Güzel konuşma: Konuyu, tam ve doğru anlatmak, anlatımı ses tonu, jest ve mimik ile süslemektir.</p>
<p>Bu yarışmada da  bu yapıldı. Hemen her konuşmacı, ses tonu, vurgu, jest  ve mimiklerini çok iyi kullandı.  Her biri bir birinden başarılı oldu. Ancak bir öğrencinin kullandığı: “Okulumuzdaki öğretmenler yetersiz, üniversite sınavını kazanmak için dershaneye gidiyoruz” cümlesi anlam bakımından yanlış, gerçeklerden se oldukça uzaktır.</p>
<p>Jüri yarışma akışı ve bir yanlışa meydan vermemek için öğrenciye müdahale etmedi.</p>
<p>Ancak öğrencinin söylediği  yanlış ve bu yanlış çok yapılıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yanlışı daha iyi ve daha kolay anlatmak için cümleyi ikiye bölüp irdelemek istiyorum.</p>
<p>Birinci cümle: “Okuldaki öğretmenler yetersiz.”</p>
<p>Bu cümle tamamen yanlış. Bu cümleyi asla kabul etmiyorum.</p>
<p>Okuldaki yetersiz de dershanede Sokrat mı var, Anştayn mı?</p>
<p>Tüm öğretmenler, Eğitim Fakültesi mezunu, fakültelerde okutulan kitaplar aynı matbaada basılmadı mı?</p>
<p>Dershanedeki öğretmen ile okuldaki öğretmenin arasında ne fark var? Bilgi ve beceri bakımından hiç bir fark yok.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Var olan fark, öğrenci ve sunulan hizmet. Okulda her kafan 40 ses çıkaran öğrenciler, dershanede  sınav kazanmaya gelmiş 15 öğrenci var.</p>
<p>Okulda ebleh ile dahi yan yana oturuyor, dershanede ise seviye gurupları var.</p>
<p>Okulda öğretmene sunulan imkânlar kısıtlı, dershanede ise sonsuzdur.</p>
<p>Okula 50 lira vermeyiz, dershaneye 20.000 lira veririz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gelelim kinci cümleye:</p>
<p>Kaç kişi üniversite sınavına giriyor? 1.700. 000 kişi. Kaç kişi sınavı kazanıyor?  700.00 kişi.</p>
<p>Sense 1 milyon  700 bin kişi arasından sıyrılarak iş ve ekmek kapısı garanti olan ilk 50 bin kişi arasına girmek istiyorsun. Zira sadece ilk 50 bin kişinin işi garanti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Olayı tersine çevirip, şöyle düşünelim. “Liseler 50 bin kişi mezun verse: Üniversiteler 1 milyon 700 bin öğrenci  alsa” Kim dershaneye gider? Sen gider misin? 50 bin öğrenci var, Üniversite 1 700 000 öğrenci alıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Anlayacağınız bu bir arz, talep meselesidir. Sizin söylediğiniz ifade işte bu sebepten yanlıştır. Bu ifade “Güzel Türkçe Konuşma” yarışmasına katılan bir öğrenciye yakışmadı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Öğretmenler gününün kutlandığı bugünlerde öğretmenlere haksızlık yapmayalım. Öğretmenin eksiği varsa bu onun maaşı ile ilgilidir. Öğretmen maaşı 1500 lira, ev kirası 700 lira ise; suçu kendisini yenileyip geliştiremeyen öğretmende değil, ona bu maaşı verende aramak gerekir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Öğretmen bu maaş ile kitap alamıyor, öğretmen gazete okuyamıyor. Öğretmen evine ADSL alıp, internet ile dünyaya erişemiyor. Tiyatroya, sinemaya gidemiyor. Çocuğunu okutamıyor.</p>
<p>Yetersiz olan öğretmen değil, öğretmeni yetersizliği iten anlayıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Öğretmenler gününü kutlamanın yolu da öğretmen maaşına zam yapıp, onu daha donanımlı hale getirmekten geçer.</p>
<p>Mustafa Telli</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/17761-ogretmenler-yetersiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Okullar memura emanet</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/15989-okullar-memura-emanet/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/15989-okullar-memura-emanet/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Sep 2011 15:09:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Nazım TELLİ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=15989</guid>
		<description><![CDATA[Milli Eğitimde Bakanlığında “rotasyon” uygulayan bakanlık, müdür yardımcıları değiştiriyor.
