<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadıköy Gazetesi &#187; Yazarlar</title>
	<atom:link href="http://www.kadikoygazetesi.com/kategori/yazarlar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kadikoygazetesi.com</link>
	<description>Yaşayan Kadıköy&#039;ün Nabzı</description>
	<lastBuildDate>Fri, 30 Jul 2010 11:52:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>12 EYLÜL İLE HESAPLAŞMAK</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/7340-12-eylul-ile-hesaplasmak/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/7340-12-eylul-ile-hesaplasmak/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Jul 2010 07:03:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=7340</guid>
		<description><![CDATA[12 Eylül ile hesaplaşırken haksız yere bedenleri öldürülenlerin yanında en az onlar kadar önemli ve acı&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>12 Eylül ile hesaplaşırken haksız yere bedenleri öldürülenlerin yanında en az onlar kadar önemli ve acı olan değerleri, inançları ve dolayısıyla beyinleri öldürülen gençlerin unutulmaması gerekir.</p>
<p>Bugün yaşadığımız birçok sıkıntının sebebi o dönemde kimliksiz ve kişiliksiz yetiştirilmiş gençlerin bugün birçok yerde söz sahibi olmaları değil midir?</p>
<p>1980 sonrası yetişen veya yetiştirilen gençlerin üzerine oynanan zalimce oyunlar ve onların beyinlerinin nasıl yıkandığı yeterince önemsenmedikçe bu ülke gençliği daha çok sıkıntı yaşayacaktır.</p>
<p>O dönemde yapılan ve başarılanlara baktığımızda bugün daha ileri yaşlara gelmiş bile olsalar;</p>
<p>İnançlarından uzaklaştırılmış, milli ve manevi duygularından arındırılmış, okumayan, öğrenmeyen, bilmeyen ve tek hedefi para kazanmak, çalışmadan köşe dönmek olan bir gençlik görüyoruz.</p>
<p>Beynini kullanamayan ve kullanması için başkalarına teslim eden bir kuşakla karşı karşıya kalıyoruz.</p>
<p>Sağcı, solcu, dindar, milliyetçi, sosyalist herhangi bir değeri olmayan, olsa da anında kıvırtabilen, sadece ye, iç, gez ve tüket gençliğiyle dünyamızı paylaşıyoruz.</p>
<p>Milli ve dini duyguların geri plana itildiği, her şeyin para ve güç zannettirildiği, paraya, makama, güce teslim olmak üzere yetiştirilen ve bugün semeresi alınan doyumsuz ve sorumsuz bir gençliği seyrediyoruz.</p>
<p>Bu gençlik; hangi inanca sahip olursa olsun fikirlerini beyan edemeyen, savunamayan, inançlarını yaşayamayan korkakların fikirsizliği ideolojileştirdiği bir dönemden geliyor ve bugün de aynı şeyler yaşanıyor.</p>
<p>Bugün futbol sevdalılarının vatan sevdalılarından daha heyecanlı, daha çok sayıda olmasını neye bağlayabiliriz?</p>
<p>Bugün para, makam veya güç için inançlarını, kutsallarını veya bütün değerlerini bir kenara itebilenler hangi dönem gençleridir acaba?</p>
<p>Bugün partisi, lideri, futbol takımı gibi geçici hevesler için her şeyini feda edebilenler, insanların ve hatta ana babalarının bile kalplerini kırabilenler, hatta ana baba katili olabilenler hangi sefil dönemin eseridir acaba?</p>
<p>Bugün 40 yıl savunduğu değerlerini, inançlarını bir makam koltuğu için rahatlıkla terk edebilenlerin böylesi rahat kimlik ve kişilik değiştirebilmeleri neyin sonucudur acaba?</p>
<p>Bu beyinleri esir alınmış insanların hali, haksız yere idam edilmiş insanların düştüğü durum kadar acı, incitici ve ağlanması gereken bir durum değil midir?</p>
<p> Bütün bu gençler ki artık genç değiller, birilerinin kendi ikballeri için bilerek ve isteyerek bütün değerlerinden uzaklaştırdığı bir nesil olarak tarihe geçmeyecek midir?</p>
<p>O günün gençleri, bugünün makam, mevki para sahipleri olarak, güç karşısında hala korkak, hala kimliksiz davrananlar; birilerinin dünyevi hırsları adına her kılığa, kimliğe girebilen bireyler değil midir?</p>
<p>İşte bu nedenledir ki bizler 12 Eylül ile hesaplaşırken ölenlere tabi ki ağlamalıyız ama öncelikle ve büyük bir hızla makamı, gücü ve parayı her türlü değerin üstünde gören kimliksizliğe, zavallılığa ve dönekliğe çare bulmalıyız.</p>
<p><strong>AHMET BERHAN YILMAZ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/7340-12-eylul-ile-hesaplasmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>EVET Mİ HAYIR MI SÖYLE BANA NEDİR SENİN CEVABIN?</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/7206-evet-mi-hayir-mi-soyle-bana-nedir-senin-cevabin/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/7206-evet-mi-hayir-mi-soyle-bana-nedir-senin-cevabin/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Jul 2010 09:36:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=7206</guid>
