<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadıköy Gazetesi &#187; Sağlık</title>
	<atom:link href="http://www.kadikoygazetesi.com/kategori/saglik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kadikoygazetesi.com</link>
	<description>Yaşayan Kadıköy&#039;ün Nabzı</description>
	<lastBuildDate>Fri, 30 Jul 2010 11:52:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Geç saatte yemek yemeyin, sabah kahvaltı edin</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/7406-gec-saatte-yemek-yemeyin-sabah-kahvalti-edin/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/7406-gec-saatte-yemek-yemeyin-sabah-kahvalti-edin/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Jul 2010 15:08:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Flaş]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=7406</guid>
		<description><![CDATA[Sıcak havaların etkisiyle, yaz akşamları abur cubur tüketmenin en yoğun olduğu zamanlardır. Geç saatlere kadar yapılan&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sıcak havaların etkisiyle, yaz akşamları abur cubur tüketmenin en yoğun olduğu zamanlardır. Geç saatlere kadar yapılan balkon sohbetleri, teras keyfi, güzel bir gün/gece derken hiç bitmeyen ikramlar katılır sohbete. Tatlılar yenir tatlı konuşulur ve sonrasında yenilen tatlılar acı ve kötü bir görüntüye “kilo”ya dönüşür…</strong></p>
<p><strong>Yaz Geldi Ama Kilolar Gitmedi</strong></p>
<p>Kişilerin kiloları ile sorunlarının yaz gelince daha da arttığını belirten Dr. Alp Mamak konu ile ilgili şu açıklamalarda bulundu;”En geç ara öğünü 21:30 gibi ya da en az 2 saat önce olması gerekiyor. Çünkü akşam 19:00 itibarı ile metabolizmamız yavaşlar ve yediklerimizin yağa dönüşümü hızlanır. Geç yatıp geç uyanmak ise metabolizmanın daha da yavaşlamasına neden olarak giderek artan bir vücut ağırlığı ile karşı karşıya kalırız.”</p>
<p>Peki bu durumla nasıl baş edebiliriz? Estetik Koçu <strong>Dr. Alp Mamak</strong> bu durumla karşı karşıya kalanlara çözüm olarak ‘‘Öncelikle hepinize önerim en geç 00:00 da uyumanız, çünkü metabolizmanın dinlenmesi gereken esas saatler saat 00:00 ila 02:00 arasıdır, daha geç uyumak metabolizmayı yavaşlatıyor. Yine de bazen kontrol dışı olarak davetler, aile toplantıları, aile buluşmalarında geç ve ağır yenen bir akşam yemeğini bir tatlı takip eder.</p>
<p>Bu durumla karşı karşıya kaldığımızda kendinize şunu tekrarlayın ‘<em>Bu akşam yediğim yemekler bir kalıp margarin yemekle aynı ağırlıkta</em>…’ Halbuki akşam yenilen yemekleri sabah tükettiğimizde metabolizma daha hızlı çalıştığı için daha rahat yakıyoruz. Bu nedenle akşam yemeğinden sonra hiçbir şey yememeye dikkat etmelisiniz. Geç saatte acıkırsanız kendinize şu telkini verin. “Saat 22:00’yi geçti şimdi yemek yemeyeceğim. Yarın sabah kahvaltı ederim” Sağlıcakla kalın ve güzel yaşlanın…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/7406-gec-saatte-yemek-yemeyin-sabah-kahvalti-edin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Havalar ısınınca mide rahatsızlıkları artar mı?</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/7253-havalar-isininca-mide-rahatsizliklari-artar-mi/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/7253-havalar-isininca-mide-rahatsizliklari-artar-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Jul 2010 07:55:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[mide]]></category>
		<category><![CDATA[rahatsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=7253</guid>
		<description><![CDATA[Yaz aylarında kronik mide rahatsızlıklarının ve mide şikayetlerinin sıklığında bir artış olmamaktadır. Aksine, mide ve on&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında kronik mide rahatsızlıklarının ve mide şikayetlerinin sıklığında bir artış olmamaktadır. Aksine, mide ve on iki parmak bağırsağı ülserlerinin sıklığında azalma görülmektedir.</p>
<p>Ancak yazın gelişi ile birlikte beslenme ve uyku düzenindeki değişiklikler, eğlence yaşamı nedeniyle artan alkol kullanımı, bazı mide sorunlarına neden olmaktadır. </p>
<p><strong>Memorial Antalya Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Serdar Akça, yaz aylarında ortaya çıkan mide rahatsızlıkları hakkında bilgi verdi.  </strong></p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-7255" title="dr.Serdar-AKCA" src="http://www.kadikoygazetesi.com/wp-content/uploads/2010/07/dr.Serdar-AKCA.jpg" alt="" width="500" height="300" /></p>
<p>Yaz sıcaklarında; bebekler, yaşlılar ve kronik hastalığı olan kişilerin susuz kalmaması ve sıcaktan korunması gerekir. Aşırı sıcaklarda bedensel aktivite ile çalışmak zorunda kalanların sıvı ve elektrolitler yönünden sebze, meyve ağırlıklı beslenmeleri ve susuz kalmamaları çok önemlidir. </p>
<p>Yaz döneminde ortaya çıkan mide rahatsızlıkları, alışkanlıkların mevsime göre değişmesinden kaynaklanmaktadır.</p>
<ul>
<li>Tatil öncesi yaza daha formda ve kilo vermiş olarak girme kaygısı ile yapılan dengesiz diyetler sonucu; hazımsızlık, ülser, gastrit ve reflü gibi hastalıklar ortaya çıkmaktadır.</li>
<li>Yazın geç saatlere kadar ayakta kalma ve uyku saatlerinin değişmesi , gece geç saatlerde yeme yemek alışkanlıklarını da beraberinde getirmektedir. Uyumadan çok kısa bir süre önce yenen yemekler; hazımsızlık ve reflüye neden olmaktadır. </li>
<li>Artan hava sıcakları nedeniyle sıvı alım ihtiyacının artması ile vücudu serinlettiği düşünülen gazlı ve buzlu içeceklerin kontrolsüz olarak tüketimi; hazımsızlık, gastrit, reflü gibi şikayetlre yol açmaktadır.</li>
<li>Alkol alma alışkanlıkları da yaz tatili ile birlikte değişmektedir. Tatilde alkol tüketiminin artması; reflü, ülser, gastrit gibi hastalıklara zemin hazırlamaktadır.</li>
<li>Yaz sıcakları nedeniyle uygun koşullarda saklanmayan besinlerin daha kolay bozulması ve bunlara bağlı gıda zehirlenmeleri ile ishal ve hazımsızlık gibi sorunlar daha sık görülmektedir.</li>
</ul>
<p>Yaz aylarına özgü ortaya çıkan mide rahatsızlıklarına karşı mide koruyucu önlemler alınması gerekir. Ancak bu önlemler sadece mevsimsel değil, kişilerin mide sağlığı için ömür boyu uyması gereken genel kurallardır.</p>
<p>            <strong>Yaz sıcaklarında mide sağlığınızı korumak için neler yapmalısınız? </strong></p>
<ul>
<li>Bilinçsiz ve dengesiz beslenerek diyet yapmayın, tek yönlü beslenmeyin, yaz aylarında beslenmenizde sebze ve meyve ağırlığını artırabilirsiniz, susuz kalmayın. Diyetisyeninizin önerilerine uyun.</li>