Geçen yıl ilçe milli eğitim müdürleri  ve okul&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Milli Eğitimde Bakanlığında “rotasyon” uygulayan bakanlık, müdür yardımcıları değiştiriyor.</p>
<p>Geçen yıl ilçe milli eğitim müdürleri  ve okul müdürleri değişti. Şimdi de müdür muavinleri ve baş muavinler yer değiştirecek.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Rotasyon nedir? Milli Eğitim uygulamasına göre rotasyon a okulundan b okulunda e okulundan c okunla geçmek demektir.  Ya da daha anlaşılır bir ifadeyle rotasyona tabi tutulanlar bir puan kriter ile puanlanır. Bu puana göre öğretmen sıraya girer.</p>
<p>Açık okullar, ilan edilip rotasyona tabi öğretmenden tercih yapılması istenir.</p>
<p>Bu arada puan öncesi istenilen kişiye takdir teşekkür verme, okul tip ve türlerini değiştirme gibi işlemler gerçekleştirilir. Hatta bizimkiler ön sıralara geçsin diye müracaat gün ve tarihleri ertelenir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ertelenir ki adamı olan, diğerlerinin puanını ve tercihini öğrenip, yeniden tercih yapsın.</p>
<p>Bir kısım okullar sistemde boş gösterilmez. Okul boş olur, siz giremezsininiz. Puanınız vardır, işleyemezsiniz. Bahane ise sistemdedir. Nasılsa kimse sistemi görmüyor. Ya da biri çıkıp bu sistemin yedeği yok mu? Sistemimizin alt yapısı neden bu kadar zayıf demez/diyemez.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Rotasyon gerekliydi, problemler ise halledilir” görüşü yayılmıştır bir kere.</p>
<p>Rotasyon gerekli mi?  Atatürk Lisesi müdürünün Fatih lisesine, Fatih Lisesi Müdürünün Atatürk Lisesine gitmesi rotasyon mudur? Bize göre rotasyon: Kurtköy’de stajyer olarak öğretmenliğe başlayan Ayşe Öğretmenin, Pendik’te öğretmen. Maltepe’de müdür yardımcısı, Kadıköy’de müdür başyardımcısı, Kartal’da şube müdürü, Ümraniye’de ilçe Milli Eğitim müdürü olmasıdır. Rotasyon: stajyer olarak Kurtköy’de göreve başlayan öğretmenin, yükselerek en tepeye çıkıp, emekli olmasıdır. Bugün yapılan mevcut müdürler arası değişim, rotasyon değil olsa olsa basit bir değiş tokuştur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Tüm bunlar varsayım mı? Tüm bunlar birer hayal ürünü mü? Okullarda müdür değişti. Müdür baş muavini değişti. Müdür yardımcısı değişti. Okulu kim tanıyor? Okulun geldisini, çıktısını kim biliyor? Evrak nerede? Kime ne borç var? Kimden ne alacağız? Kapı kırıldığında, çatı aktığında kime yaptıracağız? Tüm bu soruların cevabı bilse bilse memur bilir. Tabii okulunuzda memur varsa</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Müdür baş muavini ve müdür yardımcısı değişeceği bu günlerde okulda her hangi bir işiniz elinizi biraz çabuk tutmanızı tavsiye ederim.</p>
<p>Ne olur ne olmaz</p>
<p>Mustafa Telli</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/15989-okullar-memura-emanet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>YOL AYRIMI</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/15344-yol-ayrimi/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/15344-yol-ayrimi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Sep 2011 09:14:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Nazım TELLİ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=15344</guid>
		<description><![CDATA[Yine bir yol ayrımındayız.
&#160;
Gözümüzdeki at gözlüğünü çıkartıp, etrafımıza baktığımızda karşımıza çıkan tablo şu: Ya&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yine bir yol ayrımındayız.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gözümüzdeki at gözlüğünü çıkartıp, etrafımıza baktığımızda karşımıza çıkan tablo şu: Ya lider ülke olacağız ya da telafisi güç yollara kapı açacağız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Son birkaç yıla şöyle bir bakalım.  İran- Irak savaşı,  Irak- Kuveyt savaşı. Amarika’nın Afganistan’a müdahalesi, İsrail’in Filistin ablukası.  Avrupa’da Yugoslavya’nın, Asya’da Irak’ın bölünmesi. Şimdi de Libya, Mısır, Yemen ve Suriye “ayaklanmaları”.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Siyasetçiler, ilim ve bilim adamları, yazar ve çizerler ikiye bölündü. Bir tarafta Amerika: Ülkeleri parça parça bölüyor, diğer tarafta: Büyük Ortadoğu Projesi.  Biri “Türkiye lider ülke olacak.” Diğeri “ABD’nin maşası oluyoruz.” Bir tarafta: “Dünya yeniden şekilleniyor,  önümüze tarihi bir fırsat çıktı. Bu fırsatı iyi değerlendirelim.” Diğer tarafta: “Bizi batağa sürüklüyorlar.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Amerika kıtasında ABD, hala süper güç. Avrupa’da Almanya- Fransa ittifakı var. Asya’da Çin ve Japonya büyük güç.  Kuzeyimizde ise Rusya var. Türkiye, tüm bu devletlerin ortasında. Her birisi ile bağları var. Her biri ile iyi ilişkiler içinde.  Üstelik Türkiye Asya, Avrupa ve Afrika’nın kesim noktasında. Körfez zenginliklerinin ulaşım, dağıtım ve dağılım merkezinde.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Türkiye bu bölgede etkin.  Tarihi misyonu,  devlet tecrübesi,  yer altı ve yer üstü zenginlikleri, alt yapısı, ekonomisi, üretim ve tüketim kapasitesi, mevcut teknolojisi ve insan gücü ile önemli bir yere sahip. “Deniz, Kara ve hava yolları Türkiye’den geçiyor.  