		<description><![CDATA[Geçen haftaki yazımda; Bugünkü iktidarı muhalefete, muhalefeti de iktidara koyunuz, referandum konusunda söylemleri hemen değişecek, hayır&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen haftaki yazımda; Bugünkü iktidarı muhalefete, muhalefeti de iktidara koyunuz, referandum konusunda söylemleri hemen değişecek, hayır diyenler evet’çi, evet diyenler ise hayır’cı olacak demiştim. Bunu da özellikle siyasiler ve parti liderleri adına söylemiştim.</p>
<p>Bu hafta boyunca aldığım mailler, telefonlar veya konuştuğum insanlar ki bunların içersinde siyasiler de var, benim bu konuda ne kadar haklı olduğumu gösterdi.</p>
<p>Çünkü doğru bilgilenmek için yeni anayasayı okumuş, bu referandumla ilgilenen, referanduma ne sebeple evet veya ne sebeple hayır diyeceğini bilen insanların sayısı siyasiler de dâhil çok az. Bu konuda halkı bilgilendirmesi gerekenler bile siyasi konuşuyorlar. Bir ülkenin anayasası hazırlanırken siyasi söylemlerin ne işi var dediğinizde de bunun aslında anayasanın yenilenmesinden ziyade siyasi hırsların ve kurumların savaşı olduğunu işitiyorsunuz.</p>
<p>Peki, insanlar anayasayı değerlendirmiyorsa, ne olduğunu bilmiyorsa neye göre evet veya hayır diyecekler? Bunun cevabı bu hafta içi bu konuyu konuşurken okuryazarlığı ve bu işlerle de yakın ilgisi olan bir dostumun verdiği cevapta gizli. Kendisine evet mi vereceksin, hayır mı diye sorduğumda aldığım cevap;</p>
<p>- “Evet” verecekmişiz, öyle diyorlar. Oluyor.</p>
<p>Referanduma parti veya farklı taassuplarla evet veya hayır denileceğini hepimiz biliyoruz ki zaten AK Parti liderinden aldığı güç ve bu milletin Recep Tayyip Erdoğan’a olan sevgisine, ilgisine güvenerek referandumdan çıkacak sonucun kendi istediği gibi olacağına inanıyor ve haksız da sayılmaz. Bu söylemi bir adım daha öne götüreyim Tayyip Erdoğan olmasa bu anayasa “evet” alamaz.</p>
<p>Zaten dün akşam Bülent Arınç bir televizyon kanalında bunu çok net ortaya koydu ve bir lider referanduma evet veya hayır denecek dediği zaman eğer onun seçmenleri bu karara uymuyorsa o kişinin liderliği sorgulanır dedi.</p>
<p>Demek ki mesele liderde bitiyor. Bu halk, anayasayı onaylarken veya reddederken neyi kabul veya reddettiğini bilip de ne yapacak önemli olan liderin kararı. Bu da Türk usulü demokrasi oluyor sanırım.</p>
<p>Bu referandumda en büyük sıkıntıyı ben ve benim gibi 12 Eylül anayasasının değişmesi gerektiğini düşünenler ve bu iktidarın söylemlerinden yeni anayasa konusunda yüksek beklentileri olanlar yaşıyor.</p>
<p>Bir tarafta mutlaka değişmesi gereken bir anayasa diğer tarafta çok şeyler beklediğiniz ama beklentilerinizi bulamadığınız yeni bir anayasa. Böylesi güçlü bir iktidarın hazırladığı anayasa bu olmamalıydı ve değişmesi gereken bu anayasa karşımıza ne çıkarsa çıksın onu tercih edelim noktasına da getirilmemeliydi. </p>
<p>Demokrasi bütün kurumlarıyla bu ülkeye yerleştirilmek isteniyorsa YÖK, dokunulmazlıklar, Partiler Kanunu, Seçim Yasası, kılık kıyafet zulmü, dini eğitim yaşına getirilen sınırlama konusunda verilen sözler de unutulmamalı ve yerine getirilmeliydi.</p>
<p>Kurumlarında, partilerinde, meclisinde demokrasi olmayan, birilerinin çok özel kanunlarla korunduğu, özel dokunulmazlıklara sahip olduğu, birilerinin devletin her türlü maddi ve manevi imkânını, gücünü sınırsız kullandığı ülkemizde bu gibi antidemokratik ve insani değerlerin yok sayıldığı uygulamalara yeni anayasa da dur demiyorsa demokrasi ve yenilik bunun neresinde kalıyor.</p>
<p><strong>AHMET BERHAN YILMAZ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/7206-evet-mi-hayir-mi-soyle-bana-nedir-senin-cevabin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kim bilir ne halt etti?</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/7049-kim-bilir-ne-halt-etti/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/7049-kim-bilir-ne-halt-etti/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Jul 2010 07:00:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Nazım TELLİ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=7049</guid>
		<description><![CDATA[Bu günkü yazım, bir hikaye. Hikayenin ne kadarı doğru bilmiyorum. Verdiği dersi de siz okuyucularıma bırakıyorum.&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu günkü yazım, bir hikaye. Hikayenin ne kadarı doğru bilmiyorum. Verdiği dersi de siz okuyucularıma bırakıyorum. Hikaye göre: Bursa&#8217; da bir Müslüman, Arap Şükrü Köyünde bir çeşme yaptırmış ve başına bir kitabe eklemiş: &#8220;Her kula helâl, Müslüman&#8217;a haram!&#8221;</p>