<li>Az az, sık sık ve iyi çiğneyerek yemek yiyin. Yemek yediğiniz zaman midenizi tam olarak doldurmayın. Sofradan tam olarak doymadan kalkın. ‘Doydum, daha fazla yiyemeyeceğim’ diyorsanız, midenize fazla yük yüklemişsiniz demektir. Yatmadan önce yemek yemeyin.  </li>
<li>Sigara içmeyin, tatilde alkol miktarını artırmayın ve minimum düzeyde tüketin.</li>
<li>Aşırı soğuk, aşırı sıcak, aşırı baharatlı, aşırı yağlı, aşırı salçalı yiyecek ve içeceklerden uzak durun.</li>
<li>Genel temizlik ve hijyen kurallarına uyun.</li>
<li>Kronik rahatsızlıklarınız varsa özel diyetinizi ihmal etmeyin ve ilaçlarınızı düzenli olarak alın.</li>
<li>Stres ile başa çıkma yollarını deneyin, düzenli bedensel aktivite yapın, gerektiği kadar dinlenin.   </li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/7253-havalar-isininca-mide-rahatsizliklari-artar-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Adet tarihiniz tatil planlarınızı altüst etmesin</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/7249-adet-tarihiniz-tatil-planlarinizi-altust-etmesin/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/7249-adet-tarihiniz-tatil-planlarinizi-altust-etmesin/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Jul 2010 07:52:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[adet]]></category>
		<category><![CDATA[ilac]]></category>
		<category><![CDATA[plan]]></category>
		<category><![CDATA[reng]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=7249</guid>
		<description><![CDATA[Yaz geldi, bazılarımız tatil planlarını çoktan yapmışken bazıları da “nerede tatil yapılır, nasıl iyi vakit geçirilir?”&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz geldi, bazılarımız tatil planlarını çoktan yapmışken bazıları da “nerede tatil yapılır, nasıl iyi vakit geçirilir?” bunun hesaplarını yapıyor. Ancak tatile çıkacak kadınları bekleyen bir başka endişe de regl tarihinin tatil günleri ile çakışması. Deniz ve havuzun keyfini çıkaramamak şöyle dursun tatilde regl döneminin sıkıntılı anlarını yaşama düşüncesi bile bütün yıl özlemle beklenen o güzelim günleri mahvetmeye yetebilir. Peki bu durumda tatil tarihi mi ertelenmeli yoksa regl döneminde küçük bir oynama mı yapılmalı? Uzmanlar alışkanlık haline getirilmediği sürece, doktor kontrolünde regl dönemini geciktirici ilaç kullanımının mümkün olabileceğini belirtiyor.</p>
<p><img title="Dr.Altuğ-SEMiZ" src="http://www.kadikoygazetesi.com/wp-content/uploads/2010/07/Dr.Altuğ-SEMiZ.jpg" alt="" width="500" height="300" /> </p>
<p>Memorial Şişli Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Altuğ Semiz, adet geciktirici ilaç kullanımı” hakkında bilgi verdi ve kadınlara tavsiyelerde bulundu.</p>
<p><strong>3-4 gün öncesinden ilaç kullanmaya başlayıp tatilde rahat edebilirsiniz </strong></p>
<p>Regl tarihi tatil planı yapılan günlere denk gelen hanımlar adet kanamalarını geciktirebilmek için progesteron hormonu olarak etki eden bir preparat kullanabilirler. Bu ilaç kullanıldığı süre zarfında adet görülmeyecektir. İlaç için ideal başlama tarihi beklenen adet kanamasının başlangıç tarihinden 3-4 gün öncesidir. İlaç günde 3 defa birer adet kullanılır.</p>
<p><strong>Kanama miktarında değişiklik ve vücutta şişkinlik görülebilir</strong></p>
<p>Bu ilacın bilinen büyük bir yan etkisi bulunmamaktadır. İlacı karaciğer bozukluğu olan bayanlar kullanmamalıdırlar. Daha önce emboli geçirmiş bayanlarda da kullanılmaması gerekir. Görülebilecek diğer küçük yan etkiler ise adet kanama miktarında değişiklik, vücutta şişkinlik, göğüslerde şişkinlik yapabilmektedir. Genellikle ilacı bıraktıktan 2-3 gün sonra kanama başlamaktadır. İlacı bıraktıktan sonraki ilk adet normalden biraz daha ağrılı ve kanama değişikliği ile beraber olabilmektedir. Bazı kadınlarda ilaçtan sonraki adet döneminde de düzensizlik görülebilmekteyse de vakaların büyük çoğunda ikinci adetle herşey normale dönebilmektedir.</p>
<p><strong>İlaç zamanında kullanılmazsa beklenen gecikme sağlanmayabilir</strong></p>
<p>İlaç kullanıldığı hemen hemen her durumda etkili olmaktadır. Eğer ilacı geç kullanmaya başlanmış ise bu durumda adet gecikmesi sağlanamayabilir. Özellikle vücut kitle indeksi yüksek bayanlarda ilaç dozu yetersizliğine bağlı olarak uygulamanın başarısız olma ihtimali yükselmektedir. Bu ilaçla beraber alkol kullanmanın hiçbir sakıncası bildirilmemiştir. Yine de ilaç kullanımı ile alkol alımı arasındaki zamanın artırılması iyi olacaktır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Adet düzensizliği dikkat gerektirir</strong></p>
<p>Adet düzensizliği olan kadınlarda öncelikle bu düzensizliğe neden olabilecek nedenler araştırılmalıdır. Bu amaçla genel bir jinekolojik muayene yapılmalıdır. Yumurtalık kistlerinden erken menopoza kadar bütün olasılıklar muayene ile tamamlanmalıdır. Özellikle adet gecikmeleri olan genç bayanlarda gebelik kesinlikle araştırılmalıdır. Aktif cinsel hayatı olan bütün genç bayanlar adet gecikmesi durumunda öncelikle gebelik testi yapmalı ve test negatif olduğu halde adet gecikmesi devam eden durumlarda doktora başvurmalıdır. Adet gecikmeleri ya da düzensizliğinde eğer altta yatan neden muayenede saptanamamışsa hormon testleri ile tiroid hastalıkları, prolaktin bozuklukları araştırılmalıdır. Genel olarak adet düzensizliği olan bayanlarda özellikle strese bağlı gecikmeleri yahut hızlı kilo alıp verme gibi durumları olanlarda doğum kontrol hapları ile adetler düzenlenebilir. Bunun dışında sık adet gören bayanlarda “luteal faz yetmezliği” progesteron ilaçları ile düzeltilebilmektedir. Bu tarz ilaçları düzensizlik görüldüğü an hastanın kendi başına kullanmaması gerekmektedir. Özellikle doğum kontrol hapları kullanmayı planlayan bayanlar mutlaka doktor kontrolünden geçmeli ve tercihan ilaç öncesi meme muayene / ultrasonografileri yasılarak olası bir meme kisti açısından taranmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/7249-adet-tarihiniz-tatil-planlarinizi-altust-etmesin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vücudunuzu sıcağın zararlı etkilerinden koruyun</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/7195-vucudunuzu-sicagin-zararli-etkilerinden-koruyun/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/7195-vucudunuzu-sicagin-zararli-etkilerinden-koruyun/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Jul 2010 08:26:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[ışın]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=7195</guid>