Bu ülkeler, ya Türkiye’den koptu, ya  din ya da kan bağı ile Türkiye’ye bağlı. ” Dünya siyasetine yön vermek isteyenlerin hesabı: Türkiye’nin bölge ülkeleri üzerinde etkili. Tarih, sosyoloji, din, dil gibi ortak değerlerin sonucu bu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dünyayı: doğudan -batıya, kuzeyden- güneye bölmek isteyenler, Türkiye’ye yeni bir görev veriyor. Türkiye tarihi misyonu, ekonomisi, genç nüfusu ve güçlü ordusu ile dünya dengesine katkı sunabilir. Bu katkı sonrası Türkiye bir, biz beş alırız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir başka görüş ise: “Komşularımızdaki olaylar suni. Halk mevcut rejim ve anlayıştan memnun değil  fakat muhalif olarak ortada görünen kimse yok. Ne Mısır, ne Suriye’de ne de Libya’da hareketin önderi yok. Ne parti, ne dernek, ne gurup? Muhalifler, İsyancılar deniliyor. Kim bunlar? Bunların arkasında kim ya da kimler var bu bilinmiyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Tehlike de işte tam burada. Yarın benzer şey, bizim de başımıza gelirse. Birileri de bizdeki terör örgütü için aynı şeyleri söylerse. Kaddafi’nin uçağını uçurmayanlar, bizim F-16’ları da uçurmazsa? Batının çifte standardını görenlerin kafalarındaki soru işareti böyle.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kıbrıs’ta böyle olmuştu. Bosna – Hersek’te, böyle olmuştu. Kıbrıs’ta Rumlar, Yugoslavya’da Sırplar silahlandırmış, Türk ve Müslümanların elinden silahları alınmıştı. Irak’a barış getiren Amerika, Iraklılar tarafından sevinç gösterileri ile karşılanmış, aynı Amerika  1,5 milyon Irak’lının ölümüne sebep olmuştu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Türkiye önemli bir yol ayrımında. %50 oy alarak hükümet olan AK Parti, bu sorunu nasıl aşacak bilmiyoruz.  Dileğimiz; Başbakan Erdoğan’ın süreci doğru okuyup, yorumlaması, gerekli tedbirleri alıp,  yangının Türk dünyasına sıçramasını engellemesi  ve önümüze çıkan bu fırsatı iyi değerlendirip, Türkiye’ye çağ atlatması.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Türkiye’nin, dünya devletleri arasına girmesi bu başarıya bağlı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Tüm okurlarıma iyi bayramlar diliyor, bayram milletimize ve tüm insanlığa mutluluklar getirmesini temenni ediyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Mustafa TELLİ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/15344-yol-ayrimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kişi başı 20 TL !!</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/14377-kisi-basi-20-tl/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/14377-kisi-basi-20-tl/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Jun 2011 08:15:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Nazım TELLİ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=14377</guid>
		<description><![CDATA[Gazetede bir haber, haber içinde bir ifade “kişi başı 20TL”
Kartal Belediyesi Büyük Ada Sosyal Tesisleri&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazetede bir haber, haber içinde bir ifade “kişi başı 20TL”</strong></p>
<p>Kartal Belediyesi Büyük Ada Sosyal Tesisleri hizmete açılmış. Açılışa Kartal Kaymakamı Nuh Mehmet Hamurcu, Kartal Belediye Başkanı Opr. Dr. Altınok Öz ve eşi Feray Öz, CHP İstanbul Milletvekili Kadir Öğüt, CHP İstanbul İl Başkan Yardımcısı Cemil Ekşi, CHP Kartal İlçe Başkanı Haydar Oğuz, Kartal Belediyesi Başkan Vekili Ergun Öztaner, Başkan Yardımcıları Gülseren Böyüktaş, Ayşe Çiğdem Ertan, Fügen Mavi, Dr. Turgut Mermertaş katılmış. Açılışta basın ve bir gurup Kartallı da yer almış.</p>
<p>Gazetelerde yer alan ifadeye göre tesisin adı “Kartal Belediyesi Büyük Ada Sosyal Tesisi”</p>
<p>Yani:</p>
<p>1-Bu tesis Kartal Belediyesine ait veya Kartal Belediyesi işletiyor.</p>
<p>2-Bu tesis sosyal amaçlı.</p>
<p>Bu iki ifadeyi alt alta koyduğumuzda ortaya çıkan şu: Kartal Belediyesi, halka kar amacı gütmeden, ucuz ve faydalı bir hizmet sunuyor. Kartallı çok az bir ücret ödeyerek denize girecek. Zaten belediyelerin amacı da o değil mi?</p>
<p>Kartal Belediyesi, bir plajı halkın istifadesine sunmak ile iyi bir şey yapmış. Kilometrelerce uzun kıyısı olan Kartal için bir değil, on plaj gerekli. Dün veteriner, Belediye, Yunus,  Nizam plajı, Kum plajı, Havacılar, Karacılar, Tekel gibi plajı olan Kartal’ın plajı olmaması büyük bir eksiklik. 500 bin nüfuslu Kartallının, deniz kıyısında yaşayıp denize girememesi büyük kayıp, denize girmek için çevre il ve ilçelere gitmesi ise yöneticilerin yetersizliği.</p>
<p>Plaj fikrini sonuna kadar destekliyor ve Kartallının İstanbul’da Şile, Bostancı, Adalar ve Tuzla’ya gitmesini kabullenemiyorum. Hatta Balıkesir ve Antalya gibi kilometrelerce yolu kat etmeyi, gelişmekte olan bir ülke için zaman ve para israfı olarak görüyorum.</p>
<p>İstanbul mutlaka plajlarla donatılmalı. Her ilçe yeterince plaj açmalı. Ancak kişi başı 20 TL gibi bir rakam ne belediye hizmetine ne de sosyal tesise yakışmıyor. Kartal Belediye Başkanı ve diğer ilgililer ellerine bir kalem alıp, hesaplasınlar.</p>