<p>Bursa başkent, tabii. Osmanlı karışmış, bu nasıl fitnedir diye. Gitmişler kadıya şikâyete, adam yakalanıp yaka-paça huzura getirilmiş. &#8220;Bu nasıl fitnedir, dinî İslâm, ahalisi Müslüman olan koca devlette sen kalk, hayrattır, sebildir diye çeşme yap, ama suyunu Müslüman&#8217;a yasakla! Bu olacak iş midir”diye çıkışmışlar adama.</p>
<p>Adam: &#8211; &#8220;Müsaade buyurun, sebebi vardır, lâkin ispat ister, delil şarttır&#8230;&#8221;</p>
<p>Dedikçe kadı kızmış: &#8211; &#8220;Ne delili, ne ispatı? Sen fitne çıkardın, Müslüman ahalinin huzurunu kaçırdın, katlin vaciptir!&#8221; demiş. Demiş ama bir yandan da merak edermiş: Nedir gerekçen?&#8221; diye sormuş.</p>
<p>Adam: &#8211; &#8220;Bir tek Sultan&#8217;a derim&#8230;&#8221; diye cevap verince, ortalık yine karışmış. Söz Sultan&#8217;a gitmiş, adam yaka paça saraya götürülmüş. Padişah da sinirlenmiş ama yine de</p>
<p>de bakalım ne diyeceksen. Bu nasıl iştir ki, hem çeşmeyi yaparsın, hem de her kula helâl, Müslüman&#8217;a haram yazarsın?”</p>
<p>Adam, başı önünde konuşmuş. &#8220;Delilim vardır, lâkin ispat ister.&#8221;</p>
<p>Ya dediğin gibi sağlam değilse delilin?&#8221; O zaman boynum, hükme kıldan incedir Sultanım.</p>
<p>Sultanım, herhangi bir havradan   bir hahamı izahsız yaka-paça tutuklayın, bir hafta tutun. Bakın neler olacak&#8230;&#8221;</p>
<p>Dediği yapılmış adamın. Bütün azınlıklar bir olmuş, başlarında Musevîler, &#8220;ne oluyor, bu ne zulüm? Bizim din adamımıza biz kefiliz, ne gerekirse söyleyin yapalım, o masumdur, gerekirse kefalet ödeyelim&#8230;&#8221; Çevre ülkelerden bile elçiler gelmiş, elçiler mektup üstüne mektup getirmiş. Bir hafta dolunca, adam &#8220;Sultanım, artık bırakmak zamanıdır&#8221; demiş. Haham bırakılmış, azınlıklar mutlu. Bu sefer Sultan&#8217;a teşekkürler, hediyeler&#8230;</p>
<p>Az zaman geçmiş ki, adam:  &#8220;Aynı işi kiliseden bir papaz için yaptırınız Sultanım&#8221; demiş. Aynı şekilde bir papaz derdest edilip yaka-paça alınmış Pazar ayininde aynı tepkiler artarak devam etmiş. Haftası dolunca da serbest bırakılmış. Mutluluk ve sevinç gösterileri daha bir fazlalaşmış, teşekkürler, şükranlar&#8230; Levantenler din adamlarına kavuşmanın mutluluğuyla daha bir sarılmışlar birbirlerine.</p>
<p>Sultan: &#8211; &#8220;Bitti mi ?&#8221; demiş adama.</p>
<p>Sultanım son bir iş kaldı. Sonra hüküm zamanıdır. İzninizle&#8221; demiş.</p>
<p>Şimdi nedir isteğin ?&#8221; Efendim, payitahtımız Bursa&#8217;nın en sevilen, en sözü dinlenilen, itimat edilen âlimini alınız minberinden. Adamın dediğini yapmışlar, Ulu Cami İmamını cuma hutbesinin ortasında almışlar, yaka-paça götürmüşler. Ve ne olmuş bilin bakalım?</p>
<p>Bir Allah&#8217;ın kulu çıkıp da, &#8220;Ne oluyor, siz ne yapıyorsunuz? Hiç olmazsa vaazı bitene kadar bekleseydiniz&#8221;, gibi tek bir kelâm etmemiş, imamın peşinden giden, arayan-soran bile olmamış.</p>
<p>Geçmiş bir hafta, &#8220;Nerede imam&#8221; diye gelen-giden yok! Aptal ve cahil bir imam tayin edilmiş yerine. Halk hâlinden memnun, başlamış bir dedikodu, o geçen hafta derdest edilen koca âlim için: “Biz de onu adam bilmiş, hoca bellemiştik. Kim bilir ne halt etti de tevkif edildi. Vah vaah! Acırım arkasında kıldığım namazlara. Sorma, sorma.&#8221;</p>
<p>Padişah, kadı ve adam izliyorlarmış olup-bitenleri. Sonunda Padişah çeşmeyi yaptırana sormuş: &#8211; &#8221; Eee, ne olacak şimdi?</p>
<p>Adam: &#8220;Bırakma zamanıdır. Bir de özür dileyip helâllik almak lâzımdır hocadan. &#8220;Haklısın&#8221; demiş padişah.</p>
<p>Adam başı önünde konuşmuş. Ey büyük Sultanım, siz irade buyurunuz lütfen, böyle Müslümanlar&#8217;a su helâl edilir mi?&#8221;</p>
<p>Bursa&#8217;da geçen dünkü hikaye bu. Peki ya bugün?</p>
<p>Herkes kendi işinin, kendi aşının peşinde. Ne komşu, ne yetim, düşkün ve düşmüşü bilen, soran ve sorgulayan sadece üç beş kişi.</p>
<p>M. Nazım Telli</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/7049-kim-bilir-ne-halt-etti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İKTİDAR İLE MUHALEFET YER DEĞİŞTİRSE REFERANDUMA NE DERLER.</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/7024-iktidar-ile-muhalefet-yer-degistirse-referanduma-ne-derler/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/7024-iktidar-ile-muhalefet-yer-degistirse-referanduma-ne-derler/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Jul 2010 09:20:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=7024</guid>