		<description><![CDATA[Memorial Antalya Hastanesi Dahiliye Bölümü’nden Uz. Dr. Mehmet Demircioğlu, sıcağın zararlı etkilerinden korunma önerileri hakkında bilgi&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Memorial Antalya Hastanesi Dahiliye Bölümü’nden Uz. Dr. Mehmet Demircioğlu, sıcağın zararlı etkilerinden korunma önerileri hakkında bilgi verdi. </strong></p>
<p><strong><img title="Mehmet-demircioğlu" src="http://www.kadikoygazetesi.com/wp-content/uploads/2010/07/Mehmet-demircioğlu.jpg" alt="" width="500" height="300" /></strong></p>
<p>Sıcağa maruz kalma birçok fizyolojik fonksiyonu etkiler ve sıvı kaybına neden olur. Sıcağa bağlı olarak ortaya çıkan kalp ve dolaşım sistemi bozuklukları ile su ve tuz kayıpları, özellikle yaşlılar, bebekler, hamileler ve kronik hastalığı olanları etkilemektedir.  </p>
<p>Çoğu kişide sıcağın etkileri hafif şikayetlerle kendini belli etse de fakat sıcağa maruz kalmanın şiddeti ve süresine bağlı olarak; cilt kızarıklığı, terleme, kramp, ısı çarpmasından, bilinç kaybı ve ölüme dek uzanan ciddi etkiler ortaya çıkabilir. Sıvı kaybına bağlı olarak çarpıntı, nefes darlığı, aşırı bitkinlik sonrasında zihin bulanıklığı, baygınlık, bilinç kaybı gelişebilir ve kişi bulunduğu sıcak koşullarından uzaklaşamayabilir.</p>
<p><strong>Saatte </strong><strong>2 litre</strong><strong> terleme ile sıvı ve tuz kaybı oluşur </strong></p>
<p>Sıcağın etkisi sonucunda vücut ısısının artması cilt kan akımının artırılması ve terleme yoluyla dengelenmeye çalışılır. Normalde cilt kan akım hızı 200-250 ml/dakika iken, aşırı sıcak ortamda cilt kan akım hızı 7-8 kata kadar artabilir.  Kan akımı artışı dolaşım sisteminin ve kalbin iş yükünü artırır. Diğer yandan saatte 2 litre miktarına varabilecek oranda terlemeyle birlikte aşırı miktarda sıvı ve tuz kaybı oluşur. Özellikle kalp, tansiyon, şeker hastaları, yaşlılar, bebekler, hamileler, kronik hastalığı olanlar kalp ve dolaşım sisteminin aşırı yüklenmelerine, sıvı ve tuz kayıplarına gerektiği kadar adapte olamazlar.</p>
<p><strong>Sıcağın zararlarını en aza indirmek için yaz aylarında bu önerilere mutlaka uyun!  </strong></p>
<p>** Önemli olan mümkün olduğunca aşırı sıcak ortamda bulunmamaktır. Gölge, serin yerlerde dinlenerek vakit geçirilmelidir.</p>
<p>** Bebekler, küçük çocuklar, hamileler, yaşlılar, kalp, tansiyon, şeker hastaları, aşırı kilolu kişiler, ağır egzersiz yapanlar, ağır işlerde çalışanlar,  kronik hastalığı olanlar dikkatli olmalı,</p>
<p>özellikle güneş ışınlarının yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkmamalıdır.</p>
<p>** Alkol tüketimi vücudun su dengesini bozar, susuzluğu artırır, sıcak havalarda aşırı alkol tüketilmemelidir. </p>
<p>** Kafeinli içecekler susuzluğu artırdığından çok içilmemelidir.</p>
<p>** Kontrol altına alınamamış şeker düzeyleri ciddi susuzluk nedenidir, sıcağa bağlı gelişen susuzluğa olumsuz katkıları olur. Şeker hastalarının şeker düzeyleri kontrol altında olmalı ve şekersiz bol sıvı tüketmelidir.</p>
<p>** Çocuklar, evcil hayvanlar sıcak havalarda kapalı araçlar içinde kesinlikle bırakılmamalıdır.</p>
<p>** Bol su ve sıvı tüketilmeli, susuzluk hissedilmese bile su içilmelidir. Susuzluk hissi sıcaklarda gerçek su ihtiyacını göstermekte yetersiz kalabilir.  </p>
<p>** Sıcak tutmayacak bol, açık renkli, pamuklu kıyafetler tercih edilmelidir. </p>
<p>** Sıcakta çok efor sarf edilmemeli, çok yorulmamalı, yoğun çalışılmamalı, aşırı egzersiz ve spor yapmaktan kaçınılmalıdır.</p>
<p>** Direkt gelecek güneş ışınları ve sıcağın zararlı etkilerinden korunmak için; şapka, şemsiye, güneş kremleri gibi önlemler alınmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/7195-vucudunuzu-sicagin-zararli-etkilerinden-koruyun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ataşehir&#8217;den sağlık için dev adım “Türkan Saylan Tıp Merkezi”</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/7171-atasehirden-saglik-icin-dev-adim-%e2%80%9cturkan-saylan-tip-merkezi%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/7171-atasehirden-saglik-icin-dev-adim-%e2%80%9cturkan-saylan-tip-merkezi%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Jul 2010 06:38:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Flaş]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[adım]]></category>
		<category><![CDATA[atasehir]]></category>
		<category><![CDATA[türkan saylan tıp merkezi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=7171</guid>
		<description><![CDATA[Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile Ataşehir Belediyesi arasında sağlık hizmetleri protokolu imzalandı. 
1 Ağustos 2010 tarihinden&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile Ataşehir Belediyesi arasında sağlık hizmetleri protokolu imzalandı. </p>
<p>1 Ağustos 2010 tarihinden itibaren SGK&#8217;lı vatandaşlar Ataşehir Belediye Başkanlığı Türkan Saylan Tıp Merkezi&#8217;nden sağlık hizmeti alacak.</p>
<p> <img title="türkan-saylan-tıp-merk" src="http://www.kadikoygazetesi.com/wp-content/uploads/2010/07/türkan-saylan-tıp-merk.jpg" alt="" width="500" height="300" /></p>
<p>Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, Türkan Saylan Tıp Merkezi ile Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) arasında hizmet protokolunun imzalandığını açıkladı. Başkan İlgezdi, yapılan görüşmelerin sonuçlandığını ve Belediye Başkan Yardımcısı Dr. Haluk Tamgaç ile SGK Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürü Uzman Dr. Hasan Çağıl&#8217;ın imzaladıkları protokolle 1 Ağustos 2010 tarihinden itibaren vatandaşların Türkan Saylan Tıp Merkezi&#8217;nden yararlanabileceklerini ifade etti.</p>
<p> <img class="aligncenter size-full wp-image-7174" title="göz-taraması" src="http://www.kadikoygazetesi.com/wp-content/uploads/2010/07/göz-taraması.jpg" alt="" width="500" height="300" /></p>
<p> Ataşehir için oluşturulan ATASES projesinin en önemli ayaklarından biri olan Tıp Merkezi&#8217;nin son teknolojiye sahip tıp cihazları ile tam donanımlı olarak hizmet vermeye hazır olduğunu söyledi. Ataşehirlilere çağdaş yaşamın en önemli ayaklarından biri olan sağlık hizmetlerini sunmak için başlatılan çalışmaların meyvesini vermeye başladığını belirten Başkan İlgezdi, Tıp Merkezine Türk kadınının yüz akı, bilim insanı, Çağdaş Yaşamı Destekleme Vakfı eski Başkanı Prof. Dr Türkan Saylan&#8217;ın isminin Belediye Meclisinin kararı ile verildiğini açıkladı. .</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Türkan Saylan Tıp Merkezi </span></strong></p>