<p>Kişi başı 5 TL motor ücreti, kişi Başı 15 TL tesise giriş ücreti, kişi başı 10 TL öğlen yemeği  ile toplandığında: Kişi başı 30 lira olur. Bir aile 5 kişi olsa 150 lira. Sayın Başkan bir gün denize girmenin bedeli 150 lira ise 5 gün denize girsek cebimizden 750 lira çıkar. 600 liraya çalışan ücretli,  800 liraya çalışan işci, 1500 liraya çalışan öğretmen 5 günlük deniz keyfi için 750 lirayı nereden bulur? Bu nasıl  “Sosyal tesis?” Caddebostan plajı: bedava, Tuzla Plajı: bedava.  Kartal Sosyal tesisi 20 lira?</p>
<p>Belediyeler para kazanma yeri değil, hizmet üretme yeridir. Asgari ücretin 600 lira olduğunu bilmiyor musunuz? Kartal’da onlarca fabrika kapalı, binlerce genç işsiz değil mi? Kartal’da sinema bedava, tiyatro bedava, sünnet bedava, konser bedava, havai fişek gösterileri bedava, denize girmek 15 lira. Bu Kartal’a yakışmadı.</p>
<p>Plaja evet. 20 liraya hayır diyor. Kartal Belediyesinin bir an önce bu fiyatı aşağı ya çekmesini bekliyoruz.</p>
<p>Aksi halde Kartal Belediyesi Büyük Ada Sosyal tesisi, bir avuç zenginin tesisi olmaktan öteye gidemez.</p>
<p><strong>Mustafa Telli</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/14377-kisi-basi-20-tl/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ak  parti  başarısı</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/14212-ak-parti-basarisi/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/14212-ak-parti-basarisi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Jun 2011 10:59:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Nazım TELLİ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=14212</guid>
		<description><![CDATA[2011 Genel Milletvekili seçimlerinde %50 oy alan AK Parti’yi kutluyoruz. Genel Başkandan kapıcısına kadar, herkesi&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>2011 Genel Milletvekili seçimlerinde %50 oy alan AK Parti’yi kutluyoruz. Genel Başkandan kapıcısına kadar, herkesi tebrik ediyoruz.</strong></p>
<p>2002’de %34, 2007’de %46 oy alan AK parti 2011 Genel Milletvekili seçimlerinde %50 oy aldı. Siyaset bilimcilerin ifadesine göre bu bir rekordur. Üç defa üst üste seçim kazanmak büyük bir başarıdır.</p>
<p>Kim ne derse desin, hangi bahaneyi, hangi kılıfı uydurursa uydursun %50 oy büyük bir başarıdır.</p>
<p>Biz de AK Parti uygulamalarını eleştirdik. Mesela “OKS gitti, SBS geldi ne değişti?” dedik. Lise girişte; bir sınav önce üç, sonra yine bir oldu. “Ne değişti” dedik. Çünkü gazeteci,  gördüğü yanlışı ve hatayı yazmak ile mükelleftir. Gazeteci yazacak ki; iktidar yanlışını düzeltsin, hatasından geri dönsün. Ancak %50 oya bakınca “Hata biz de mi?” Demek zorundayız.</p>
<p>Seçim bitti. AK Parti, neden oyumuz %50’yi geçemedi? Diyor. Muhalefet: Kılıçdaroğlu ve Bahçeli başarılı mı, başarısız mı? Kılıçdarolu ve Bahçeli gitsin mi, gitmesin mi? Onu tartışıyor. AK Parti bu oyu nasıl aldı diyen yok.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>AK Parti %50 oyu almak için:</p>
<p>1-Güçlü bir teşkilat kurdu. Taban ile tavanı bir birine kilitleyip, proje üzerine proje üretti.</p>
<p>2-7’den 70’ her yaş gurubuna hitap etti. Çocuğa bedava kitap, yaşlıya aylık verdi.</p>
<p>3-Kadın erkek her cins ile ilgilendi. Kadına başını sokacak sığınma evi, eline harçlık, girişimciye para verdi.</p>
<p>4-Doğu-batı, kuzey-güney her yöne gitti.</p>
<p>5-Sunni-Alevi her mezhebe eşit durdu. Cem evi açtı, ders kitaplarına alevilik ile ilgili konular koydu. Kilise açıp, toplantılarına katıldı.</p>
<p>6-Türk-Kürt gibi ırk ayrımı yapmadı. Aksine Kürt vatandaşlara biraz daha yakın durdu.</p>
<p>7-Köyden şehre her yerleşim birimine hizmet götürdü.</p>
<p>8-Şehirler arası yollar ile insanlara ulaşım kolaylığı sağladı.</p>
<p>9-TOKİ ile gitmediği il kalmadı.</p>
<p>10-Hastanelerle ile çığır açtı.</p>
<p>…</p>
<p>Tüm bunları konuşarak, danışarak ve araştırarak yaptı. Profesyonel bir reklâm şirketi ile çalıştı. Metin yazarı, beden dili uzmanı gibi uzmanları yanından hiç ayırmadı. Sosyal bilimciler ile halkın istek ve ihtiyaçlarını tespit etti. Tv’yi, basını iyi kullandı. Kullandığı uslup ile halkın beğenisini topladı. Kutalmış Türkeş ile MHP’yi, Ertuğrul Günay ile CHP’yi vurdu. Saadet’in ikiye bölünmesini çok iyi değerlendirdi.</p>
<p>Askerin, polisin tutuklanması. Profesörlerin, gazetecilerin içeri atılması.  Perinçek’in, Özkan’ın içeride olması ise ayrı bir getiri oldu.</p>
<p>Muhalefetin ikaz ve itirazlarına rağmen vatandaş; duyduğuna değil, gördüğüne oy verdi.</p>
<p><strong>Mustafa Telli</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/14212-ak-parti-basarisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yalama şekeri..</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/13972-yalama-sekeri/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/13972-yalama-sekeri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Jun 2011 11:28:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Nazım TELLİ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=13972</guid>
		<description><![CDATA[Elimize bir kâğıt kalem alıp, hadi bir fikir jimnastiği yapalım.
