|
Yaşamak için yaşatmalıyız
Mar 31,2008 00:00
by
admin
Genç TEMA Lise Teşkilatı tarafından düzenlenen “Yaşamak İçin Yaşat” etkinliği 27-28 Mart 2008 tarihleri arasında Fevziye Mektepleri Vakfı Özel Ayazağa Işık Lisesi’nde gerçekleştirildi. Özel Işık Lisesinin işbirliği ve ev sahipliğinde yapılan toplantıya TEMA Vakfı Kurucu Onursal Başkanı Hayrettin KARACA, Sanatçı Öğretim Görevlisi Ediz HUN ve TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Lütfü BAŞ konuşmacı olarak katıldılar.
İki gün süren çevre etkinliğine TEMA Vakfı Teşkilat Bölüm Başkanı Temel URAZ ve İstanbul Temsilcisi Güner Açıksöz’ün yanı sıra Genç TEMA Lise üyesi okullar TED İstanbul Vakfı Özel Lisesi, Özel Mef Lisesi, Suadiye Hacı Mustafa Tarman Lisesi, Prof. Dr. Mümtaz Turhan Sosyal Bilimler Lisesi, Özel Sezin Lisesi, Özel Şişli Terakki Lisesi, Habire Yahşi Lisesi, Bostancı Hayrullah Kefoğlu Anadolu Lisesi ve F:M:V: Özel Ayazağa Işık Lisesi öğrencileri, öğretmenleri ve TEMA Gönüllüleri katıldı.
Etkinliğin birinci gününün ilk oturumu Özel Işık Lisesi Müdürü Piray ÖZALP’in açılış konuşmasıyla başladı. ÖZALP’in Genç Tema oluşumu ile ilgili görüşlerini dile getirdiği konuşmasının ardından sunumuna başlayan TEMA Vakfı Onursal Başkanı Hayrettin KARACA “Japonya sanayileşme adı altında dünyayı yaşanmaz hale getirdi. Fert Başına düşen gelirimiz 35 bin dolar diye övünüyorlar. Biz de tüketici toplumu olduk. İnsanın karnı doysa gözü doymuyor. Dünyada reklama 2005 yılında 460 milyar dolar, 2006 yılında 508 milyar dolar, 2007 yılında ise 680 milyar dolar yatırılmış. Silaha harcanan paranın yarısına eşit. Medya reklam almazsa yaşayamaz. İhtiyaçlarımız neler? Yiyeceğim, barınacağım, sağlık ve eğitim ihtiyacım var. Ne yapmalıyız? Yeni bir tüketim ahlakı geliştirmemiz gerekiyor. Benim başkasının hakkını tüketmeye hakkım yok. İhtiyacım kadar tüketeceğim, vicdan sahibiyim. Az tüketirsek ekonomi çöker diyorlar. Çöksün, ben ekonomiyi yaşatmak için dünyaya gelmedim ki. Bizim tüketimimizden kazanıp silaha harcadılar. Ben az tüketirsem az vergi ödeyeceğim. Bu kadar silah yapamayacaklar. Dünya barışına katkı sağlamış olurum. Sloganımız “Yaşamak için yaşat”. Evvelce de tüketim ahlakı vardı. Dünya bu ahlakla kurtulacaksa, bu Anadolu’dan başlayacaktır. Komşuda pişer, komşuya düşer sözü vardır. Ben Bandırmalıyım. Yunan ordusu kaçarken, Ege’nin tamamını, Bandırma’nın da ’ unu yakmıştı. Fakirdik ama, açımız yoktu. Tasarruf bu ülkeden başlamalı. Basın birlik oluşturulması için izin vermiyor. Çünkü çoğu dış sermaye ile ortak çalışıyor. 3 kişinin serveti 48 ülkenin servetine eşit” diyerek görüşlerini açıkladı.
İkinci konuşmacı Sanatçı-Öğretim Görevlisi Ediz HUN “Üretilenleri yok edersek, bencilliğimizle daha fazla kazanma uğruna doğayı tahrip etmiş oluruz. Aydınlık, çağdaşlık fikrini içimizde daima yaşatmalıyız. Çevre hem yaşamın, hem de üretimin kaynağı. Modern ekonomiler çevreyi tahrip ederek büyüyor. Günümüzde çocuk ölümleri azaldı. Daha sağlıklı doğuyorlar. Yaşlanmakta olanlar da daha sağlıklı yaşıyor. Dengeli beslenme ve tıptaki gelişmeler sayesinde saniyede 4,9 sağlıklı bebek doğuyor. Her gün 300 bin çocuk doğuyor. Ölen sayısı daha az. Bizde nüfus artışı 1,7 ye indi. Çevreyi bilerek tahrip edersek işimiz zor. Bir insandan bir günde 4-7,5 litre atık çıkıyor. 15 milyon insandan bir günde en az 75 milyon litrelik katı ve sıvı atık her gün denizlere gider. Dünyada kullanılabilen tarım alanlarının % 43’ü kullanılıyor. Yakın bir gelecekte tamamı kullanılacak. İnsan fani ama, insanlık ebedi. Doğa sevgiyle de yoğrulmalı. Yalnız bilimsel yaklaşımla çevre korunmaz. İsrafın önlenmesi gerekir. Akarsu fakiri değiliz ama sularımız kirli. Küresel ısınmanın çok sebepleri var. Fosil yakıtlar kullanılması, sanayi ve evsel atıklar, deterjanlar denizleri kirletiyor. Yaşamımız için gerekli oksijenin çok önemli bir bölümünü üreten denizlerdeki fitoplanktonlar kirlilikten etkileniyor. Yaşamları zorlaşıyor. Endonezya, Malezya, Borneo’da ormanlar tahrip edilip, tüketiliyor. Dünyadaki canlılar eşit yaşam hakkına sahiptir. Ne kadar kaynak kullanıyoruz, ne kadar atık bırakıyoruz. Yarınlarda daha zor yaşanacak. Çevre koruma kavramı bu gün artık ön planda. Bir gram toprakta 600 milyon bakteri var. Erozyonla hem mineral kaybı oluyor, hem canlı kaybı. Yani bakteri kaybı oluyor. Daha mutlu, daha güvenli yarınlara ulaşmanın yolu kalkınma ile çevrenin birlikte düşünülmesinden geçer” diyerek görüşlerini dile getirdi. Öğleden sonra yapılan ikinci oturumda ise Genç TEMA’lıların “Çevre Sorunları” konulu afiş ve slogan atölye çalışması gerçekleştirildi.
Etkinliğin ikinci gününde ise, TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Lütfü BAŞ’ın Genç Tema ve Afiş Slogan yarışması hakkında görüşlerini dile getirmesinin ardından yarışan grupların çalışmaları Ressamlar Derneği Yönetim Kurulu üyesi Fügen BAŞ, Heykel Sanatçısı Füge DEMİROK ve Denizbank Kültür ve Sanat Danışmanı Perihan YÜCEL’den oluşan jüri tarafından değerlendirildi.
Birinciliği Özel Mef Lisesi Genç TEMA’lılarının kazandığı afiş yarışmasında, Habire Yahşi Lisesi TEMA’lıları ikinci, Prof. Dr. Mümtaz Turhan Sosyal Bilimler lisesi TEMA’lıları da üçüncü oldu. Yarışmaya katılan diğer altı okul ise çeşitli dallarda mansiyon kazandılar. |