<p>Ataşehir Küçük Bakkalköy Mahallesi, Vedat Günyol Caddesi üzerinde, 1200 metrekare alan üzerinde, 8 katlı olarak kurulan Ataşehir Belediyesi Sağlık İşleri Müdüdrlüğü Türkan Saylan Tıp Merkezi 1 Ağustos 2010 tarihinden itibaren SGK ile yapılan protokol gereği SGK&#8217;lı vatandaşlara sağlık hizmeti vermeye başlayacak.</p>
<p>Ataşehir Belediye Başkanlığı Sağlık İşleri Müdürü Gamze Akkuş İlgezdi, Tıp Merkezinin fiyat politikasının; diğer belediyelere bağlı sağlık hizmet merkezleri ve Kızılay gibi kurumların fiyatlarının baz alınarak belirleneceğini açıkladı. Gamze Akkuş İlgezdi, “Ataşehir Belediyesi olarak; bu merkezin yanısıra her mahallede sağlık ocaklarının yaygınlaşması ve daha çok Ataşehirlinin sağlık hizmetlerinden faydalanmasını hedeflediklerini de” vurguladı. Sağlık İşleri Müdürü Gamze Akkuş İlgezdi, Tıp Merkezi&#8217;nde kulak, burun, boğaz, göz hastalıkları, dahiliye, çocuk hastalıkları, kadın hastalıkları, pedagoji, aile hekimi uzmanlığı, acil servis ve diş polikliği, laboratuar bölümünde; röntgen, ultrason, kemik yoğunluğu ölçümü hizmetlerinin yanısıra evlilik, işe giriş ve ehliyetle ilgili sağlık raporlarının da verileceğini söyledi.</p>
<p>Ataşehir Belediyesi Türkan Saylan Tıp Merkezi&#8217;nde 21 kadrolu hekim, 9 hemşire, 2 acil tıp teknisyeni, 2 röntgen teknisyeni, 1 diş teknisyeni, 3 diş hekimi yardımcısı, 1 pedagog, 1 psikiyatri uzmanı, 2 laborant ve 20 kişilik yardımcı personel görev yapıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/7171-atasehirden-saglik-icin-dev-adim-%e2%80%9cturkan-saylan-tip-merkezi%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Suya balıklama atlarken boyun travmalarına dikkat!</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/7191-suya-baliklama-atlarken-boyun-travmalarina-dikkat/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/7191-suya-baliklama-atlarken-boyun-travmalarina-dikkat/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Jul 2010 05:10:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[balıklama]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[cem dinç]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[havuz deniz]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=7191</guid>
		<description><![CDATA[Memorial Ataşehir Hastanesi Nöroşirurji Bölümü’nden Op. Dr. Cem Dinç, yaz aylarında havuz ve denize balıklama atlama&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Memorial Ataşehir Hastanesi Nöroşirurji Bölümü’nden Op. Dr. Cem Dinç, yaz aylarında havuz ve denize balıklama atlama sonucu boyun travmalarındaki artışa dikkat çekti ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong><img title="Cem-Dinç" src="http://www.kadikoygazetesi.com/wp-content/uploads/2010/07/Cem-Dinç.jpg" alt="" width="500" height="300" /> </strong></p>
<p><strong>“Serinleyeyim” derken canınızdan olmayın</strong></p>
<p>Sıcak havalarda deniz ve havuza girip serinlemek isteyenler için yaz kazaları da görünmeyen tehlikeler olarak karşımıza çıkıyor. Yaz aylarında görülen kazaların başında da boyun travmaları geliyor. Ancak alınacak birkaç basit önlem ile korkulacak sonuçlardan kaçınmak mümkün olabilir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>En çok gençlerin başına geliyor</strong></p>
<p>Yaz aylarında hastanelerin acil servis ve beyin cerrahi bölümlerine boyun (servikal) travması sebebi ile getirilen hasta sayısında artış izlenmektedir. Boyun travmalarının en sık nedenleri arasında trafik kazaları, yüksekten düşme ve havuz veya denizde özellikle sığ sulara yapılan balıklama atlayış hareketleri sayılabilir. Boyun travması geçiren hastaların nispeten genç yaşta olmaları dikkat çekicidir.</p>
<p><strong>Sığ suya atlamak boyun travmasına davetiye çıkarıyor </strong></p>
<p>İnsan vücudunda omurganın en önemli görevleri, vücut ağırlığının taşınmasına yardım etmek, vücut hareketlerine katkı sağlamak ve omurga kanalı içinden geçen omuriliği ve sinirleri korumaktır. Omurga sisteminin en hareketli bölgesi boyun bölgesidir. Baş ağırlığını taşıyan ve her yöne hareketi destekleyen bu bölge aynı zamanda omuriliğe de koruma sağlar.</p>
<p>Yapılacak yanlış bir hareket ile meydana gelecek olan boyun travması, boyun omurlarından bir veya birkaçında kırıklara, omurların birbiri üzerinde kaymasına (listezis) ya da omurların bir arada durmasını ve kafatasına tutunmasını sağlayan bağlarda hasara neden olarak omurilik yaralanmasına yol açabilir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Yanlış ilk yardım daha kötü sonuçlar doğuruyor </strong></p>
<p>Boyun travması geçirdiği bilinen ya da şüphe edilen kişiler, boyun bölgesi sabit hale getirilerek, mümkün olduğunca kısa sürede tam donanımlı bir sağlık merkezine ulaştırılmalıdır. Hızlı hareket etme endişesi ile hastalara daha çok zarar verebilecek transfer şekillerinden kaçınılmalı, hastanın mevcut olan pozisyonu uzman bir hekim tarafından görülene kadar korunmaya çalışılmalıdır.</p>
<p><strong>Doğru tanı ve tedavi yaklaşımı çok önemli</strong></p>
<p>Yeterli donanıma sahip bir merkezde boyun travmalı hastalara, uzman hekim tarafından muayene edildikten sonra birtakım tetkikler uygulanır. Bu tetkikler; radyografi, fonksiyonel grafi, tomografi ve manyetik rezonans görüntülemeyi kapsar. Tetkiklerin neticesinde cerrahi girişim gerektirecek bir durum saptanacak olursa, gerekli donanımı olan bir merkezde, yeterli tecrübeye sahip bir cerrahi ekip tarafından girişim uygulanmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/7191-suya-baliklama-atlarken-boyun-travmalarina-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ataşehir’de Bahriye Üçok Hasta Konuk Evi hizmete başladı…</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/7177-atasehir%e2%80%99de-bahriye-ucok-hasta-konuk-evi-hizmete-basladi%e2%80%a6/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/7177-atasehir%e2%80%99de-bahriye-ucok-hasta-konuk-evi-hizmete-basladi%e2%80%a6/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Jul 2010 05:00:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Flaş]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[atasehir]]></category>
		<category><![CDATA[dinlenme]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[konuk]]></category>