		<description><![CDATA[12 Eylül şimdi de yeni anayasanın halkoyuna sunulacağı gün olarak gündemde. Bu referandumu her siyasi parti&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>12 Eylül şimdi de yeni anayasanın halkoyuna sunulacağı gün olarak gündemde. Bu referandumu her siyasi parti kendine göre ele aldığı için halkoylaması bir kör dövüşüne dönmüş durumda.</p>
<p>Anlayacağınız burada toplumdan ziyade kendini düşünen ve partisinin gücünü ortaya koymak isteyen zihniyetler çarpışıyor.</p>
<p>Bizler gayet net olarak biliyoruz ki bugünkü iktidarı muhalefete, muhalefeti de iktidara koyunuz oyların rengi hemen değişecek ve hayır diyen evet’çi, evet diyen ise hayır’cı olacak. Çünkü bu ülkede siyaset amaçsız ve gereksiz bir şekilde, bir diğerine karşı olmaktan öteye gidemiyor.</p>
<p>12 Eylül Anayasasının değişmesini canı gönülden arzu eden biri olarak burada yeni anayasaya evet veya hayır denilmesi konusunda henüz bir fikir beyan etmeyeceğim fakat 12 Eylül’ü ve 28 Şubat’ı gerçekleştirenler yargılanmadan 12 Eylül’den intikam alınması veya 12 Eylül ile hesap görülmesi gibi söylemler havada kalıyor.</p>
<p>Yine aynı şekilde 28 Şubat ve sonrası süreçle ilgili ne bir adım ne de bir gelişme yokken, binlerce insan okulundan, mesleğinden ve geleceğinden olmuşken, haksızlığa uğramışken bu insanları ve bu insanların hakkını ve hukukunu yok sayar gibi bu konuda hiçbir kanuni tedbire ve düzenlemeye gidilmemesi neyin nesidir anlamıyorum.</p>
<p>28 Şubat ve 12 Eylül’ü gerçekleştirenler ile ilgili hiçbir yargılamaya gidilmeden, kanuni tedbir almadan 12 Eylül Anayasasına savaş açanlar “eşeğe gücü yetmeyenler, öcünü eşeğin semerinden alır” darbı meselini hatırlatıyorlar.</p>
<p>Son olarak televizyonlarda tartışanlar, bu konuda konuşan uzmanlar ve özellikle yeni anayasayı okumuş olduğunu tahmin ettiğim çok az sayıda siyasetçiye seslenmek istiyorum; bu kadar teknik konuşmak yerine benim anlayacağım şekilde bir şeyler anlatırlarsa ben de bir karar verebilirim. Ama bu kanuna AK Partililer evet, diğerleri hayır vermelidir gibi bir yaklaşım varsa bu halka saygısızlıktır ve halkı adam yerine koymamaktır.</p>
<p>Öyle ki biz burada anayasamızı oylayacağız bir parti programını değil. Çünkü partiler, insanlar geçicidir ama anayasa kalıcıdır. Böyle olunca da bugün işimize gelen iktidar yarın değişince ortada kalma ihtimalimiz doğar.</p>
<p>Eğer anayasa iktidara farklı bir güç veriyorsa, yeni gelen iktidar da anayasayı kendine göre, kendi gücünü sergilemek için kullanacaktır ve olan yine bizlere, bu topluma olacaktır.</p>
<p><strong>AHMET BERHAN YILMAZ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/7024-iktidar-ile-muhalefet-yer-degistirse-referanduma-ne-derler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BIRAK SARHOŞU KENDİ UYANSIN</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/6895-birak-sarhosu-kendi-uyansin/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/6895-birak-sarhosu-kendi-uyansin/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jul 2010 10:41:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=6895</guid>
		<description><![CDATA[Kendi dünyevi arzularına her türlü yolu kullanarak ulaşan insanlar istediklerini elde ettikten sonra hoşgörüyü, adaleti ve&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kendi dünyevi arzularına her türlü yolu kullanarak ulaşan insanlar istediklerini elde ettikten sonra hoşgörüyü, adaleti ve demokrasiyi unutuveriyorlar. Öte yandan elde ettikleri gücü korumak amacıyla yaşantılarının hiçbir anında inanmadıkları demokrasi, özgürlük, eşitlik, insan hakları söylemleriyle de insanları aldatıyorlar.  </p>
<p>Bu insanlar milliyetçi, solcu, dinci (dindar değil) veya her neci olurlarsa olsunlar menfaatleri gerektirdiği an, ne olmaları gerekiyorsa onu oluyorlar. Öyle ki çok farklı örgüt, tarikat, cemaat, mezhep, dinden gelmiş olsalar bile dünya menfaatleri onları aynı noktada birleştirdiği zaman birden bire kol kola yürümeye başlıyorlar. Bu dönekliklerinden ve inançlarına ihanetten hiç de hayâ etmeyen bu insanlar yaptıklarına da kendilerince hemen bir fetva, kılıf bulmayı da beceriyorlar.</p>
<p>Yukarıda bahsettiğimiz insanların, makam, şöhret, para gibi zaaflarını kullanarak, toplumların yaşam şeklini kendilerince tasarlayan güçler ise bu insanlar aracılığıyla gelecek korkusunu ve maddi kaygıları insanların yüreğine yerleştirmeyi başarıyorlar.</p>
<p>Bu şekilde inançlı insanları bile paranın, gücün ve makamın dünyada saygı duyulması ve hatta itaat edilmesi gereken en önemli üç otorite olduğuna inandırıyorlar.  </p>
<p>Bunun sonucu Allah’a itaatin yerine zalim bile olsa otoriteye, güce, makama, paraya itaat edilmesi gerekliliği düşüncesi her bireye dayatılıyor ve inandırılıyor. </p>
