Çevre gündemden düşmüyor!
Apr 25,2008 00:00 by admin

Bağımsız Cumhuriyet Partisi Kadıköy İlçe Başkanlığının düzenlediği “Çevre Politikaları” konulu konferans 19 Nisan Cumartesi günü ilçe merkezinde gerçekleştirildi.

 

 

        Konuşmacı SOS Çevre Gönüllüleri Platformu Genel Başkanı Türksen Başer Kafaoğlu sohbet havasında sürdürdüğü sunumunda SOS Çevre Kooperatifi hakkında bilgiler vererek, Sosyalist ve Kapitalist Sistemlerdeki çevre politikalarını dile getirdi.

        “İşin özünü kavramış insanlar militan gibi görev alıp, gayret gösterip, insanları yönlendirmeli, eğitmeli” diyerek sunumuna başlayan Kafaoğlu “1991 de soldan temeli olan akademisyenlerin birleşerek bütünselliği sağlaması ile oluşturduğumuz grupla iki yıl tartıştık ve SOS’i kurduk. Boğazda batan bir gemi için büyük eylem yapmıştık. 18 yıldır SOS’de çalışıyoruz. Bu gün de ilkelerimizde farklı bir şey yok. Kuruluştan bu yana aynı şeyleri ısrarla söylüyoruz. Biz o günden bu günkü tehlikeleri görmüşüz. Çevre politikaları günümüzde son derece fark edilir, asla vazgeçilmez oldu. Küresel ısınmadan sonra doğal kaynakların önemi gündeme geldi. İşin özüne dönersek önce ekolojiden bahsetmemiz gerekecek. 1700 den evvelki yıllarda canlı varlıkların cansız varlıklarla birlikte uyum içinde bir yaşam zinciri oluşturmasına ekosistem denmiş. Bu zincirin bir halkası kopsa denge bozulur. Orman ekolojisi var. Ağacın gövdesi, dalları, yaprakları, üzerinde yaşayan canlılar, ormandaki toprak, toprakta yaşayan canlılar, yaban hayvanları, ormanın verdiği ürünler orman ekosistemidir. Bunun gibi Delta Ekosistemi, Göl Ekosistemi gibi sistemler var. Doğal dengenin sürmesi için, oksijen, azot, karbon dioksit, fosfor kendi içinde dönerek canlılarla birlikte varlıklarını sürdürüyor. Jan Jack Rouso zamanında bilim adamları çalışmış, paradigmalar kurulmuş. Dünyayı eşit paylaşan canlılar arasında insan lehine eşitsizlik bozulmuş, endüstri gelişince insan hakimiyeti daha da fazlalaşmış, gelişmiş ülkeler kirlenmeye sebep olmuş. Daha sonra bu ülkeler çevre yönetimlerini oluşturmuşlar. Sosyalist Sistem güncelliğe pek uymayan sistem olduğu için çevre kirletildi. Kirletilmemeliydi. Emek, sermaye ön plana çıkarılmış, doğa ihmal edilmiştir. Marlks kirlilikten en çok fakir insanlar mağdur olur demiştir. Uluslar arası anlaşmalardan en çok zengin insanlar yararlanır. Sosyalist sistem dağılınca, kapitalist sistem ön plana çıktı. Kapitalist Sistem kişisel çıkarlara dayanan sistemdir. Bütün derdi kar, kar, kar. Para, para. Bu sistem önce kendi içinde gelişti, sonra da az gelişmiş ülkelerde egemenlikler kurarak, onları savaştırarak, bölüp, parçalayarak planlı şekilde bu ülkeleri kullandı. Planları kirleten öder. Çok para kazanalım, daha sonra doğa kirliliği ile ilgileniriz. Dünyanın bütün canlıları dünyadan eşit şekilde pay almak zorunda. Gelecek kuşaklara bozmadan devretmek zorundayız. Kuşlar için, denizler için anlaşmalar yapılıyor. Ekonomik toplantılarda bile çevre ön plana çıkıyor. Ama düşünceler sözde kalıyor. Emperyalist ülkeler az gelişmiş ülkeler üzerinde planlar yapıyor, haritalar çiziyor. Sömüren emperyalisttir. Anlaşmaları 20 yıldır uygulamıyorlar. Kirletmeye devam ediyorlar. Şimdi de kendi halkları uyanmaya başladığı için kirleten teknolojiyi çok uluslu şirketler az gelişmiş ülkelere getiriyorlar. Onları çöplük olarak kullanıyorlar. Planları tüketime bağlı toplum yaratmak.. Her şey özelleştirilecek. Sistem aksamasın diye kendilerine uyan kişileri iş başına getirmeye uğraşıyorlar. Kendilerine uygun siyasi görüşleri destekliyorlar. Ortadoğu da kimin petrolü, kimin suyu, ormanı, madeni önemlidir planları hazır. Haritaları çizilmiştir. Kapitalist sistemin ürün seçimi, ambalaj, ulaşım, reklam konularında, genetiği değiştirilmiş tohum kullanılması konusunda baskıları oluyor. Tarımı ele geçiriyorlar. Ambalaj dayatmasıyla çevre kirliliği yaratıyorlar. Basını kullanıyorlar, reklam kampanyaları yapıyorlar. Kirli tohumlarını, asbestli gereçleri, kirli ilaçlarını bize getirip doğamızı tahrip ediyorlar. Altını bizde arayıp, çeliği bizde üretmek istiyorlar. Kapitalist sistem işgalcidir, kirletir. Bizi türbanla oyalarken emellerine ulaşıyorlar. İnsanların bazı şeyleri görmelerini engellerler. Çevre Yasası konusundaki talimatlar dışarıdan geliyor. Doğal denge korunmadan yasalar geçiveriyor. Toprak Yasası, Doğayı Koruma Yasası, Çevre Yasası böyle geçti. Dünyada en önemli ülkeler doğal varlıkları olan ülkelerdir. Emperyalist Ülkelerin gözü buralardadır. 2009 Dünya Formunun burada yapılacak olması bundandır. AB Türkiye’nin suları ne olacak biz karar verelim diyor. Topraklar yabancılara satılıyor. ÇET-Çevre Etki Değerlendirme raporlarına rağmen turizm ve maden yasası ormanlardan ön plana geçirildi. İşletmelerimizi yabancılara satıyorlar. Özelleştirme had safhada. Üretim azalıyor. Limanlar, tersaneler kuşatılmış. Bizde sistem şöyle işliyor. Önce el değiştiriyor, sonra yabancı ortak alınıyor ya da yabancıya satılıyor. 2/B den orman köylüsü değil yabancılar ve zenginler yararlanacak. Çevre politikalarımız son derece istismar edilmektedir. Türkiye bu konuda bağımsız davranamamaktadır. Partiler, STK’lar bir araya gelmeli, çoğalmalı. AKP gibi topluma, yayılma politikaları uygulamalıdır. Çoğalmalıyız. SOS gibi düşünenler, Atatürkçüler, Cumhuriyet ilkelerine bağlı olanlar, köy enstitülerinin değerini bilenler bir araya gelmeli” diyerek konuşmasını tamamladı.

        Konferans soruların cevaplanmasıyla son buldu.