		<category><![CDATA[küçükbakkalköy]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=7177</guid>
		<description><![CDATA[Kanserli hastaların kemoterapi, radyoterapi ve ilaç tedavilerinin ardından dinlenmeleri için Ataşehir Belediyesi’nin bağışlarla yaptırdığı Bahriye Üçok&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kanserli hastaların kemoterapi, radyoterapi ve ilaç tedavilerinin ardından dinlenmeleri için Ataşehir Belediyesi’nin bağışlarla yaptırdığı Bahriye Üçok Hasta Konuk Evi hizmet vermeye başladı.</p>
<p>Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, ATASES projesi kapsamında ki Bahriye Üçok Hasta Konuk Evi&#8217;nin ilçe de yaşayan hayırseverlerin bağışlarıyla kurulduğunu açıkladı. Ülkenin en önemli sorunlarından birinin sağlık olduğuna dikkat çeken Başkan Battal İlgezdi, insan sağlığında da teşhis,tedavi ve tedavi sonrası hasta bakımının önemine dikkat çekti. Türkiye&#8217;de sağlık sorunlarına çözüm bulmak için hergün yüzlerce vatandaşın İstanbul&#8217;a akın ettiğini belirten Başkan İlgezdi, özellikle Anadolunun çeşitli illerinden İstanbul&#8217;a gelip kanser tedavisi gören hastaların tedavinin ardından bir süre dinlenmeleri gerektiğini vurguladı. Ancak çok sayıda hastanın ekonomik nedenlerle bu olanağı bulamadığına dikkat çeken Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, <strong><em>“Kentlerine dönemeyen vatandaşlarımızı hastane bahçelerinden parklardan veya hijyen olmayan yerlerde kalmalarını önlemek için Bahriye Üçok Hasta Konukevi&#8217;ni hazırladık.”</em></strong> dedi.</p>
<p>Ataşehir Belediyesi Sağlık İşleri Müdür Vekili Gamze Akkuş İlgezdi&#8217;de Hasta Konukevi&#8217;nin çalışma ve hasta kabul koşullarına ilişkin şunları söyledi: “ Buraya gelen hastalar önce genel bir sağlık taramasından geçirilecek. Konuk Hastaların ayakta tedavi görmesi şartı aranıyor. Yatarak tedavisi olmadığı için riskli hastaları Hasta Konuk Evimize kabul edemiyoruz.”</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-7179" title="hasta-konuk-evi" src="http://www.kadikoygazetesi.com/wp-content/uploads/2010/07/hasta-konuk-evi.jpg" alt="" width="500" height="300" /></p>
<p>Küçükbakkalköy Sağlık Ocağı’nın üst katında ücretsiz olarak hizmet veren Bahriye Üçok Hasta Konuk Evi’nde 24 yatak bulunuyor. Hasta Konuk Evi’ne başvurular saat 17.00’a kadar alınıyor. Konuk Evi’nde kalmak isteyen hastalar başvurularını Türkan Saylan Tıp Merkezi’ne ya da <a href="http://www.atasehir.bel.tr/">www.atasehir.bel.tr</a> internet adresindeki iletişim numaralarından yapabiliyorlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/7177-atasehir%e2%80%99de-bahriye-ucok-hasta-konuk-evi-hizmete-basladi%e2%80%a6/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Diz ekleminin baş ağrısı en çok genç kızları seviyor</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/7039-diz-ekleminin-bas-agrisi-en-cok-genc-kizlari-seviyor/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/7039-diz-ekleminin-bas-agrisi-en-cok-genc-kizlari-seviyor/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Jul 2010 11:02:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[diz]]></category>
		<category><![CDATA[eklem]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=7039</guid>
		<description><![CDATA[Uzun süre oturarak çalışan, merdiven inip çıkan ve yoğun sportif etkinlikler olan 16-40 yaş arası genç&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun süre oturarak çalışan, merdiven inip çıkan ve yoğun sportif etkinlikler olan 16-40 yaş arası genç bayanların en önemli ortopedik sorunlarından biri, diz ön ağrısıdır. Her yaşta ve çok sık görülen bu ağrı, diz ekleminin “baş ağrısı” olarak adlandırılır. Memorial Antalya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ahmet Turan Aydın soruları şu şekilde cevapladı;</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-7041" title="A.Turan-Aydın" src="http://www.kadikoygazetesi.com/wp-content/uploads/2010/07/A.Turan-Aydın.jpg" alt="" width="500" height="300" /></p>
<p><strong>Ağrılar kendini nasıl gösterir? </strong></p>
<p>Ağrılar, diz önünde ve diz kapağı çevresinde ortaya çıkmaktadır. Bu ağrı şekli çok çeşitli şekillerde, çocukluktan yaşlılığa kadar her yaş döneminde ortaya çıkmaktadır. Sık ve her yaşta görülmesi nedeniyle, diz ekleminin “baş ağrısı” olarak tanımlanır. Ağrı çömelme, uzun süre dizleri bükerek oturma, merdiven inip çıkma ve yoğun sportif etkinlik sonucu ortaya çıkabilir.</p>
<p><strong>Kaç yaş arası genç bayanlarda görülür? </strong></p>
<p>Sıklıkla 16 – 40 yaş arası bayanlarda ortaya çıkan bir ağrıdır. Ergenlik ve genç erişkin dönemi en sık görülen yaş dönemidir. Bu dönemde sportif aktivitelere katılımın fazla olması önemli nedendir.</p>
<p><strong>Spor yapanlarda daha mı çok görülür yoksa ağrıların asıl nedeni hareketsizlik midir? </strong></p>
<p>Hareketsiz yaşam ağrı nedeni değildir. Kadınların leğen kemiklerinin geniş olması yürüme esnasında diz kapağını dışarıya zorlayıcı bir etkiye neden olmaktadır. Eğer şişmanlık ve dizlerde X-bacak deformitesi de varsa, bu etki çok belirginleşmektedir. Diz kapağının dışarı zorlanması eklem kıkırdağında anormal yüklenme, sürtünme ve aşınmaya neden olarak diz önü ağrısına kaynaklık yapar. Ergenlik döneminde her iki cinste de diz önü ağrısının sık görülmesi hormonal değişiklikler ve hızlı büyüme nedenlidir. Genç bayanlarda bu tip diz ağrısının en önemli nedeni anatomik bozukluklar, şişmanlık ve aşırı sportif aktivitedir. Bu gibi şikayetleri olan hastaların</p>
<p>% 20 – 40’ı spor travmatolojisiyle uğraşan kliniklere başvurmaktadır. Atletizm ve yüzme sporunda, haftada 5 kez ve üzeri aktivite yapılması durumunda, fitness salonlarında çömelerek ağırlık kaldırma egzersizlerinde daha sık görülmektedir.</p>
<p><strong>Ağrı nedeniyle kişinin yaşam kalitesi nasıl etkilenir? </strong></p>
<p>Ağrı ve hareket kısıtlılığı, yaşam kalitesini doğrudan etkiler. Gece ağrısı, dizleri bükerek uyuyamama ve sık uyanma, sabah ağrıyla uyanma ve dizi hareket ettirememe sık ifade edilen şikayetlerdir. Ofis çalışanları, çömelme ve merdiven inip çıkmadaki zorlanma nedeniyle günlük işlerini yapmakta zorlanırlar. Ev hanımları için çömelememe, günlük ev işlerinde çok zorlanma anlamına gelecektir. Bu hastalar uzun otobüs ve uçak seyahati yapamazlar. Spor yapamama veya spor sonrası şikayetlerin artması da yaşam kalitesinin doğrudan etkilendiğinin en önemli kanıtlarıdır.</p>