<p>Dünyamızda gücü elinde bulunduranlar inançlarından uzaklaşmış insanlardan oluşan bir toplum isterler. Çünkü inançları zayıf olan ve hedefi olmayan insanlar çabucak köleleştirilebilirler, korkak olurlar ve çok çabuk aldatılabilirler. Şaşırmamanız gereken bir durum, bu gibi aldanmış, aldatılmış insanlara önemli makamlarda da rastlayabileceğiniz gerçeğidir.</p>
<p>Dikkat edilirse günümüzde sistem ve onu yönlendirenler; dinin yerini partilerle, hakkın hukukun yerini de para ve güçle ikame etmektedir.</p>
<p>Bu durumda bir tarafta inançları ve insanları sömürenler, diğer tarafta sömürülenlerden ibaret bir toplum yapısı karşımıza çıkar.</p>
<p>İşin garibi sömürülen insanlar kendilerinden birilerini ve hatta bizzat kendilerini iktidarda zannettikleri için hallerinden şikâyetçi de değildirler çünkü maddi, manevi ne kaybettiklerinin farkında değildirler.</p>
<p>Sonuçta kargaşadan, huzursuzluktan, açlıktan, kutsalları kullanmaktan güç alan iktidarlar, iktidar beklentisi içinde olanlar ve bu iktidarları kutsayan korkak, beceriksiz ve bütün değerlerini düşünmeden birilerine, bir yerlere teslim edebilen bir toplum modeliyle karşı karşıya kalınır.</p>
<p>Televizyonlarda, gazetelerde, internet haberleşme ağlarında ve hatta rüyasında bile dezenformasyona uğrayan beyinler, karnını doyurmaktan başka bir derdi olmayan insanlar, beynini bir yerlere kiraya vererek sorumluluklarından kaçanlar ve bir daha uyanmamak üzere uyutulan bir millet karşımıza çıkar.</p>
<p>Bütün bunların sonucu; üzerine ölü toprağı serpilmiş, vatan, millet ve inançları için hiçbir mücadele, fedakârlık yapmayan, oy verip sonra televizyonların karşısına geçerek oy verdiği kişilerin vatanını, milletini, dinini, imanını kurtarmasını bekleyen aldanmış insanlar.</p>
<p>Ve yaptığımız en büyük hata; Allah’tan beklememiz gerekeni insanlardan beklemek, Allah’tan istememiz gerekeni başkasından istemek, bilerek veya bilmeyerek Allah yerine partiye, lidere, güçlü gördüğü insanlara sığınmak.</p>
<p>Ve belki de en doğru sözü söyleyen “bırak sarhoşu kendi uyansın” diyen can dostumun uyarısı. </p>
<p><strong>AHMET BERHAN YILMAZ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/6895-birak-sarhosu-kendi-uyansin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şehit: 120</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/6788-sehit-120/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/6788-sehit-120/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Jun 2010 07:11:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Nazım TELLİ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=6788</guid>
		<description><![CDATA[Hürriyet gazetesinde bir karikatür!
23 Haziran  2010 tarihli Hürriyet gazetesinde yayınlanan Latif imzalı karikatürde; şehirlerarası bir&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hürriyet gazetesinde bir karikatür!</strong><br />
23 Haziran  2010 tarihli Hürriyet gazetesinde yayınlanan Latif imzalı karikatürde; şehirlerarası bir yol; yol üzerinde iki araç ve bir tabela var. Araçlardan biri otobüs, diğeri taksi! Yol kenarındaki tabelada ise, üç satırdan ibaret bir yazı yer alıyor: &#8220;Muğla, Nüfus: 715.300, Rakım:625, Şehit:120&#8243;<br />
 <br />
Karikatürden anladığımıza göre, 715.300 kişinin yaşadığı Muğla, teröre 120 şehit vermiş.<br />
Terör nedir, terörist kimdir? Terörist, kardeş kavgası çıkartarak birlik ve dirliği bozup, ülkeyi bölerek parçalamak için silahlı eylem yapan kişi ve/veya kişiler! 120 Muğlalı ise, sade birer vatandaş. Ne terörle, ne de teröristle ilgili! Muğlalı, ne terörü, ne de teröristi tanır. Suçu ne?  Yok!Yalnız Muğla’nın değil, 26 yılda ölen  ne 6 bin 657 güvenlik mensubunun, ne de 5 bin 687 sivilin terörle ilgisi yok!<br />
 <br />
Bir ülke düşününüz ki: Kuvvet komutanı yargı önünde! Bir ülke düşününüz ki, ordu komutanı içeride! Rektörü, dekanı, öğretim üyesi tutuklu! Gazete sahibi, köşe yazarı, darbeci! Bir ülke düşününüz ki, siyasetçisi, sendikacısı tutuklu! Eski milletvekili ve belediye başkanıysa, aranıyor! Suç? Darbe planı yapmak, darbe yapmak amacıyla bir araya gelmek, darbecilere para sağlamak.!..<br />
 <br />
Ancak gazete haberlerine göre, göz altına alınan 26 Balyozcu&#8217;dan, 14&#8242;ü serbest bırakılmış. 12 Balyozcu da daha önce serbest kaldığına göre, Balyoz operasyonunda tutuklu kalan, 3 kişi! Şimdi soralım: Balyoz operasyonu ile tutukladığınız 26  kişi serbestse, dün niye tutuklandılar? Yok, bunlar suçluysa, şimdi niçin serbest bırakıldılar? Bunlar kimi kurşunlamış, kime bomba atmıştı? Nerede bubi tuzağı kurmuş, hangi karakola keleş ile baskın yapmıştı?<br />