Birinci sorum şu mevcut bir hükümet&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Elimize bir kâğıt kalem alıp, hadi bir fikir jimnastiği yapalım.</p>
<p>Birinci sorum şu mevcut bir hükümet var. Bu hükümet iyi mi kötü mü? Hükümetin vaatleri neydi? Neler yaptı? Neler yapmadı?</p>
<p>Vaatleri:</p>
<p>İşsizlik ile mücadele. Yoksulluğu ortadan kaldırma. İMF’ yi kovma. Demokrasi. İnsan hakları…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Neler yaptı?</p>
<p>Otoyol, hastane, hızlı tren, TOKİ konutları, ücretsiz kitap, … Yüzlerce fabrika satıldı. Barajlar, limanlar satıldı. Ülke toprakları satıldı. Bankalar satıldı. Haberleşme ağı Telekom satıldı. Petrol kimya tesisi pektim satıldı.  General rütbesindeki askerler, darbe teşebbüsü ile tutuklu. Gazeteciler, örgüt üyesi oldukları gerekçesiyle hapse atıldı. Basılmamış kitap yazarı, hala tutuklu…</p>
<p>Neler  yapmadı?</p>
<p>Terörü durduramadı. İşsizliği önleyemedi. İnsan hakları lafı havada kaldı…</p>
<p>Neler oluyor?</p>
<p>Topla tüfek ile Çanakkale’den geçemeyen düveli muazzama, parayı bastırıp istediği yeri satın alıyor. Ülke insanı Kürt-Türk ve Sünni -Alevi diye ayrışıyor. Şiddet olayları önlenemiyor. Büyük şehirlerde terör var. İşsizlik her geçen gün artıyor. Binlerce üniversite mezunu iş bekliyor.  İşsizlikten intihar edenler var. Ne ile suçlandığını bile bilmeyen tutuklunun cezaevinden ölüsü çıkıyor.</p>
<p>Hepsi bu kadar mı? Hayır. Hükümet icraatları ile ilgili olumlu veya olumsuz yüzlerce konu bulmak mümkün.  Baktığınız açıya, oturduğunuz yere göre + lar veya – ler azalıp, çoğalıyor. Düğüm de işte tam burada.</p>
<p>Mesela</p>
<p>Biri:  “IMF’ye 20 milyar borcumuz vardı. Bu hükümet ödedi .”diyor.  Diğeri: “IMF’ye 20 milyar borcu ödedik. Ama bu borcu ödemek için bir başkasından 25 milyar borç aldık. Biz yine zarardayız” diyor.</p>
<p>Biri:  “öğrencilerin anasından emdiği sütü burnundan getiren OKS’yi kaldırdık.” diyor. Diğeri: “OKS kalktı LGS geldi. Ne değişti?” diyor.</p>
<p>Biri: “Eskiden hastane önünde sıra beklerdim. Şimdi, sıra falan yok. İstediğim hastaneye de gidiyorum.” diyor. Diğeri: “Evet! Sen, şimdi sıra beklemiyorsun, her tür hizmeti de alıyorsun ama bu değirmenin suyu nereden geliyor sormuyorsun. Aç özel hastaneyi soy devleti” diyor.</p>
<p>Biri: “Eskiden kitap almak için Cağaloğlu’na giderdik, şimdi kitaplar çocuklara bedava veriliyor.” diyor. Diğeri: “Kitap bedava. Memur, hizmetli, bekçi, temizlik parası senden. 20 liralık kitabı bedava alıyor. 100 lira bağış veriyorsun.” diyor.</p>
<p>Biri: “Her ilde bir üniversite.” diyor. Diğeri: “Eskiden çalışkan ve zeki çocuklar okurdu. Şimdi parayı bastıran okuyor, zengin oğlunu müdür yapıyor, bizim zeki ve çalışkan çocuk evde oturuyor.” diyor.</p>
<p>Biri: “ TOKİ, otoyol, hızlı tren.” diyor. Diğeri: “TOKİ’den ev alan binlerce kişi hacizde, internet TOKİ ilanları ile dolu.” diyor. Uzun lafın kısası, aynı konuya biri ak, öbürü kara diyor.  Hangisi doğru,  anlamak zor.</p>
<p>Şekercinin önünden geçen çocuk, sap takılıp, kırmızıya boyanmış elmalardan bir tane alır. Ne yapsın? Hem kırmızıyı hem de elmayı seviyor. Üstelik elmada tutmak için sap bile var. Sapından tuttuğu elmaya sağdan sola, yukardan aşağı şöyle bir bakan çocuk ısıracak bir yer bulamaz. Dilini uzatıp şöyle bir yalar. Diline gelen tat: hem tat güzel, burnuna gelen koku nefistir. Çok güzel değip başlar yalamaya. Bir müddet sonra elma üzerindeki şeker biter. Şeker bitti,  elmayı atacak değil ya. Başlar elmayı yemeğe. Her ısırıkta şekerin tadı gider, elmanın ekşiliği gelir. Ağzındaki şeker kırıntıları ile elmayı sapına kadar yer.</p>
<p>Sapı ne yaptı bilmiyoruz ama yalama şekeri işte böyle bir şey.  Elek altı, ekşi, kurtlu hiç fark etmez. Unutmayın hiçbir hırsız; “Aç kapıyı seni soyacağım demez.”  Biz çocuk değiliz ama her parti iktidar olmak için kurulur. Reklamsa oy almanın gereğidir.</p>
<p>Tüm siyasi partilere başarılar.</p>
<p><strong>Mustafa Telli</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/13972-yalama-sekeri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Önce Güvenlik</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/13954-once-guvenlik/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/13954-once-guvenlik/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Jun 2011 13:01:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Nazım TELLİ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=13954</guid>
		<description><![CDATA[Dünyanın en önemli varlığı insandır. İnsan; bilgi, beceri ve değer duyguları ile diğer varlıklardan ayrılır.