<p><strong>Genç bayanlarda hamilelik bu ağrıyı nasıl etkiler? </strong></p>
<p>Hamilelik birçok fizyolojik değişime neden olan bir dönemdir. Bu değişiklikler sıklıkla kas-iskelet sisteminde olmakta ve bebeğin taşınması ve vücudun doğuma hazırlanmasını sağlamaktadır. Bel, kalça ve diz ağrıları ile sık karıştırılır. Dize binen yük iki kat artmıştır. Artan kilo ve eklem gevşekliği nedeniyle ayaklarda gelişen taban çökmesi de diz ağrısını artırıcı rol oynar.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>İleride başka diz sorunlarına yol açar mı? </strong></p>
<p>Diz önü ağrısının nedeni diz kapağı ekleminin aşırı basınç altında kalması ve anormal sürtünme-kayma nedeniyle diz kapağını yerinde tutan bağların zorlanmasıdır. Bu durum zamanla eklem kıkırdağının yumuşaması ve dökülmesine, eklem zarının iltihaplanmasına sonuç olarak da diz kapağı ekleminde artroz gelişmesine neden olur.</p>
<p><strong>Ağrı ile başa çıkmak için ne tür egzersizler yapılmalıdır? </strong></p>
<p>Ağrı, uyluk önü kasının zayıflamasına neden olur. Bu kasın zayıflaması günlük aktivitelerde kısıtlanma ve diz ekleminde zaman zaman emniyetsizlik hissine neden olur. Bu nedenle tedavinin önemli basamaklarından biri, “isometrik quadrıceps” adı verilen egzersizlerdir. Bu egzersizler dize hareket verilmeksizin yapılır ve amaç, diz kapağında ağrı uyandırmaksızın kası kuvvetlendirmektir.</p>
<p><strong>Günde 3 seans ve her seansta 15 kez olmaz üzere; </strong></p>
<ul>
<li>Bacaklarınızı uzatın ve dizinizi yere doğru sıkın. Ayağınızı kendinize doğru çekerken dizlerinizi düz tutun.</li>
<li>Ayaklarınızı uzatın ve dizlerinizin üzerine bir yastık koyup bacaklarınızı düz bir şekilde kaldırarak ayaklarınızı kendinize doğru çekin.</li>
<li>Bacaklarınızı uzatarak oturun ve ayaklarınızı kendinize çekerken bacağınızı düz ve hafif kaldırın.</li>
</ul>
<p> </p>
<p><strong>Hangi sporlar ağrılara iyi gelir? </strong></p>
<p>Spor etkinlikleri aşırı yüklenmeler nedeniyle ağrıya davetiye çıkarır. Ancak yürüme, hafif koşu ve bisiklet sporu tavsiye edilebilir. Koşuda ayakkabı seçimi, bisiklet sporunda da yüksek selede kullanma dikkat edilmesi gerekli noktalardır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Diz ön ağrısının tedavisi nedir? </strong></p>
<p>Cerrahi tedavi gerektiren akut çıkıklar, tekrarlayan çıkıklar, doğuştan çıkıklar ve dizilim kusurlarında hasta ameliyatla tedavi edilmektedir. Radyoloji sonuçlarında herhangi bir bulguya rastlanmayan hastalarda, ameliyat dışı kansız ( konservatif ) tedaviler uygulanmaktadır.</p>
<p>Hastaya öncelikle eklem sürtünmesini artıran aktiviteler yasaklanır. Bunlardan en önemlileri; merdiven inip çıkmak, çömelme, yük taşıma, uzun yürüyüşler ve uzun süre ayakta duruşlardır.  </p>
<p>Kansız tedavi günde üç kez 15 dakika soğuk uygulamasını ve egzersizleri kapsar. Bunlar, uyluk önü kasının kuvvetlendirme egzersizleri yanında, uyluk arkası, baldır ve kasık kaslarının gerilmesi egzersizlerinden oluşur. Derin duyunun güçlendirilmesi önemlidir. Dizlik ve düz tabanlık varsa özel ayakkabı veya tabanlık kullanılması diz ağrısını azaltır. Eklemi yağlama ( viskosupleman tedavi) eklem kıkırdağının sertleştirilmesi ( kondroprotektif ) tedavileri seçilmiş olgularda faydalı olabilir. Tüm bunlara rağmen ağrı geçmiyor ve kıkırdak yumuşamasının belirtileri olan şişlik ve kıtırtı sesi devam ediyorsa, artroskopik yöntemle eklem tıraşlanabilir. Çoğunlukla bu önlemlerle kısa bir sürede hastalarda iyileşme sağlanır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/7039-diz-ekleminin-bas-agrisi-en-cok-genc-kizlari-seviyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaz sıcakları çocuklarda burun kanaması nedeni</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/7033-yaz-sicaklari-cocuklarda-burun-kanamasi-nedeni/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/7033-yaz-sicaklari-cocuklarda-burun-kanamasi-nedeni/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Jul 2010 12:27:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[cocuk]]></category>
		<category><![CDATA[kanama]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=7033</guid>
		<description><![CDATA[Bahçede oynayan çocuğunuz aniden sesleniyor: “Anneeee; burnum kanadı” ya da size hiçbir şey söylemiyor fakat siz&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bahçede oynayan çocuğunuz aniden sesleniyor: “Anneeee; burnum kanadı” ya da size hiçbir şey söylemiyor fakat siz tişörtündeki kan lekesinden anlıyorsunuz. Bu tabloda görülenler yaz aylarında pek çok anne babanın başına gelir. Bunun sebebi sıcak havalarda çocuklarda burun kanamalarının sık görülmesidir. Peki neden olur, tedavisi nasıldır?</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-7035" title="Dr.Atilla-Şengör" src="http://www.kadikoygazetesi.com/wp-content/uploads/2010/07/Dr.Atilla-Şengör.jpg" alt="" width="500" height="300" /> </p>
<p>Memorial Etiler Tıp Merkezi KBB Bölümü’nden Op. Dr. Atilla Şengör, çocuklarda burun kanaması hakkında bilgi verdi ve ebeveynlere tavsiyelerde bulundu.</p>
<p>Çocuklarda burun kanamaları ebeveynler için oldukça mutsuzluk ve endişe verici durumlardır. Evlatlarının başına gelen herhangi bir hastalıktan farklı olarak kanamanın varlığı ailenin paniğe kapılmasına yol açar. Fakat çoğu burun kanamaları hafif kanamalardır ve burun girişine yakın yerlerden kaynaklanmaları nedeniyle kolaylıkla kontrol altına alınabilirler. Buna rağmen hayatı tehdit eder ölçüde şiddetli kanamaların da olabileceği ve vakit kaybedilmeden müdahale edilmesi gerekliliği bilinmelidir. Burun kanamaları hakkında ayrıntıya girmeden önce burun hakkında bazı bilgiler faydalı olacaktır.</p>
<p>Sıcak ve kuru hava kanamaya yol açıyor</p>
<p>Burnumuz vücudun en çok kanlanan organlarından birisidir. Burundan alınan havanın ısıtılması, nemlenmesi ve temizlenmesi işlevlerinde konkalar ve mukoza örtüsü rol oynar. Konkalar, halk arasında burun etleri diye bilinirler; bunların kan dolaşımının artması veya azalmasıyla birlikte şişip inme özellikleri vardır. Bu sayede burun deliklerimiz sırayla tıkanıp açılırlar ve burun işlevlerinin yürümesini sağlarlar. Konkaları ve bütün burun boşluğunu mukoza örtüsü kaplar. Mukoza örtüsünün üzerinde jel benzeri bir mukus tabakası bulunur ve burundaki nemin korunmasını sağlar, burnun kurumasını önler. Nasıl cildimiz sıyrıldığında ya da zedelendiğinde kanıyorsa, mukoza örtüsü zedelendiğinde de burun kanaması oluşur. Temel olarak sıcak-kuru havalar, enfeksiyonlar ve burun karıştırma gibi durumlar mukoza örtüsünün dayanıklılığını bozarak kılcal damarların açılmasına neden olurlar ve böylelikle kanamaya rol açarlar.</p>