 <br />
Ya da şöyle soralım:2003&#8242;de 94 şehit, 2004&#8242;de 103 şehit, 2005&#8242;te 135 şehit, 2006&#8242;da 149 şehit, 2007&#8242;de 183 şehit, 2008&#8242;de 222 şehit, 2009&#8242;da 135 şehit, sauna çetesinin eseri mi, Ergenekon sanıklarının eseri mi? 2001 de 0 şehit, 2002&#8242;de 5 şehit veren ülke, son üç ayda nasıl olup ta 60 şehit verdi? Bunca asker, öğretim üyesi, gazeteci, eski vekil ve belediye başkanı niye tutuklandı?<br />
 <br />
Bir ülke düşünün ki: Bir yanda;  Anayasa mahkemesi başkanı dinleniyor. Cumhuriyet savcısı göz altına alınıyor. Askerin en mahrem sırları gazete sütunlarına taşınıyor. Terörü önlemek için özel olarak yetiştirilen Özel Harekatçılar, tasfiye edilip, kurucusu içeri tıkılıp suçlanıyor. Öbür yanda ise; teröristler, üzerlerinde gerilla elbisesi, ellerinde bölücü başının poster ve bayrağı ile elini kolunu sallayarak gezebiliyorsa, terörün artması kaçınılmazdır.<br />
 <br />
Nitekim 26 yılda 6 bin 653 asker, polis ve korucunun şehit oldu. 5 bin 687 sivil öldürüldü. ve bir o kadar kişi de yaralandı. Ya diğerleri? Onlar da bizim insanımız değiller miydi? 40 bini dağdakiler olmak üzere toplam 63 bin kişinin hesabını kim verecek?<br />
 <br />
Hani “Kürt açılımı”? Kaç kürt iş ve aş sahibi oldu? Ya Alevi çalştayı? O ne oldu? Kaç Alevi işe girip evine sıcak yemek götürdü? Ya Romanlar? Romanlar için yeni fabrikalar mı açtık, yeni evler mi yaptık? Hayır, hiç bir şey yapmayıp, vatandaşı oyalayarak ülkeyi gerdik.<br />
 <br />
Uzun lafın kısası; biz cambaza baktık. İş ve aşımız kayboldu. Terör ve teröristse, işin bahanesi! Yanlışım varsa söyleyin.<br />
 <br />
Mustafa N. Telli</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/6788-sehit-120/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>NEYDİ?</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/6784-neydi/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/6784-neydi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Jun 2010 14:25:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=6784</guid>
		<description><![CDATA[Yaptıklarının tümü O’na alışılmadık derecede önemli ve büyük görünüyordu.
Yaptığı her şeyi kahramanca buluyordu.
Yaptığı her&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaptıklarının tümü O’na alışılmadık derecede önemli ve büyük görünüyordu.</p>
<p>Yaptığı her şeyi kahramanca buluyordu.</p>
<p>Yaptığı her şeyi ilk, en büyük ve başkalarınca yapılamaz sanıyordu.</p>
<p>Peki, neydi onu aldatan?</p>
<p>Neydi, yaptıklarını bu kadar büyük gösteren?</p>
<p>Neydi diğer insanları O’na bu kadar önemsiz gösteren.</p>
<p>Kendisini bu kadar kibirli yapan ve önemli gösteren neydi?</p>
<p>Yaratanın izni olmadan kendi tükürüğünü yutmaya bile gücü olmayan insanı “ben, ben” dedirten neydi?</p>
<p>Yaptığı her şeyin doğru olduğunu ona düşündüren neydi?</p>
<p>Neydi onu gerçeklere karşı kör eden?</p>
<p>Neydi onu sağır eden,</p>
<p>Neydi onu hissizleştiren.</p>
<p>Ağlarken bile gözyaşı yerine gözlerinden kibir akmasına sebep olan neydi?</p>
<p>İnsanlara gülümserken dudaklarında tebessüm yerine kibir görünmesi nedendi?</p>
<p>Neydi, her sabah onu yarı ölümden uyandıran, ayağa kaldıran ve O’nu yaşatan gücü unutturan ve “ben, ben” diye kibirlendiren?</p>
<p>Neydi onu yeryüzünde bu kadar kibirli ve böbürlenerek yürüten?</p>
<p>Ve son olarak;</p>
<p> “İnsanları küçümseyerek ve yersiz bir gurura kapılarak, surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde küstahça, böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah hiçbir kibirleneni, övüneni, kendisini methedeni, büyüklük taslayanı, böbürleneni şüphesiz ki sevmez.” Ayetine rağmen küçücük bir koltuğa oturan, azıcık güç elde eden hemen herkesin bu ayete muhalefet etmesine sebep olan neydi?</p>
<p><strong>AHMET BERHAN YILMAZ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/6784-neydi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“Öğretmenler kendilerini yönetemiyor.”</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/6706-%e2%80%9cogretmenler-kendilerini-yonetemiyor-%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/6706-%e2%80%9cogretmenler-kendilerini-yonetemiyor-%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Jun 2010 06:46:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Nazım TELLİ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=6706</guid>
		<description><![CDATA[Basında yer alan bir habere göre “Okullara, özel sektörden müdür atanacakmış”.