İnsan,&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın en önemli varlığı insandır. İnsan; bilgi, beceri ve değer duyguları ile diğer varlıklardan ayrılır.</p>
<p>İnsan, doğuştan getirdiği bir kaç bilgi üzerine yeni bilgiler koyar. O bilgilerle yeni bilgilere erişir. Akıl yürütüp, doğruyu, iyiyi ve güzeli yakalamak, alet ve edavat yapmak insana has özelliklerdir.</p>
<p>Bu özelliklerle de diğer canlılardan ayrılırız. İnsandan daha büyük, insandan daha kuvvetli ya da insandan daha hızlı yüzlerce varlık vardır ama hiç birisi insandan daha bilgili, daha becerikli veya daha değerli değildir.</p>
<p>Üstelik; toprak, su, hava, bitki ve hayvan gibi tüm varlıklar insan için yaratılmıştır.  Nitekim; toprak üzerinde doğar, toprak üzerinde yaşarız. Gıdamızı topraktan alır, toprak üzerinde ölürüz. Evimiz, işimiz ve sevdiklerimiz de toprak üzerindedir.</p>
<p>Yiyecek ve giyeceğimizin kaynağı bitki ve hayvanlar da toprakta büyüyüp, toprakta çoğalırlar. Deniz toprak üzerindedir. Denizden yükselen yağmur bulutları, toprağa diktiğimiz ağaçlarla suya dönüşür.</p>
<p>Su toprağın mineralleriyle yeniden zenginleşerek insan, bitki ve hayvana hayat verir.</p>
<p>Göğsümüzü gererek nefes aldığımız hava da toprak ile ilgilidir. Ne kadar çok ağacınız varsa havanız da o kadar temizdir.</p>
<p>Toprağı eker kendimize ve hayvanlarımıza besin elde ederiz. O topraktan çıkan demirle makine yapar, petrol ile enerji üretiriz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Özet ile dünyanın en değerli varlığı insandır ve toprak, su, hava enerji gibi her şey insanın istifadesi için yaratılmıştır. Ancak; güvenliğiniz yoksa tüm bu varlıklar anlamsızdır. Hangi güce, hangi  bilgiye sahip olursanız olun güvenlik olmadan yaşayamazsınız.</p>
<p>Yaşamın ilk şartı güvenliktir. Güvenliği, barınma, beslenme ve üreme izler. Mal edinme, seyahat etme, düşünme ve düşüncelerini ifade etme olmazsa olmazlarımızdır.</p>
<p>Ancak güvenliğiniz yoksa tüm bu nimetler işe yaramaz.</p>
<p><strong>Mustafa Telli</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/13954-once-guvenlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MHP düğümü</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/13951-mhp-dugumu/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/13951-mhp-dugumu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Jun 2011 12:20:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Nazım TELLİ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=13951</guid>
		<description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi, engelini aşmak için her yol deneniyor.
MHP&#8217;lilerin iddasına göre: 2011 seçimleri sonrası yeni&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Milliyetçi Hareket Partisi, engelini aşmak için her yol deneniyor.</p>
<p>MHP&#8217;lilerin iddasına göre: 2011 seçimleri sonrası yeni bir anayasa yapılacak. Anayasayı yapmak isteyenler, MHP’siz bir meclis istiyor. Bunun için de her yol deneniyor.</p>
<p>Bize göre de seçime birkaç gün kala yayınlanan çirkin kasetler, MHP’ye yapılan bir şantajdır.</p>
<p>Oysa MHP ne tehdide nede şantaja boyun eğmez. Dün eğmedi, bugün de eğmeyecektir. Zira 1969 yılında kurulan MHP, 42 yıldır millet ve toprak bütünlüğünü demektedir. Dün 5 bin mesubunu kara törere kurban veren MHP, devlet ve millet bütünlüğünden asla vaz geçmedi. Bugün de geçmeyecek. Çünkü MHP’in hedefi; “Mutlu millet, Güçlü devlet,” tir.</p>
<p>1969&#8242;da kurulan MHP girdiği ilk seçimde % 3 oy alarak Türkeş’i milletvekili seçtirdi. 73’de  % 3 oyla 3 milletvekili çıkardı. 77&#8242;de % 6,4 oy, 16 milletvekili aldı. 80’de askerler darbe yaptı. Darbe yapanlar: binlerce MHP&#8217;liyi tutuklayıp, yüzlerce MHP’linin idamı istedi. Oysa İhtilal olmasaydı; 1981 seçimlerinden zaferle çıkacak parti MHP idi.</p>
<p>Rusya ile Amerika’nın dövüştüğü soğuk savaş döneminde; MHP, Genel Başkan Yardımcısı, Gümrük ve Tekel Balkanı Gün Sazak ile İstanbul İl Başkanı Recep Haşatlı, Kartal İlçe Başkanları Musa Taştan, Haydar Çağlar ve Erdoğan Hançerlioğlu töröre kurban gitti. Kartal’da 26 MHP’li şehit olurken yurt genelinde 5 bin MHP’li terörist kurşunlarına hedef oldu. MHP, ilkelerinden taviz verdi mi? Hayır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Darbeciler, 1983&#8242;de MHP’yi seçime sokmadı. 87’de MÇP adıyla seçime girdi. 91 de ittifak yapmak zorunda kaldı. MHP, yine ilkelerinden taviz vermedi. 1999&#8242;da % 17 oy alan MHP 129 milletvekili, 2007&#8242;  % 14 oy alan MHP 70 milletvekili ile meclise girdi.</p>