<p>Kanamanın ciddi olup olmadığını nasıl ayırt edebiliriz?</p>
<p>Çoğu basit nedenlere bağlı olan burun kanamaları hakkında genel anlamda fikir sahibi olmakta ve kanama sırasında neler yapılabileceğini bilmekte yarar vardır. Burun kanamalarını ciddiyetine ve kaynaklandığı yere göre iki başlık altında incelemek olasıdır:</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Ön burun kanamaları:</strong> Burun boşluğunun hemen girişinde, orta hatta, kılcal damarlar mukoza örtüsünün içinde özel bir bölgede bir araya gelirler (Kisselbach pleksusu veya Little alanı). Çocuklarda en sık görülen burun kanamaları bu bölgeye ait olanlardır. Çoğu burun kanaması, buradaki kılcal bir damarın çatlaması nedeniyle tek taraflı olur. Bu bölgedeki damarlar oldukça ince ve yüzeyde olduklarından, burun sümkürülmesi ile ufak bir tırnak dokunuşuyla veya hafif bir darbeyle bile kanayabilirler. Bu şekilde olan kanamalarda otururken veya ayakta dururken, burundan dışarı doğru genellikle az miktarda kanama olur. Kanama miktarı bazı durumlarda fazlaca olabilir, ancak bunlar bile çoğu kez parmak basısıyla kontrol edilebilirler. Sıklıkla çocuk ve genç erişkinlerde görülürler.</p>
<p><strong>Arka burun kanamaları: </strong>Kontrol edilmesi zor ve ciddi kanamalar olabilirler. Kafa travmaları ile yüz yaralanmaları dışında aslında sıklıkla orta ve ileri yaştakilerde, tansiyon sorunları olanlarda görülürler. Çocuklarda ise kanama-pıhtılaşma sorunları olanlarda meydana gelebilirler. Burnumuzun içinde arka üst bölgelerden kaynaklandıkları için burun ön tarafına uygulanan parmak basısı burada kanamayı durdurmaz. Ağız ve boğaza doğru kanama devam eder. Bu bölgenin kanamaları mutlak bir KBB uzmanının müdahalesini gerektirir, hatta İç Hastalıkları-Hematoloji ve Girişimsel Radyoloji gibi branşların desteğini gerektirebilir. Göz kararması, fenalaşma hissi, çarpıntı yani tansiyon düşmesi ve nabızda hızlanma gibi fazlaca kan kaybı belirtileri de varsa acilen hastanenin yolu tutulmalıdır.</p>
<p><strong>Burun kanamasının başlıca nedenleri:</strong></p>
<p>Burun kanamaları sıklıkla kuru-sıcak yaz aylarında veya kış aylarında ısıtıcıların kuruttuğu oda havası nedeniyle burun mukozasının da kurumasına bağlı olur. Kuruma, kabuklanmaya yol açar, kılcal damarlar çatlarlar ve kanama başlar. Yine bazen nezle, grip veya sinüzit gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarında mukoza örtüsünün yıpranmasına bağlı gelişebilir. Bunların dışında kanama-pıhtılaşma bozukluklarına yol açabilen ilaç kullanımları veya hastalıklar burun kanamasına neden olabilirler. Maddeler halinde belirtmek gerekirse, genel olarak:<strong> </strong></p>
<ul>
<li>Kaşıntıya yol açan alerji, enfeksiyon veya kuruluk durumlarında burun karıştırılması,</li>
<li>Kuvvetli burun sümkürme burun kılcal damarlarının çatlamasına yol açarak,</li>
<li>Kanama-pıhtılaşma bozukluğu olanlar veya Aspirin ve benzeri ilaç kullanımı,</li>
<li>Karaciğer hastalıkları, yüksek tansiyon,</li>
<li>Burun eğrilikleri,</li>
<li>Burun kırılmaları, baş ve yüz yaralanmaları gibi ciddi durumlar,</li>
<li>Lösemi veya burun içi bazı tümörler oldukça nadir olmalarına karşın,</li>
</ul>
<p>burun kanamasının nedeni olabilirler. Bu durumlardan bir tanesi veya birkaçı birlikte bulunabilir ve bu durum kanamanın şiddetini belirleyebilir.</p>
<p>Burun kanamasını durdurmak için…</p>
<p>Burun kanaması ile karşılaşıldığında uygulanabilecek bazı yöntemler vardır:</p>
<p>1.      Kanaması olan kişiyi sakinleştirmeye çalışılmalıdır. Heyecanlı ve panik halinde olanların kan basıncı (tansiyonu) yükselir ve kanamanın şiddeti artabilir.</p>
<p>2.      Baş hafifçe öne doğru eğilmelidir. Çünkü baş geriye atıldığında kan burundan geniz ve boğaza, buralardan da yutularak mideye gider. Kanama miktarı anlaşılamadığı gibi bulantı ve kusmaya da yol açabilir. Yine bu amaçla kan ağızda da tutulmamalı, tükürülmelidir.</p>
<p>3.      Burnun yumuşak olan kısmını tamamen kavrayacak şeklide başparmak ve işaret parmaklarla sıkıştırılmalıdır. Aynı anda burun açıcı spreylerden herhangi biri ile bir miktar pamuk ıslatılarak burun içine yerleştirilebilir.</p>
<p>4.      Sağlam, ancak nazik bir şekilde baş ve işaret parmakların yan tarafıyla sıkılan burun yumuşak kısımları yüze, yüz kemiklerine doğru bastırılmalıdır.</p>
<p>5.      Bu şekilde 5-10 dakika kadar beklenmelidir.</p>
<p>6.      Kanamanın şiddetli olduğu arka burun kanamasından şüphe ediliyorsa, bir yandan hastanenin yolu tutulmalıdır.</p>
<p>7.      Hastanın tansiyon sorunu varsa, ilaçlarını ihmal etmiş olabileceği düşünülmelidir. Olanaklı ise tansiyon ölçülmeli, yüksek bulunuyor ise ilaçları verilmelidir.</p>
<p>8.      Dik oturulmalı veya yatmak gerekiyorsa mutlaka baş yüksekte kalacak şekilde yatılmalıdır. Böylece kanama bölgesi kalp seviyesinden yüksekte olur ve kanamanın şiddeti azaltılabilir.</p>
<p>9.      Bu aşamada burun ve yanaklara buz uygulanabilir.</p>
<p>10.  Kanama durmuşsa ve burun açıksa yavaş yavaş burundan nefes alıp vermeye çalışılmalıdır.</p>
<p><strong>Mutlaka doktora başvurmanız gereken durumlar:</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<ul>
<li>Durmayan veya tekrarlayan burun kanamaları.</li>
<li>Burun dışında başka yerlerden de kanama olması, örneğin idrar ve dışkılama ile.</li>
<li>Vücutta hafif darbelerle bile morarma ve çürüklerin varlığı.</li>
<li>Bazı kan sulandırıcı ilaçların kullanılıyor olması.</li>
<li>Pıhtılaşma bozukluğu yaratabilecek karaciğer, böbrek veya hemofili gibi hastalıkların bulunuyor olması.</li>
<li>Yakın zamanda kemoterapi alınmış olması.</li>
</ul>
<p>Kanamanın yeri edoskopik muayene ile belirleniyor.</p>
<p>Kanamanın durmadığı ön burun kanamalarında sınırlı bir tampon yapılarak veya küçük bir müdahale ile kılcal damar pıhtılaştırılarak kanama durdurulabilir. Tekrar eden kanamalarda 2-4 gün süreyle kanama kontrolünü sağlayacak ön ve/veya arka burun tamponları kullanılabilir.</p>
<p>Kanama-pıhtılaşma bozukluğu düşünülüyorsa bazı kan tetkikleri yapılabilir.</p>