Yani öğretmenler, kendi kendilerini yönetemiyor,&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Basında yer alan bir habere göre “Okullara, özel sektörden müdür atanacakmış”.</p>
<p>Yani öğretmenler, kendi kendilerini yönetemiyor, onları yönetmek için özel sektörden müdür ataması yapılacak. Yok, efendim öyle değil. Ya nasıl? Hani başarısız okullar var ya,onlara özel sektörden müdür atanacak.</p>
<p>Yani iki tip okul var. Başarılı okullar, başarısız okullar! Başarılı okullara bir şey yok. Hani o başarısız okullar var ya,onların müdürlerini alıp, oraya, özel sektörde başarılı olmuş yöneticiler gelecek. Ne güzel, değil mi? Müdürler değişecek ve tüm okullarımız başarılı olacak.</p>
<p>SBS’ ye giren 1 milyon 15 bin öğrenci Anadolu Lisesine, ÖSS’ye giren 1 milyon 500 bin öğrenci üniversiteye girip, istediği bölümde okuyacak. Öyle mi?  Ne güzel! Fakat kafalarda ki soru, şu: Bir okul başarılı iken, diğer okul neden başarısız? Başarısızlığın kaynağı okul müdürü mü? Müdürü alıp, özel sektörden birini getirince, bu okul başarılı mı olacak ?Ayrıca, 1 milyon 500 öğrenci, kapasitesi 250 bin olan üniversiteye nasıl sığacak?</p>
<p>Mesela, geniş bir bahçesi, içinde spor salonu, kütüphane, fen ve teknoloji sınıfları, konferans salonu ve kadrolu öğretmeni olan bir okulla, adım atacak kadar bahçesi bile olmayan bir okulu karşılaştıralım. Pendik’te Pendik Lisesi ile Kurtköy Ticaret Meslek Lisesi aynı imkânlara mı sahip? Kartal’da Süleyman Demirel Lisesi ile Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesinde aynı alt yapı mı var? Tuzla Endüstri Meslek Lisesi ile Samandıra Endüstri Meslek Lisesinin öğrencileri, aynı mı?</p>
<p>Bir tarafta devasa bir bahçe, diğer tarafta nefes bile alınamayacak kadar küçük bir bahçe!</p>
<p>Bir tarafta olimpik ölçülerde spor salonu, diğer tarafta tebeşirle çizilmiş voleybol sahası!</p>
<p>Bir tarafta 500 kişilik konferans salonu, diğer tarafta sınıftan bozma 40 kişilik salon!</p>
<p>Bir tarafta ilçe kütüphanesi ölçülerinde kütüphane, diğer tarafta yer yokluğundan dolaplar içine tıkılmış kitaplar! Bir tarafta laboratuar üstüne laboratuar, diğer tarafta küçücük bir odaya sıkıştırılmış 20 bilgisayar! Bir tarafta her yıl milyonlarca lira akıtılan okul, diğer tarafta vatandaşın bağışı ile yaşam savaşı veren okul!</p>
<p>Şimdi tekrar soralım. Varlık içinde yüzen bir okulla, yaşam savaşı veren okul! Bu okullardan aynı başarıyı bekleyebilir miyiz?</p>
<p>Okulun birine sınavla öğrenci alıp, çalışkan ve zeki çocukları koy, başlarına sınavla alınmış seçkin öğretmenleri ver. Her yerde 6 saat ders yaparken bu çocuklara 8 saat ders yap, sonrada biri başarılı diğeri başarısız de! Bu okullardan biri başarılı, diğeri başarısızsa fark müdürlerden değil, işte bu uygulamalardan kaynaklanıyor. Çözümse, tüm okulları eşitlemektir. Aynı bina, aynı donanım, aynı öğretmen, aynı öğrenci ve aynı müfredat&#8230; </p>
<p>Üstelik madem özel sektörde başarılı yöneticiler var. Batan fabrikalar niye battı? İşçimiz niçin işsiz ve ekmeksiz kaldı?</p>
<p>Eğitim, öğretmen işidir. Öğretmense mesleki bilgi ve beceri ile donatılmış, formasyon sahibi kişidir.. Nasıl ki öğretmen, doktorluk yapamaz, inşaat mühendisi avukat olamaz ise, öğretmenlik dışından gelen biri de, başarılı bir okul müdürü olamaz.</p>
<p>İşin doğrusu ise, öğretmeni yetiştirmektir. Öğretmenlik, müdür yardımcılığı, müdür başyardımcılığı görevlerinde pişerek başarılı olan öğretmenleri, eğitim yöneticiliği akademisinde yetiştirmektir.</p>
<p>Mustafa N. Telli</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/6706-%e2%80%9cogretmenler-kendilerini-yonetemiyor-%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KÖTÜ  KARNE</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/6520-kotu-karne/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/6520-kotu-karne/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Jun 2010 09:19:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Nazım TELLİ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=6520</guid>
		<description><![CDATA[Kötü  karne dünyanın sonu değil, yanlışlar doğruların habercisidir.