<p>1995 ve 2002 seçimleri MHP&#8217;nin meclis dışında kaldığı seçimlerdir. 1995 seçimleri arifesinde MHP&#8217;den kopanlar BBP’sini kurdu. Seçimde % 8,18 oy alan MHP, meclise giremedi. 2002&#8242;de ise milliyetçi söylemler ile öne çıkan GP vardır. Seçim sonunda % 8,35 oy alan MHP yine meclise giremedi. MHP, yine ilkelerinden vaz geçmedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>MHP’lilerin iddalarına göre: dünkü oyun bugün yine sahnede. 2011 seçimleri sonrası anayasayı değiştirmek isteyenler, MHP’siz bir meclis istiyorlar ve MHP’yi meclis dışında tutmak için her yolu deniyorlar.</p>
<p>Eski MHP&#8217;li Namık Kemal Zeybek&#8217;in DP Genel Başkanı olarak seçime girmesi, eski MHP&#8217;li Yaşar Okuyan&#8217;ın Yalova&#8217;dan bağımsız milletvekili adayı olması, Türkeş’in oğlu Kutalmış Türkeş’in AKP aday olması oyunun ilk belirtileri olarak görülüyor.</p>
<p>Saadet Partisi’nin ikiye bölünmesi ile seçime birkaç gün kala arka arkaya yayınlanan çirkin kasetlerin başka bir izahı olamaz.</p>
<p>Tüm bu verileri alt alta koyduğumuzda: ya MHP&#8217;den bir şey isteniyıor ya da MHP baraj altına itiliyor. AKP, CHP ve BDP’den oluşan meclis; Türk milliyetçilerinin tasfiyesidir. “Anayasalar değişmez metinler değildir”, “Türk kelimesi çıkartılabilir”, “36 etnik gurup”, “Bayrak bir bez parçasıdır” gibi ifadeleri seslendirenlerden oluşan meclis, yeni anayasadan “Türk kimliği, Atatürk, Türk bayrağı, İstiklal Marşı” gibi milli değerleri çıkarmak istiyor.</p>
<p>Konu; MHP&#8217;nin iç meselesi değil, milli bütünlüğümüzdür. MHP’yi meclis dışında bırakmak isteyenlerin amacı ülkeyi Türk-Kürt ve Sünni-Alevi olarak yeniden bölmektir.</p>
<p>Yugoslavya bölündü, Irak bölünüyor, Suriye, Mısır ve Libya’da bölünmek üzere. MHP, bunu görüyor ve tüm gücüyle direniyor. Dün 5 bin ülkücüyü toprağa vermesine rağmen devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünden taviz vermeyen MHP, bugün de boyun eğmeyecektir.</p>
<p>MHP’ye yakışan da bu, oy vermekse seçmenin işi.</p>
<p><strong>Mustafa Telli</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/13951-mhp-dugumu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir anma töreni nasıl olmalı?</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/11387-bir-anma-toreni-nasil-olmali/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/11387-bir-anma-toreni-nasil-olmali/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Jan 2011 15:46:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Nazım TELLİ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=11387</guid>
		<description><![CDATA[Bir yakınınızın ölüm yıldönümünü nasıl anarsınız? Bir dernek ya da bir siyasi parti vefat etmiş&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir yakınınızın ölüm yıldönümünü nasıl anarsınız? Bir dernek ya da bir siyasi parti vefat etmiş bir mensubunu nasıl anar?</p>
<p>Halkın tercihi mevlittir. Birkaç gün öncesinden başlayan hazırlıklarda, önce program belirlenir. Kimler çağırılacak? Ne ikram edilecek? Hoca kim? Sonra iş bölümü yapılır. Davetiyeleri kim dağıtacak? Hocayı kim getirip, götürecek? Yemekleri kim pişirecek? Kim servis yapacak? Getir götür işleri ile kim ilgilenecek? Ses düzeni, elektrik kesintisi, hava durumu, hocanın gelmemesi gibi olası aksiliklerde ne yapacağız?</p>
<p>Peki ya bir dernek veya bir siyasi parti, bir anma programı yaparsa o program, nasıl olur?</p>
<p>Kimi anarsak analım, program; saygı ve sevgi üzerine kurulmalıdır. Kişiye, ailesine ve izleyicilere saygı programın her noktasında hissedilmeli. Merhumu güzel işleri ve hayır dualarla anmalıyız. Organizasyonsa ekip işidir. Yapılacak ilk iş, bu ekibi kurmaktır. Ekipte organizasyon bilgi ve tecrübesi, anılacak kişinin yakını, gerekli dini bilgiye sahip biri ile ekibi sevk ve idare edecek bir yönetici olmalıdır.</p>
<p>İkinci iş, bütçedir. Bu program için ne kadar para harcayabiliriz? Bu parayı nasıl değerlendirmeliyiz? Üçüncü iş ise yapılacak programın mahiyetidir. Nerede yapacağız? Kimler davet edilecek? Bu daveti nasıl yapacağız? Konuşmacılar, hoca kim olacak? Bir slâyt hazırlayacak mıyız? Pankart hazırlanması, poster ve el ilanı bastırılması, gün ve saat tespiti, araba ayarlanması, ikram, gülsuyu ve mevlit şekeri gibi konular tek tek ele alınmalıdır. </p>
<p>Ses düzeni, elektrik kesintisi, hava durumu, konuşmacı veya hocanın gelmemesi gibi olası aksilikler için alternatif çözümler mutlaka düşünülmelidir.</p>
<p>Şehrin önemli merkezlerine pankart asılmalı. Pankartta kimi, nerede ve ne zaman anılacağı belirtilmeli. Program hakkında kısa bir bilgi yar almalıdır. Kahvehane, berber, muayenene hane gibi toplumun yoğun olarak bulunduğu mekânlara poster asılmalı, el ilanı konmalı, mekân sahiplerine davetiye verilmeli. Gazetecilerle basın toplantısı yapıp, ilan vermelisiniz.</p>
<p>Anma günü mümkünse genel programdan ayrı fakat bütünlüğü bozmayacak şekilde mezarlıktan başlamalı. Salonda devam etmeli. Salon, dış kapıdan sahneye kadar anılacak kişinin fotoğrafları ve sözleri ile süslenmeli. Bayrak, flama ve gül salonda yer almalı.</p>