<p>Kanama kendiliğinden durmuşsa veya tampon alındıktan sonra da kanamıyorsa, çoğu kez yumuşatıcı ve yara iyileştirici krem veya burun merhemleri önerilir. Bunlar günde iki-üç defa 2 hafta kadar süreyle uygulanabilir, ancak genellikle yatmadan önce bir uygulama yeterlidir. Serum fizyolojik damla veya spreyler de burun içinin nemlendirilmesi için kullanılabilir.</p>
<p>Endoskopik muayenede kanama yeri belirlenemezse veya kanama yerindeki şüpheli görünümlerde bazı radyolojik görüntüleme yöntemlerine başvurulabilir.</p>
<p>Ciddi kanamalarda ve kan kaybı varlığında bazı kan ürünleri ile hasta takviye edilebilir. Bazı cerrahi veya girişimsel radyolojik uygulamalarla kanama bölgesini besleyen damar bulunup, kontrol edilebilir.</p>
<p><strong>Kanamanın tekrarlamasını önleyin</strong></p>
<ul>
<li>Tuzlu su içeren spreylerle burun içi nazikçe temizlenmelidir.</li>
<li>Burun karıştırılmamalı ve sümkürülmemelidir.</li>
<li>Ağır aktivitelerden kaçınılmalı ve ağırlık kaldırılmamalıdır.</li>
<li>Baş kalp seviyesinden yüksekte tutulmalıdır.</li>
<li>Bulunulan ortam nemlendirilmeye çalışılmalıdır.</li>
<li>Sıcak ve baharatlı yenmemelidir.</li>
<li>Sıcak su ile banyo yapılmamalı, ılık su tercih edilmelidir.</li>
<li>Aspirin veya antiinflamatuvar ilaçlar alınmamalı, ancak mecburiyet varsa doktora danışılarak değiştirilmeye çalışılmalıdır.</li>
<li>Sıcak ve kuru ortamlarda bulunulmamalı, ortam ısısı ve nemi uygun koşullara getirmelidir.<strong></strong></li>
</ul>
<p><strong>Burnun içini kağıt mendille silmeyin!</strong></p>
<p>Çocuklarda görülen burun kanamaları çoğu kez problemsiz bir şekilde yönetilebilir. Ailenin soğukkanlı olması, kanamayı bizzat kendilerinin kontrol edebilmelerine de yardımcı olabileceği gibi, gereken durumlarda kulak burun boğaz uzmanının çocuğa uygun müdahaleyi yapabilmesini de kolaylaştırır. Bunun dışında bazı aileler çocukların burnunun içerisini de kağıt mendillerle silebilmektedirler. Bu uygulamadan kaçınmak, o bölgedeki mukozanın özelliğini kaybetmesini ve kuruma ile kanamalara yol açabilmesini önlemektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/7033-yaz-sicaklari-cocuklarda-burun-kanamasi-nedeni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaz aylarında mide sağlığınıza dikkat edin</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/6958-yaz-aylarinda-mide-sagliginiza-dikkat-edin/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/6958-yaz-aylarinda-mide-sagliginiza-dikkat-edin/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jul 2010 08:33:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[memorial]]></category>
		<category><![CDATA[mide]]></category>
		<category><![CDATA[serdar akça]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=6958</guid>
		<description><![CDATA[Memorial Antalya Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Serdar Akça, beslenme ve yaşam tarzı ile ilgili alışkanlıkların&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Memorial Antalya Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Serdar Akça, beslenme ve yaşam tarzı ile ilgili alışkanlıkların mevsimlere göre değişmesine dikkat çekerek yaz aylarında mide sorunlarının yaşanmaması ve sağlıklı kalmak için önerilerde bulundu.</strong></p>
<p>Yaz aylarında kronik mide rahatsızlıklarının ve mide şikayetlerinin sıklığında bir artış olmamaktadır. Aksine, mide ve on iki parmak bağırsağı ülserlerinin sıklığında azalma görülmektedir.</p>
<p>Ancak yazın gelişi ile birlikte beslenme ve uyku düzenindeki değişiklikler, eğlence yaşamı nedeniyle artan alkol kullanımı, bazı mide sorunlarına neden olmaktadır. </p>
<p>Yaz sıcaklarında; bebekler, yaşlılar ve kronik hastalığı olan kişilerin susuz kalmaması ve sıcaktan korunması gerekir. Aşırı sıcaklarda bedensel aktivite ile çalışmak zorunda kalanların sıvı ve elektrolitler yönünden sebze, meyve ağırlıklı beslenmeleri ve susuz kalmamaları çok önemlidir. </p>
<p>Yaz döneminde ortaya çıkan mide rahatsızlıkları, alışkanlıkların mevsime göre değişmesinden kaynaklanmaktadır.</p>
<ul>
<li>Tatil öncesi yaza daha formda ve kilo vermiş olarak girme kaygısı ile yapılan dengesiz diyetler sonucu; hazımsızlık, ülser, gastrit ve reflü gibi hastalıklar ortaya çıkmaktadır.</li>
<li>Yazın geç saatlere kadar ayakta kalma ve uyku saatlerinin değişmesi, gece geç saatlerde yeme yemek alışkanlıklarını da beraberinde getirmektedir. Uyumadan çok kısa bir süre önce yenen yemekler; hazımsızlık ve reflüye neden olmaktadır.  </li>
<li>Artan hava sıcakları nedeniyle sıvı alım ihtiyacının artması ile vücudu serinlettiği düşünülen gazlı ve buzlu içeceklerin kontrolsüz olarak tüketimi; hazımsızlık, gastrit, reflü gibi şikayetlre yol açmaktadır.</li>
<li>Alkol alma alışkanlıkları da yaz tatili ile birlikte değişmektedir. Tatilde alkol tüketiminin artması; reflü, ülser, gastrit gibi hastalıklara zemin hazırlamaktadır.</li>
<li>Yaz sıcakları nedeniyle uygun koşullarda saklanmayan besinlerin daha kolay bozulması ve bunlara bağlı gıda zehirlenmeleri ile ishal ve hazımsızlık gibi sorunlar daha sık görülmektedir.</li>
</ul>
<p>Yaz aylarına özgü ortaya çıkan mide rahatsızlıklarına karşı mide koruyucu önlemler alınması gerekir. Ancak bu önlemler sadece mevsimsel değil, kişilerin mide sağlığı için ömür boyu uyması gereken genel kurallardır.</p>
<p>            <strong>Yaz sıcaklarında mide sağlığınızı korumak için neler yapmalısınız? </strong></p>
<ul>
<li>Bilinçsiz ve dengesiz beslenerek diyet yapmayın, tek yönlü beslenmeyin, yaz aylarında beslenmenizde sebze ve meyve ağırlığını artırabilirsiniz, susuz kalmayın. Diyetisyeninizin önerilerine uyun.</li>
<li>Az az, sık sık ve iyi çiğneyerek yemek yiyin. Yemek yediğiniz zaman midenizi tam olarak doldurmayın. Sofradan tam olarak doymadan kalkın. ‘Doydum, daha fazla yiyemeyeceğim’ diyorsanız, midenize fazla yük yüklemişsiniz demektir. Yatmadan önce yemek yemeyin.  </li>
<li>Sigara içmeyin, tatilde alkol miktarını artırmayın ve minimum düzeyde tüketin.</li>
<li>Aşırı soğuk, aşırı sıcak, aşırı baharatlı, aşırı yağlı, aşırı salçalı yiyecek ve içeceklerden uzak durun.</li>
<li>Genel temizlik ve hijyen kurallarına uyun.</li>
<li>Kronik rahatsızlıklarınız varsa özel diyetinizi ihmal etmeyin ve ilaçlarınızı düzenli olarak alın.</li>
<li>Stres ile başa çıkma yollarını deneyin, düzenli bedensel aktivite yapın, gerektiği kadar dinlenin.   </li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/6958-yaz-aylarinda-mide-sagliginiza-dikkat-edin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