İlköğretim okulları ve Liselerde okuyan 15 milyon öğrenci&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"><strong>Kötü  karne dünyanın sonu değil, yanlışlar doğruların habercisidir.</strong></span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">İlköğretim okulları ve Liselerde okuyan 15 milyon öğrenci zorlu bir maratonu geride bırakarak tatile çıkıyorlar.  </span> </p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Öğretmeni dinleyip, derslerini günü gününe yapan öğrenciler, ellerindeki takdir ve teşekkür  belgelerini bir sağa bir sola sallayarak evlerinin yolunu tutacaklar.  Nara atanlar… Cep telefonuna sarılanlar.  </span> </p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Peki ya başarısız öğrenciler&#8230; </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Onlar!&#8230; Bir kaç gündür, demir kafesin içinde dişleri sökülüp, tırnakları kesilmiş aslan misali süt dökmüş kedi. Mahcup ve mahsur&#8230; ‘Ailemin yüzüne nasıl bakarım, çevremdekiler bana ne der?’ </span> </p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Sayın veliler! İyi bir gelir kaynağınız var.  Evinizde huzur ve mutluluğu yakaladınız mı?  Çocuğunuza güveniyor, onun duygu ve düşüncelerine itibar ediyor musunuz? Haklı isteklerini dikkate almış, beş çayını ikram eden kızınıza “Aferin kızım. Ne kadar düşüncelisin” diyerek  takdir ve teşvik etmiş miydiniz? Ya da kardeşiyle kendi harçlığını paylaşan oğlunuza; “”ferin oğlum seninle gurur duyuyorum” demişseniz sizi kutluyorum. Örnek bir ailesiniz, çocuklarınız da başarılı çocuklar </span> </p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Ya; “Saldım çayıra, Mevla’m kayıra” anlayışıyla çocuklarını okula gönderen veliler; bu velilerin çocuklarının başarılı olması mümkün mü?  Bizim bu çocuklardan başarı beklemeğe hakkımız var mı?</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Hangi çocuk kırık not almak, ya da  sınıfta kalmak için okula gider? Siz, siz !&#8230; Çocuğunuzu okula yazdırdınız, araç ve gereçlerini zamanında temin ettiniz mi? Güzelce giydirip, doyurdunuz, yeterli miktarda haftalığını verdiniz mi? Akşam eve geldiğinizde; “Bu gün ne yaptınız oğlum”, “Bu gün ne yaptınız kızım?” dediniz mi? Ara sıra okuluna kadar giderek, öğretmenleriyle ve okul yönetimiyle görüştünüz mü? </span> </p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Hayır… Hayır…. Çocuklar çalışmadı. Biz de onlarla ilgilenmedik…  Anne ve babalar, teyze ve dayılar&#8230;  Zayıf not getirmesi muhtemel çocuk için aldığınız hiçbir tedbir yoksa suçu öğrencide, öğretmende ya da sistemde arayı bırakın. Aynaya bakıp, ben nerde hata yaptım diyerek hafızanızı yoklayınız.  </span> </p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Sayın veliler!  Zayıfı  olanda, zayıfı olmayan da bizim çocuklarımızdır. Ve çocuklar bizim en değerli varlıklarımızdır.  Lütfen, onlara anlayış ve hoşgörü ile yaklaşın. Zira kaybolan bir yılı her zaman telafi edebiliriz. Kaybolan çocuğumuzu ise asla telafi edemeyiz. </span> </p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Gençler ! Hepimiz yanlış ve hata yapabiliriz. Keşke yapmasak ama yapmışız işte. Yaptık ama asıl olan, doğruyu bulmaktır. Doğruda birbirimize sımsıkı sarılmaktır. Gönlünüz rahat, başınızı dik, geleceğiniz aydınlık olsun.</span> </p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Doğruda birleşmek üzere hepinize iyi tatiller diliyorum.</span> </p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Mustafa N. Telli</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/6520-kotu-karne/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gemiler</title>
		<link>http://www.kadikoygazetesi.com/6510-gemiler/</link>
		<comments>http://www.kadikoygazetesi.com/6510-gemiler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jun 2010 14:09:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İmren Büyükkaya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadikoygazetesi.com/?p=6510</guid>
		<description><![CDATA[İçim sıkılınca soluğu deniz kenarında alırım,
Deniz kokusunu olabildiğince içime çekerim.
O alabildiğine mavilikte birçok düşünce&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İçim sıkılınca soluğu deniz kenarında alırım,</p>
<p>Deniz kokusunu olabildiğince içime çekerim.</p>
<p>O alabildiğine mavilikte birçok düşünce silip gider aklımdan.</p>
<p>Saatler geçmiştir,</p>
<p>Aynı geçip giden gemiler gibi,</p>
<p>Oturup kalmışımdır.</p>
<p>Gemileri seyrederken denizi koklarken,</p>
<p>Limandan ayrılan her gemi,</p>
<p>Biraz içimi burkar aslında,</p>
<p>Daha ayrılmadan limandan;</p>
<p>Geri dönüşün özlemi içindedir,</p>
<p>Dört gözle beklenir geri dönüşler.</p>
<p>Gemiler gelip geçerken,</p>
<p>Bir saat, bir gün, bir ay ve bir ömür geçtiğini düşünürüm:</p>
<p>Öyle demiyor mu bir şarkıda,</p>
<p>Gemiler gibi dünya,</p>
<p>Gemiler gibi hayat,</p>
<p>Gelip geçiyor geçip gidiyor.</p>
<p>Ve</p>
<p>Bir gemi kalktı İstanbul’dan,</p>
<p>Ne bir gün, ne bir ay, ne bir ömür,</p>
<p>Zaman durdu,</p>
<p>Bir bilinmezlikle uğurlandı,</p>
<p>Geri dönüşü bekleyenlerde,</p>
<p>İçlerinde burukluktan ziyade,</p>
<p>Geri gelmeyecekmiş gibi bir hisse kapıldı.</p>
<p>Beklenilenden daha da hazin,</p>
<p>İnsanlıktan uzak sahnelere görüntü oldu.</p>
<p>İçimiz yandı,</p>
<p>Nefesler tutuldu.</p>
<p>Şimdi ne zaman bir gemi görsem,</p>
<p>İçim daha çok sıkılıyor,</p>
<p>İnsanoğlunun kana doyumsuzluğu midemi bulandırıyor…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadikoygazetesi.com/6510-gemiler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