<p>Ve mutlaka program ilan edilen saatte başlamalı. Kaymakam, belediye başkanı, parti başkanı beklemeyerek, zamanında gelenlere eziyet edilmemeli. Misafirler salon girişinde karşılanmalı, içeri giren herkese gülsuyu ikram edilip, program metni, merhumun özgeçmişi ve fotoğrafı verilmeli. Slâyt gösterisi ve konuşmalar dinleyicileri sıkmayacak ve yormayacak kadar kısa, doyuracak kadar öz olmalı. Merhum, iyi hatıralar, güzel sözler ve dualarla anılmalı. Açılının Kuran-ı Kerim tilaveti ile yapılmasına dikkat edilmeli.</p>
<p>Anma mevlit şekeri ikramı ile sona ermeli. Tabi tüm bunlar bizim düşüncelerimiz. Pankart asmak, afiş yapıştırmak, gazetelere ilan vermek yerine kayıtlı üyelerinize telefon mesajı çekerek de bir anma programı yapabilir, kendiniz konuşur kendiniz dinleyebilirsiniz.  </p>
<p>Oysa partilerin yaptığı her program, aslında o partinin bir reklamdır. Bu reklamı doğru yapansa bir adım öndedir. Önde olmakta iktidar olmak demektir.</p>
<p>Mustafa Telli</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/11387-bir-anma-toreni-nasil-olmali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kast Sistemi</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/9102-kast-sistemi/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/9102-kast-sistemi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Oct 2010 17:54:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Nazım TELLİ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=9102</guid>
		<description><![CDATA[Geçtiğimiz günlerde tüm Türkiye&#8217;deki okul müdürleri yer değiştirdi. Pendik&#8217;te elli, Kartal&#8217;da kırk, İstanbul&#8217;da bin yüz,&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde tüm Türkiye&#8217;deki okul müdürleri yer değiştirdi. Pendik&#8217;te elli, Kartal&#8217;da kırk, İstanbul&#8217;da bin yüz, civarında okul müdürü rotasyona tâbi tutuldu. A müdürü: x okulun dan y okuluna, B müdürü: y okulundan  x okuluna gitti.</p>
<p>Sebep? Aynı kurumda beş yıl üst üste çalışmış. Öncelikle şunu söyleyeyim ki: biz de değişimden yanayız. Ancak bugünkü değişim, değişim değil: sadece göz boyamadır. Zira bugünkü değişimin babadan oğla geçen “Kast Sisteminden” hiçbir farkı yoktur. Bunun adı değişim değil düpedüz ortada sıçan oyunudur. Değişim olsun ve olmalı. Ama bu değişim, yalnız müdürleri kendi arasında değil, tüm Milli Eğitimi aşağıdan yukarıya taşıyacak bir değişim olsun.</p>
<p>Meselâ, Eğitim Fakültesinden mezun olan öğretmen önce Kurtköy&#8217;de stajyer olarak göreve başlasın. 3 yıl sonra öğretmen olarak Şıhlı&#8217;ya, 3 yıl sonra Pendik&#8217;e gelsin.  Aynı öğretmen Kartal&#8217;da müdür yardımcısı, Maltepe&#8217;de müdür başyardımcısı, Kadıköy&#8217;de Okul Müdürü olsun.  Pendik&#8217;te 5 yıl Şube Müdürü,  Kartal&#8217;da 5 yıl İlçe Milli Eğitim Müdürü, 5 yıl sonrada İstanbul’da İl Milli Eğitim Müdürü olsun. İşte bu bir değişimdir. İşte bu rotasyondur.</p>
<p>Kimse asker, polis diye kendini kandırmasın. Zira teğmen olarak göreve başlayan her askerin önündeki hedef Genel Kurmay Başkanlığıdır. Komiser Muavini olarak göreve başlayan her polisin hedefi de Emniyet Genel Müdürü olmaktır. Bu hedefe de her yıl bir terfi alarak çıkar. Önünde engel var mı? Yok.</p>
<p>Ya öğretmen de? Hangi öğretmen, yükselerek İlçe, İl Milli Eğitim Müdürü ve Milli Eğitim Bakanı oldu? Hiçbiri. Çünkü uygulanan sistem Hindistan&#8217;daki babadan oğla geçen “Kast Sisteminden” başka bir şey değildir. Neydi “Kast Sistemi?” MÖ. 4000 yıllarında Hindus Nehri boyunca kurulan bir devlet vardı. Bu devlet kuruluşundan 2 bin 500 sene sonra Orta Asya&#8217;dan gelen ARİLER, tarafından istila edildi. Arileriler, kendilerinden sayıca çok fazla olan Hindistan&#8217;da otoriteyi sağlamak için bir sistem kurdu.</p>
<p>Kendi kendini denetleyen ve babadan oğla geçen Kast Sistemde: Hindistan&#8217;da yaşayanlar, Brahmanlar (din adamları), Ksatriyalar (yöneticiler, üst düzey askerler, asiller), Vaysiler (tüccarlar, çiftçiler), Südralar (Zanaatkârlar, işçiler), Paryalar (Halk) olarak beş parçaya bölündü. Babası asil olan asil, babası parya olan parya kaldı. Bu doğru mu? Yanlış. Milli Eğitim bu yanlışı yapmamalı.</p>
<p>Her öğretmen aşağıdan yukarıya tırmanarak eğitimin tüm kademelerinde çalışmalı. Başarı ve performansı ile en tepeye çıkmalı değişim ve rotasyon budur. İki müdürün yer değiştirmesi ise asla değişim değildir.</p>
<p>Ve neden Milli Eğitim Müdürleri, Şube Müdürleri değişmez? Bu ülkede kast sistem mi var?</p>
<p>Ayrıca yapılan değişimle tüm müdürler görünmez bir yarışa girmiş, her okul bir şantiye dönüşmüş. Ekonomi işliyor, masrafsa vatandaşın sırtına biniyor.</p>
<p>Devletin parası ise sokağa atılacağı günü bekliyor.</p>
<p>Mustafa N. Telli</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/9102-kast-sistemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

